Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
271
 

Ayrılıkçı mı olmak lazım?

Ayrılıkçı mı olmak lazım?
 

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, yabancı bir gazete ile yaptığı söyleşide, beş yıl içerisinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yaklaşık on iki milyar dolarlık yatırım yapılacağını söylemiş. Ayrıca Kürtçe TV kanalının açılacağını da müjdelemiş(!).

Tabii ki Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yatırımlar yapılmalı. Bu bölgemiz hemen hemen her açıdan fazlasıyla geri kalmıştır. Kentsel altyapı eksiklikleri… Kırsal alanda altyapının yok denecek kadar az olması… Tarımsal arazilerin verimliliğinin düşük olması… Eğitim-sağlık gibi hizmetlerde aksamların yaşanması… Otoyol diye adlandırılan geniş ve asfalt yolların olmaması… Terör olaylarının yaşanması… İşte bu bölgede yaşanan sorunların ana başlıkları…

Fakat bu sorunlar sadece ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanmıyor. Başta Doğu Anadolu Bölgesi olmak üzere, Doğu Karadeniz Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi’nde de önemli sorunlar yaşanmaya devam ediyor.

Ben Erzurumluyum. Dedelerim ise Erzurum’a yirmi kilometre uzakta olan Özbek Köyünde yaşamışlar. Hala yaz aylarında Erzurum’a gittiğimde hafta sonları köyüme giderim. Fakat köyüm, Erzurum’un merkez köylerinden ve Erzurum’a yirmi kilometre uzaklıkta olmasına rağmen, orada hala kanalizasyon sistemi mevcut değil. Orada yaşayan insanlar, hayvanlarını besledikleri ahırları, ayrıca tuvalet olarak kullanmaktalar maalesef. Bir diğer önemli konu ise içme suyu: Erzurum’a bu denli yakın bir köyde, geçen yaz aylarına kadar şehir şebeke suyu mevcut değildi; köyün su ihtiyacı sokaklardaki çeşmelerden sağlanıyordu. Şehir merkezine, üstelik Türkiye’nin on altı Büyükşehir Belediyesinden biri olan bir şehrin merkezine bu kadar yakın olan bir köyde hala kanalizasyon sisteminin olmamasını nasıl açıklayabilirsiniz ki? Daha geçen yaza kadar içme suyunu sokaktaki çeşmelerden sağlamak zorunda kalan insanlara, hangi bahaneleri sıralayabilirsiniz?

GAP Projesi (Güneydoğu Anadolu Kalkındırma Projesi) dâhilinde, geçmiş yıllarda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne çok büyük yatırımlar yapıldı. Bunun en açık kanıtı, Harran Ovası’dır. Bu proje ile daha bilmediğim ya da adını sayamadığım nice yatırımlar yapıldı. 2004 yılına kadar GAP Projesi ile bölgeye yaklaşık on yedi milyar dolar yatırım yapıldı.[1] Peki ya DAP (Doğu Anadolu Kalkındırma) Projesi ne oldu? Devlet Planlama Teşkilatı’na göre, DAP ile bölgeye 80, 3–106, 9 milyar dolar arasında bir yatırım yapılmalıydı. Yapılacak yatırımların yaklaşık %20’si kamu harcaması olarak planlanmıştı ki, bu da yaklaşık 20–25 milyar dolar demektir. Peki sonuç? Maalesef DAP, gerekli kaynaklar hükümetler tarafından ayrılmadığı için günümüzde hala askıdadır.

Peki, Başbakan’ın son açıklamalarını ele alacak olursak; neden sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne böylesine büyük yatırımlar yapılıyor? Aslında cevabı çok basit: Terör. Terörü bitirebilmek için ayrıca Kürtçe TV kanalı da açılacakmış. Açılacak bu TV kanalı, Erdoğan’a göre; “Bölge için kültürel hakların sağlanması konusunda en önemli adım olacak.” Ayrıca TV kanalının açılmasını, terörle mücadelenin “kültürel kısmı” olarak tanımlıyor Başbakan. Terörle mücadele etmek için farklı bir dilde yayın yapan bir devlet televizyonu kurmanın etkili olacağına inanmıyorum. Hatta bu hamle, ülkemizde yaşayan farklı etnik kökene sahip diğer vatandaşlarımızın, kendilerini dışlanmış gibi hissetmelerine neden olabilir.

AK Parti hükümetinin uygulamaya koyduğu KÖY-DES ve BEL-DES projeleri ile bölgelerimize yapılan yatırımlar, bölgesel ayrımcılıktan uzak ve eşitlikçi bir anlayış doğrultusunda yapılıyor denilebilir. Fakat özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne, terör nedeniyle yapılan ve yapılması planlanan yatırımlar aklıma şu soruları getiriyor: Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve İç Anadolu Bölgelerine ayrıcalıklı yatırımların yapılması için, burada yaşayan vatandaşlarımızın da mı terör mağduru olması gerekiyor? Ya da bu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da mı terör örgütlerine sempati duymaları gerekiyor? Çünkü Başbakan’ın açıklamalarına göre bu bölgesel yatırımlar, terörle mücadelenin “sosyo-ekonomik” boyutunu oluşturmaktadır. Bu bölgelerde yaşayan vatandaşların devlete bağlılıkları, tuvalet ihtiyaçlarının ahır vb. yerlerde giderilmesi ile mi ödüllendiriliyor(!)?

İnsanların teröre sempati duymalarını engellemek amacıyla, bölgesel ve eşitlikten uzak yatırımlar yapılmamalıdır. Yine bu insanların sempatisini kazanmak adına, TV kanalı açılmamalı ve devlet televizyonundan farklı bir dilde yayın yapılmamalıdır. Eğer yapılacaksa da, sadece tek bir dil de değil, ülkemizde yaşayan ve farklı etnik kökene sahip vatandaşlarımızın tümünde aynı uygulama yapılmalıdır. Ülkemizde yaşanan terör olayları bitirilmek ve terör örgütlerine sempati duyanlar kazanılmak isteniyorsa, akılcı, ayrımcılıktan uzak ve birleştirici projeler hazırlanmalıdır. Yoksa birini kazanayım derken, on tanesini kaybedebilirsiniz.

[1] http://www.ntvmsnbc.com/news/322118.asp?cp1=1, 13.03.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1024
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster