Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1195
 

Ayrılık

Dünya başınıza yıkılmıştır, tam yüreğinizin ortasında kocaman bir sancı vardır, sanki bir bıçak oraya saplanmıştır, nefes almakta zorlanırsınız.. Kimseyle konuşmak istemez, avutmaya çalışanlara tahammül edemezsiniz.. Kimse bilmiyor, anlamıyor gibi gelir..Artık eskisi gibi gülemez, konuşamaz, yaşayamaz sanırsınız..Hayat bitmiştir sizin için artık.. Bir an nefret eder ve o kişiyi öldürmek istersiniz, bir sonraki an ise sarılıp öpmeyi hayal edersiniz.. İçinizden hiçbir şey yapmak gelmez, yalnız kalıp sadece onu düşünmek istersiniz.. Bir uçurumdan aşağı yuvarlanıyormuşsunuz gibi hissedersiniz..Onunla gittiğiniz yerlerden geçerken, beraber yaptığınız şeyleri hatırlarken, kalbinizdeki bıçak daha da derine giriyormuş gibi olur….

Bu ve buna benzer duyguları herkes yaşamıştır hayatının bir döneminde.. Ayrılık acısı ölümün acısı ile eşdeğer tutulur bir acıdır. Hatta bazılarına göre daha ağırdır. Öyle olmasa üzerine bunca şiir, bunca şarkı söylenmezdi..

Ayrılık konusunu farklı bir açıdan ele almak istiyorum.. Birisinden ayrılmak insanı neden bu kadar üzer ve insanın canını neden bu kadar acıtır? Neden sanki bir daha hiç aynı olmayacakmışız gibi hissetmemize sebep olur? Oysa hayatımızın ondan önceki döneminde de gayet güzel yaşıyorduk, gülüyorduk, eğleniyorduk.. O kişi bizim hayatımıza sonradan dahil olmuş olan bir kişi.. Böyleyken hayatımızın neresine koyuyoruz ki, gidişi bizde böyle bir duygu yaratıyor. Bu durumda ondan önceki hayatımızı hep yarım yaşamışız diye düşünmemiz gerekir.. Eğer bizim hayatımızda vazgeçilmeyecek bir yere sahip oldu ise, demek ki ondan önce hep eksik yaşıyorduk ve bunun farkında değildik.. Diyelim ki öyle…

Ama görüyoruz ki, bir süre sonra o yara kapanıyor hatta başka bir insanı hayatımıza alıyoruz ve benzer duyguları hissediyoruz ; yeniden gülmeye, mutlu olmaya, hayatın güzelliklerini fark etmeye başlıyoruz.. Kısaca başka birisine aşık oluyoruz.. Ama hayat bu, bu kişiden de ayrılınca tekrar aynı duyguları hissediyoruz. Her ayrılıkta aynı duyguları hissediyor olmamız çok mantıklı gelmiyor bana..

Bir önceki düşünceye dönersek; giden kişinin bıraktığı boşluğu bu kişi dolduruyor ve bu da gidince yine aynı boşluk hissini ve acısını yaşıyoruz. İnsanın aklına şu soru geliyor, neden hayatımızda sadece başka birisinin dolduracağı bir boşluğumuz var? Ve bu boşluk nedir?

Sevme ve sevilme ihtiyacı.. Bu boşluğun adını sevilme ihtiyacı olarak koyarsak her zaman birilerinin bizi sevmesine muhtaç oluruz demektir..Bu da bir çeşit dışa bağımlılık değil midir?

Başkasının bizi sevmesine ihtiyaç duymadan yaşayabilir miyiz? Eğer ki buna ihtiyaç duymadan yaşamayı öğrenebilirsek, o zaman gerçekten sever ve seviliriz....

İhtiyaç duymadan, herhangi bir boşluğu doldurmadan sadece sevmenin ve sevilmenin keyfini yaşar, eğer bitmesi gerekiyorsa da sevgi ile bitirebiliriz diye düşünüyorum..

Dilerim kimse ayrılık acısı çekmez..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kasaba meydanında dövüşmekten yorulan iki kovboy gibi Köşedeki bakkaldan 3 metreküp yasam satın alır gibi kimse anlamaz gibi kimse anlatmaz gibi küçük bir yaradaki büyük bir kabuk gibi kanar gibi kanatır gibi birliket kanar gibi onu düşünmüşssün.

77 
 09.02.2009 9:56
 

ayrılık acısı gerçekten zor bir acı..terkedilsek de, kaybetsek de, varolduğumuz için sevinmeliyiz..güçlü hissetmeliyiz kendimizi ama bazı yaş dönemlerinde böyle olamıyor insan malesef..güzel bir yazı..kutlarım..

Mehmet Önkibar 
 08.02.2009 14:19
Cevap :
Teşekkür ederim.  08.02.2009 21:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2351
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster