Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Psikolog ve Aile Danışmanı Merve Savaşkan

http://blog.milliyet.com.tr/mervesavaskan

02 Temmuz '18

 
Kategori
Psikoloji
 

Ayrılık Acısını Es Geçmeyin

Uzun yıllar birlikte olduğunuz patneriniz ile bazen işler yolunda gitmeyebilir. Herkesin mutlu son görmek istediği ilişkiniz beklenilen mevkiye gelmeden, beklemediğiniz bir ayrılık ile bir anda sonlanabilir.  Ani kavgalar, fikir ayrılıkları, sınır ihlalleri, aile uyuşmazlıkları, ihanetler, inatlaşmalar, güç savaşları, uyumsuzluklar ve sadakatsizlik gibi benzeri durumlar ilişkilerin bitme nedenleri arasındadır. Kendinize benzettiğiniz, ortak birçok yönünüz olduğunu zannettiğiniz ve hayranlık duyduğunuz patneriniz ile birden son durağa gelebilirsiniz. Geçirmiş olduğunuz zaman, anılar, mücadeleler, fedakarlıklar, hayalleriniz, iyi ve kötü tüm yaşantılarınız birden çöp olmuş gibi hissedebilirsiniz.

 Özellikle bir tarafın tamamen istekli olmadığı ayrılıklarda, kişiler ayrılık sonrası üzülmeyi reddedebilirler. Bu kabullenmeyiş ile kendinizi ayrıldıktan sonra da mutlu görünmek, acı çekmiyormuş gibi davranmak ve sanki uzun süredir aranılan özgürlüğe kavuşulmuş gibi bir role sokmak olağandır. Çünkü kişi ayrılıkla birlikte, yasını da reddetmiştir. Kabullenilmeyen ve eksik yaşanan acılar evinizin ortasında oturmuş bir fili görmemeye benzer. Ayrılık sonrasında hızlıca değişen duygu durumunuz aslında ayrılık acısını hemen atlattığınız ya da hiç üzülmediğiniz anlamına gelmediği gibi kişinin bu üzüntüyü bir süre yaşaması sağlıklıdır. Şöyle ki ölüm, ayrılık, boşanma, travma gibi tüm durumlarda bir kayıp vardır. Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde o kişiyi bir daha göremeyecek olmakla birlikte, kişi ile olan aranızdaki ilişkinizi ve bu ilişkideki rollerinizde sonlandırmışsınızdır. Boşanmalarda da benzer durum vardır yalnızca eşinizden ayrılmazsınız karılık kocalık rolünüz de yaşamını yitirir. Sadece bir insanın kaybı değil ,herhangi bir travmatik durum yaşadığınızda bir nesne üzerinden de kaybınız olabilir. Arabanız çalındığında, cüzdanınız kaybolduğunda bir nesnesel kayıp vardır. Her kaybında yaratacağı bir duygu vardır. Bu duyguyu atlamak o duyguyu yok etmeyeceği gibi olur olmaz bir zamanda tekrar karşınızda dirilmesini sağlayacaktır. Her kayıptan sonra mutlaka o kaybın yasının yaşanmasına insani olarak ihtiyacımız vardır.

Tüm ilişkilerde geçen iyi kötü zamanlar olduğu gibi, geçmiş yaşantınız ayrılıkla birlikte çöpe gitmemiştir. Mutlaka geçen güzel günlerin yaralı deneyimleri, mutlu anları olmuştur ve zaman boşuna akmamıştır. Kötü günlerinizin de size kattıkları vardır mutlaka şuan ki haliniz ile önceki halinizin farkının inşasında görevli olmuşlardır. Bu yüzden her ayrılık, her kayıp üzüntüyü ve bastırılan duyguları yaşamayı hak eder. İlişkiniz ve patneriniz ile birlikte sevgililik rolünüz ve bu role ait tüm davranımlarınızı da kaybetmişsizdir. Ayrılığın vereceği acıdan kaçmak, yok saymak ya da görmezden gelerek kendinizi farklı hissetmeye zorlamak, halının altına tozu süpürmekten başka bir etki yaratmayacaktır. Yasınızı belli bir süre yaşanmanız bu yüzden gerekli ve olağandır. Belli bir süre sonra kabulleniş ve yeni hayata alışma evreleriyle kişiler kendilerini toparlamaya yeni düzenlerini oluşturmaya başlayacaktır. Ancak bazı durumlarda yaşanması gereken yasın süresi fazlaca uzadığında kişi psikoterapi almaktan çekinmemelidir. Ayrılığın acısını bastırarak biriktirmeden yaşanmasına izin vermek, sizi daha hızlıca acınızdan uzaklaştırmaya yarayacaktır…

Psikolog& Aile Danışmanı Merve Savaşkan

www.mervesavaskan.com

intstagram: @izmirpsikologum 

Ali Ekber Ataş, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hafta içinde gün yok ki, travma yaşayarak okula gelmeyen öğrenci olmasın.Mutlak, en az beş on tanesi ağır travmalarla geliyorlar okula. Ya büyük bir sessizliği gömülüp, yalnız yanındaki arkadaşının dışında kimseyle konuşmuyorlar ya da arsızlığa verip hem dersi kaynatıyorlar hem de okulda, büyükse küçükler üzerinde terör estiriyorlar.Ayrılıkları yaşamak biz büyükler için, her zaman yinelenmese de, yaşam deneyim olan bizler işçin, çocuklara nazaran daha kolay üstesinden gelebiliyoruz.Sözün özü; her ne olursa olsun,"insan yaşadığını söylüyor" ve bu sorunu bizatihi en ağır travmayla yaşamadan da açamıyor.Hele bizim gibi kapalı toplumlarda, değer yargılarının ağır baskısı altında, psiko-terapi alan biri için, bir başka travma biçimi oluyor ne yazık. Yazınızdan, bir öğretmen olarak çok yararlandım.Ne ki, yazdıklarınıza katılmakla beraber, deyim yerindeyse yaşamın nirengi noktası, mihenginde olan biz öğretmenler için bu, karşılaştığımız gerçeklerden uzak,iyimser bir yazı olmuş. Ali Ekber Ataş

Ali Ekber Ataş 
 10.07.2018 9:45
 

Önerilmesi mutlak bir yazı. İnsanın iç dünyasında olup bitenlerin,gerçek yaşamda karşılaştığı zorluklarla aynı doğrultuda artması, kişiyi, kaçınılmaz bir çıkmaza sürükleyecektir. Mesele, sizin de ısrarla vurguladığınız "Ayrılığın acısını bastırarak biriktirmeden yaşanmasına izin vermek, sizi daha hızlıca acınızdan uzaklaştırmaya yarayacaktır." sözünüzün, yaşam gerçekliğinde kaçımızda karşılık bulduğu meselesidir. Ben bir öğretmenim, yazınızda sözünü ettiğiniz en büyük ve temel sorunların başında gelen "AYRILIK" evet, karşılıklı ilişkide kişileri yaralıyor, lakin, bundan en çok da varsa eğer çocuklar yaralanıyor.

Ali Ekber Ataş 
 10.07.2018 9:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!