Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '11

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
794
 

Ayrılığın somut sessizliği

Ayrılığın somut sessizliği
 

Okulum


Öğretmenliğe ilk adım atışım, duygu karmaşası doruklarda ve bir gece aniden yazılan yazı... 

14 Aralık 2010 salı. Saat 17.30. Son kez evimde yemek inanılmaz keyifli. Annemin şunu da ye, bundan da ye demesi hüzünlü. İşte bu duygularla son kez bakıyorum oturma odasına, mutfağa, odama, salona... Koca koca bavullar, takım elbiseler. Gömlekler jilet gibi ütülenmiş. Artık hazırız. Aldık bavulları elimize, atladık arabaya gittik otogara. Otobüse son 15 dakika. kelimeler boğazda düğümlenirken zoraki bir gülümseme var suratlarda. Vee muavinden gelen ses:
- Uşak yolcusu kalmasınnnn! 

Son sarılmalar, en kısa zamanda görüşme ümitleri. Ayağını bastın mı otobüsün basamaklarına dönüşü yok, girdin artık hüzünlü yalnızlığa. Böyle başladı işte benim de yolculuğum. 1 saatlik Uşak yolculuğu 18 saatlik Diyarbakır yolculuğunun habercisi gibiydi sanki. 

Uşak otogara iniş ve otobüsün kalkacağı perona gidiş, hava yağmurlu. Gönlüm de yağmurlu. Botlarım yerdeki su birikintilerine dokundukça oluşan halkalar, sanki içimdeki haykırışlara tercüman oluyor, büyüyor büyüyor ve en sonunda çaresizce tükeniyor. 

20.30'da hareket etmesi gereken otobüs gelmek bilmiyor, yetkililer yeterli açıklama yapmıyor. Sıkıntılı bir maceraya başlangıcın ayak sesleri. Yürekler çarparken, eller titriyor. Titreme konuşmalara da yansıdığı için fazla konuşmamak, ihtiyaçları jest ve mimiklerle halletmek en güzeli. 

Nihayet 22.30'da gelen ve alelacele binilen otobüsle çıkılıyor yola. Biner binmez otobüse, etraftan garip bakışmalar. Uzun bir yolculuk, molalar. Ve nihayet ayrılığın somut simgesi TOROS'lar Gülek Boğazı. Karlı kayalıkların arasından geçmek ürkütücü. Ve nihayetinde Çukurova, Gaziantep, sonrası ise şaşkınlık. Etrafa garip garip bakmalar, değişik mimariler. Fırat nehri üzerinde balık arayışı içindeki martılar. Akıntıya karşı bir dalış ve kendisine doğru gelen balığı hiç zorlanmadan mideye indirme. Herkes ekmek derdinde. Biz neden bu yoldayız, düşünceler ve martıyla kader ortaklığı. 

Şanlıurfa, Siverek ve nihayetinde Diyarbakır. Otogarda inildikten sonra İl Milli Eğitimi bulma çabaları. Taksi tutma ve İlk kişiyle konuşma: Taksici! Diyarbakır hakkında sohbet, şehirden geçerken taksicinin bize yaptığı rehberlik ve İl Milli Eğitimden vazgeçip Öğretmenevi'ne yönelmek. Kalınacak odaya çıkmak ve o geceki uyku mabedine uzanmak. 

Erkenden çöken uyku ve yıllardır bu kadar erken yatmak. Sabah kalkıp 1 hafta sürecek yetersiz kahvaltıyı iştahsızca yemek ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde ele geçen kararnameyle unutulan açlık hissi. İlçe garajında ufak bir bekleyişten sonra Çermik minibüsleriyle bir başka yolculuk daha. 

Çermik'e geldikten sonra bir sürü idari işlem daha ve öğretmenliğe adım atmak. Köye gitmek için araç bulma çabası da cabası. Zar zor bulunan araçla köye zorlu bir yolculuk. Taksiciyle uzun sohbetler, geçilen köylerde kendi köyümü bulmak için yapılan ufak sohbetler. 

Köye geldikten sonra okuldan gerekli evrakların alınması, oradaki öğretmenlerle tanışma ve lojmanın incelenmesi. Akşam karanlığını yaran aracın farlarıyla etrafı görebilmek için şoför tarafından verilen bezle buğulu camları silerken çıkan sesin kulaklarda yarattığı küçük melodi. Çermik Öğretmenevi'nde geçen 3 gece ve yeni arkadaşlıklar. Geçmemesi istenen günler, göçebe yaşam tarzı ve ranza yataklar. Öğretmenlikte öğrenciliği yaşamak adeta. Babanın da ranzada rahat etmek için kıvrandığını görmek çıldırtıcı, ama onun yanında olması rahatlatıcı. 

Yapılan ufak tefek alışverişler, ve köye gitmek için yine araba bulma arayışı. Bulunan araba ile 19 Aralık öğle saatlerinde yine uzak köy yolu. Eve yerleşme, yatağı hazırlama ve köy muhtarının akşam yemeği daveti. Sabah baba yolcu edileceğinden erkenden yatma ve 6'ya kurulan saatle irkilerek kalkma. Güneş doğmamış, tan ağarmış, hava açık. Yapılan kahvaltı ve minibüsü beklemek için dışarı çıkmak. Her adımda hüzün, her adımda isyan, her adımda özlem dolu. Baba uzaklaşırken arkasından bakmak, onun sıcaklığını hissetmek ve iyi dilekler. Minibüse bindiğini görmek, minibüs dağın arkasında kaybolana dek onu izlemek. 

Ve motor sesleri kesildikten sonra geriye kalan ayrılığın somut sessizliği!!! 

Horoz, eşek, inek ve tavuk sesleri............. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahmet hocam alışmışsınız umarım çermiğe alışmak kolay olmasada alışmak zorund akalıyor işte insan öğretmen olmak böyle birşey day bayır demeden illede eğitim...kolaylıklar...

suzan yasar 
 03.06.2011 10:52
 

Geçici bir dönem tabi ki bu. Ben sizden çok daha şanslıyım. İlk olarak Antep merkezde bir okulda çalıştım. Okurken bana ait bazı anılar da canlandı gözümde ama herşeye rağmen öğretmenlik güzel meslek...

Burcu Ege 
 14.05.2011 16:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 421
Kayıt tarihi
: 05.05.11
 
 

Uzunca bir eğitim hayatından sonra öğretmenliğe genç denecek bir yaşta adım attım. Diyarbakır'ın Çer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster