Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1625
 

Ayrıldığında anladı ne kadar çok sevdiğini..

Ayrıldığında anladı ne kadar çok sevdiğini..
 

Ne güzel günlerdi?

Birlikteyken zaman su gibi akıyor, dünya sanki kayboluyordu etraflarında.

Sevginin, aşkın modern yaşamın gel-gitlerine kapılmadan olası en yoğun biçimini yaşıyorlardı.

Sokaklar soğuksa ısıtırlardı birbirlerini.

Ama bir eksik vardı sanki.

Sanki herşey gittikçe tersine dönüyordu.

Sanki yanlış yerde, yanlış kişiyle birlikteymiş gibiydi.

Garip bir ikilemdeydi şimdi.

Yanındaki kıza baktı, mutluydu o.

Çok mutlu.

Ne sorun olabilirdi ki?

Her gün birlikteydiler?

Hiç ayrılmadılar.

Tek tük konular dışında şiddetli tartışmaları olmamıştı.

Başka birisini mi istiyordu?

Yoksa hayat başka bir kızı karşısına çıkaracak ve herşey değişecek miydi?

Bu düşünceler etrafında yürüyordu artık.

Birden kızın sesiyle kendine geldi.

''Neyin var?''

''Hiiç, hiç yok birşeyim. Şurda iyi bir cafe var gidelim mi?''

Beyaz yalanlara başvurmayalı uzun zaman olmuştu.

*

Bir başka gün.

Bir başka sabah.

Etrafta başka insanlar.

Arabalar, ağaçlar, kuşlar..

Bir dakika.

Ne zamandan beri çevreyi algılayabiliyordu?

O sihirli anlara ne oldu?

Birden kararını verdi.

Yüzüne masumca bakan kıza bir saniyede haykırdı ayrılmak istediğini.

Bu böyle süremezdi?

Kız şaşırmıştı.

Neden diye sordu.

Anlamak istedi.

Ağlamak istedi.

Anlatmaya çalıştı kendince.

Anlatamadı.

Ya da o anlamak istemedi.

Ne farkederdi ki?

Bitmişti ona göre.

Kalkıp gitme vaktiydi şimdi.

Gidecekti ve artık hayatında o olmayacaktı.

Kalktı.

Arkasında gözü yaşlı bir genç kızı bırakarak uzaklaştı.

Kız kaybolana kadar izlemişti onu.

*

1 hafta geçti

7 gün.

168 saat.

1440 dakika.

Yalnızdı şimdi.

Mutlu muydu?

Hayır.

Yine ikilemler başlamıştı içinde.

Yine düşünceler.

Yine o karamsarlık?

Ne oldu gene?

Ayrıldı ya işte.

Bitti.

Şimdi yanında olsa.

Ona sarılmak ne güzel olurdu.

Hayır, hayır.

Düşünmemesi lazım.

Telefonu eline aldı gayri ihtiyari.

Aramak istedi.

Yapamadı.

Bitmişti ya.

Belki de başka birisini bulmuştur.

Ne acı.

Onu istiyordu şimdi.

Ben ne yaptım diye ağlamaya başladı başını ellerinin arasına alarak.

Erkeklere özgü bir ahmaklık olabilir miydi bu?

Duvarları yumruklamak, sağa sola saldırmak istiyordu.

Tek ihtiyacı olan şey biraz zamanmış oysa.

Biraz zaman.

Ayrıldığında anladı ne kadar çok sevdiğini.

*

Bir düşünün.

Anımsayın.

Ayrıldığında sevdiğinizi anladığınız birisi oldu mu?

Özgün Kaplama

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ilk balarda hersey cok iyi sanki bitmiyecek gibi ama sonrasinda husran ve kayiplar ardindan pismanliklar ve ozlemler ,keskeler selamlar

sekerpinari 
 17.12.2007 2:19
 

demişler? kaybedince kıymet bilinirmiş. yazık ki çoğu şeyde bu geçerli.

Yine Yeni Yeniden 
 16.12.2007 10:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 309
Toplam mesaj
: 54
Ort. okunma sayısı
: 1353
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Küçük bir kız çocuğu masumiyetidir yazmak, her satırı her cümleyi her kelimeyi tekrar tekrar gözden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster