Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
4422
 

Ayrılık hikâyeleri

Ayrılık hikâyeleri
 

"Önce ellerim kurtulacak ellerinden, bir kuru dal ağaçtan kopar gibi..."


Bir huzuru resmeden şehir, maviliğini giyinmiş rüzgarını estirirken denizden, seyrinde akarken zaman, hafiften esen rüzgar dindi birden. Denizin mavi yalazı griye boyandı.

Ne söylediğini, neye baktığını umursamaz adam, kazma sapı tutar gibi tutuyordu bir eli. Kadının yağmur bulutu olup doldu birden gözleri. Baktı, hep duyageldiği ve yankısını yitirmiş o sevi sözlerini söyleyen gözlere. Sonra da kanı çekilmiş gibi çekti elini

Ayrılalım diyebildi sadece.

Kaldı adam, rüzgarda son sigarayı son kibritiyle yakamamış, denize düşmüş de sarılacak sözü kalmamış gibi. Alışmış bir özensizlikle tuttuğu o el birden değerleniverdi. Eksilmişti ellerinde yapma bir gülle çekilmiş fotoğraftaki mutlu halleri. Kadın bakmadı geriye, “bunu mu sevdim, sevdiğim buysa ben kimim” diyen yitik zamanlı sorular girdabında attı kendini uzaklara.

Ayrıldılar…

***

Adam ne söylese kelimeler dilinde lime lime…Seviyor sevmesine Tutuşmuş da eli birbirlerinden düşmesinler gibisine. Ama yollar var; yıllar, istemeyenler, engeller… Hepsi güç birliği etmişçesine dolaşmış sevgilerine. Ne yapsa ne etse olmuyor bildikleri gibi işte. Sade bildikleri bir şiir dolaşıyor ezgili bir çaresizlikle…

“…
Kadın sustu.
Sarıldılar
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
Ayrıldılar” *
Kenetleniyorlar birbirine, ayrılacaklarını bile bile…

***

Bir mısranın mahremiyetinde geçen gecenin ucunda sabahla buluştu adam. Uyanınca içine düştüğü dizeye yükledi bir anlam. Sevmekti bu tastamam. Ama “sevgim acıyor” ** diye acıyla sayıkladı. Kadri bilinmemiş, dizeleri kim vurduya gitmiş bir şairin yitik sevdasıydı içindeki. Kim bilir belki ölümünde değerlenecekti. Yine de görünmeseydi gözüne; elini sallayıp gürültüye getirdiği tekinsiz gecenin hep üstüne yürüyen hüzünleri. Ne olurdu gelmeseydi aklına, üstüne titredikçe toprağında kuruyan çiçekleri, biraz uzak dursaydı yalnızlığın kalabalık anlamları …

Şimdi mırıldandığı sadece kendinin duyduğu yarım bir veda havası…

***

Kendi “yalnız sevdasıyla” baş başa geçen onca yıldan sonra şimdi bahçesinde kurulu o salıncak gibi içi; bir zamanlar doluymuş da boşalmış sanki. O yüzden satılığa çıkarmış kadın evini, evdeki eşyalarına sinmiş tüm hatıralarını... Biliyor otursa salıncağa, bırakacak kendini anıların kucağına. Anlayacak; kalmamış o salıncakta bir sallayanı.
Satmasına satılık da, ya evinin kıyısında kendini attığı, içini döktüğü denizi, onu usul usul dinleyen sırdaş dalgaları ne yapmalı? Bazı anlar, anılar içinin tavan arasına sıkıştırıp arada baktığı bir fotoğraf albümü gibi. Kıyamaz ki hiçbirine. Buruk bir gülüş gelir yerleşir yüzüne, kalakalır sahibinden satılık hüzünleriyle …

***

Bugün, kaç ayrılık hikayesi yazıyor hayat, kaç söz vermiş göz , el , yürek koptu birbirinden. Bilinmez! Dünya kadar eski bu hikâyeler, her faninin içinde az çok yer eder.Döndükçe dünya, yaşanmış ama hep yeniymişçesine acıyla kendini tazeler.


* Nazım Hikmet- Bir ayrılış hikâyesi
** Turgut Uyar - Acıyor

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir ayrlık ki gözden toprağa dusen..

Hacer Teke 
 03.10.2017 8:29
Cevap :
Sağolun, selamlar  03.10.2017 16:35
 

Her ayrılık yürek burkar, acıtır insanı. Kimi aniden olur, hesapsızca. Kimisi sanıldığından daha zor ve uzun olur. Bir önceki geceden ezberlenenen cümleler gözlerinin içine bakıldığında uçuverir zihninden. Bilmediği bir dil ile konuşmaya çalışan birinin mahcubiyeti yapışır yakana, sus pus olursun bir anda. Gözlerin farkında olmadan anlatır birçok şeyi. Keşkeleri, pişmanlıkları, iyilik ve güzellikleri. Sana dair ne varsa bu ayrılığın içinde tek tek süzülür kirpiklerinin arasından. Ayrılık koyar insana, erken ya da geç olması değiştirmez neticeyi. Avuçlarının arasından kayıp giden bir el değildir sadece, geç anlarsın. Okuduğum ilk ayrılık değildi halbuki, parmaklarımının ucundaki bu hüzün niye anlamıyorum. Yeni alınan bir kitabın kokusu sinmiş sanki mısralarınızın arasına, soluksuz kalıyor insan okurken. Yine de ayrılıklara alıştıramadım kendimi. Vedalar soğuk olurdu, üşüttüm galiba.. İlk kez düşüyorum sayfanıza notlarımı, son olmayacak eminim.

Private 
 25.11.2009 22:38
Cevap :
Ayrılık şiirsel ve imgesi bol bir hal..İlhamını da tesirinden alıyor."Bilmezler yalnız yaşamayanlar nasıl korku verir sessizlik insana, bir cana hasret bilmezler..." Ya da işte her ayrılık bir kavuşmaya gebe.Güzel ifadelerle süslemişsiniz ayrılık hikayelerini siz de.Sağolun.Selam, sevgiyle...  26.11.2009 20:48
 

Cenap Şahabettin'in dizelerinde'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,uğrunda ölen varsa yoprak vatandır'dan yola çıkarak acaba sevdaları anlamlı kılan ve ölümsüzleştiren de ayrılıklar mı acaba?Ayrılıklar olmasa sevdalar ve aşklar bu kadar kıvamlanmazdı ,derinleşmezdi,acıtmazdı ve pek de tadı olmazdı sanırım? Belki bu hayatın her alanında geçerli bir kural!!?Herşeyi anlamlı kılan aslında varlığı değil onun kaybı ve yokluğu ile farkedilen ve sonrasında ona atfedilen değer ile sınırlı.Ayrılığı yaşamak acıtsa da ,kırıp dökse de ,hayatımızı altüst etse de bu gerçeği kabullenerek ve her zaman başımıza gelebileceğini göz ardı ederek ve her zaman hazırlıklı olmak gerekiyor sanırım.Çok fazla yıkılmamak ve çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamamak için hiç kimseye fazla bağlanmamak ve hiçkimseyi hayatın merkezine koymamak gerekiyor sanırım!!?Ama o duygusal coşkunlukla bu nasıl yapılır bunu bilemiyorum açıkcası?Yazınız çok etkileyici ve insanın yüreğini sızlatan tarz da elinize sağlık...

ET 
 20.08.2008 11:24
Cevap :
Yola çıktığınız şairin dizeleriyle benim aramda hep bir mesafe oldu. Bir ilişki de kuramadım yazıyla arasında. Bu konu, incelik gösterip yorum yazdığınız hikayenin dışında bir konu. Kimseyi hayatın merkezine koymamak,bağlanmamak belki de kendi kabuğuna çekilip benliği bir zırhla kaplamak demek.Ne için yaralanmamak için. Zaman zaman yaptığımız şey.Nasıl yapılır, " ne yapmalı" sorusu yaşanarak cevabını buluyor esasında. Bağlanmadan boşlukta yaşamak pek mümkün değil gibi.Zira yalnızlık bir saltanat değil. Herşey oluruna varıyor. Zaman diyorum ben.Zaman...Teşekkürler, ilginize yorumunuza. Selam,sevgiyle...  20.08.2008 12:32
 

amaa saklımdasın eyy yarrr...:))

Hakan DURMAZ 
 15.08.2008 17:39
Cevap :
Teşekkürler, selam sevgiyle...  18.08.2008 8:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 1401
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1607
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

https://dilimdeki.blogspot.com/?m=1..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster