Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
1147
 

Ayrılış ve yolculuk üzerine

Ayrılış ve yolculuk üzerine
 

Görsel: vb.arabseyes.com


"Ankara Ankara, / Ey iyi kalpli üvey ana! " demiş (C.Süreya)

"Yedi Tepeli Büyülü Kent " gibi değildir başkent birçok açıdan. Denize özlemi bir yana bırakalım, geceleri Çankaya’dan, Yukarı Ayrancı’dan ya da Dikmen sırtlarından baktığınızda o dümdüz ışık selinin bittiği yerlerden başlar deniz hayali kıdemli Ankaralıların. Sanırım bunu ilk söyleyen de ben değilim, tıpkı son söyleyen de olamayacağım gibi. Hele de o karanlık alana serpiştirilmiş ışık kümeleri de varsa şileplerinizdir artık onlar sizin, gün ağarana kadar hayal dünyanıza demirli. Kent dışı tüm dostlarınız da içinde. Kimi kaptandır, kimi tayfa ya da miço. Kaçak yolcu bulunmaz bizim şileplerimizde. Biletler yıllar öncesinin o derin ve mücadeleli paylaşımları sırasında kesilmiş olup eski ve buruşmuş bir halde, ceplerdedir zaten her daim.Adeta bir dostlar filosu demirlemiştir ışıkların bittiği yerlerin açıklarında ışıklar saçarak. Kalbinizden bir el çıkar balkonunuz boyunca ve el sallar onlara tüm gece boyunca.”… Gördüler mi acaba..?” telaşı, bastırılmaya çalışılır anason kokusu ve “Eski dostlar” şarkısının içli nağmeleri eşliğinde.

Diğer bir açıdan daha homojendir başkent, semt, semt, bölge, bölge daha eş görünümler verir yaşayan gruplar. Zaman, zaman ararsınız İstanbul’un o rengârenk yamalı bohça gibi her yeri kaplayan görüntü ve insan manzaraları çeşitliliğini. Nasıl deniz ve su özleminize pansuman hafta sonları Gölbaşı ve Eymir acil nöbetleri ise, yamalı bohça özleminizi de Ankara Garları’n da giderebilirsiniz. Cumhuriyetin o ilk yıllarının o ilginç Bremen garı örneği tren garı, Cumhuriyetin son yıllarının post-modern ve soğuk mimarisi ile nitelikli tenhalığı elele olan hava limanı pek öyle olmasalar da, benim bildiğim üçüncü kez yeri değiştirilerek yinelenen otobüs garı bu açıdan rengârenk görüntüler sunar dört bir yandan size.

Bu her şeyiyle çok yerleşik gibi duran başkentte, doğa ve duygu yasalarının kesin emirlerine itiraz etmeden ister istemez yaşanan arayışlar sonucunda, zaman da geçtikçe gönüldeki katlar hep artar, ama daimi iskâna bir türlü kavuşulamazsa. Oysaki kaçak yapılaşmaya hep karşısınızdır. Sayıları da giderek artan sevgililer nedense burada yerleşik değillerdir çoğu kez. Başkentin o yerleşik ve planlı atmosferine nazire yaparcasına.

Yolunuz otogara düşer sık sık. Erkenci pastanelerin sıcak poğaça, fırınların ekmek kokuları karışır buruk özlemlerin beşiğindeki kavuşma telaşlarınıza. Köklersiniz gazı. Soluğu o güzelim yamalı bohçanın içinde alırsınız. Uğurlamalar da ise tam tersi, gaza hafif temas, zamandan çalmalar. Nasıl olsa hem oyuncu hem de hakem sizsiniz. Yeter ki zaman aşılmasın veda öpüşmelerinin buruk ıslaklığında. Bazen de “küs” yolcu edersiniz sevdiğinizi, gönlünüzde yeni açılan o katın tüm sevgi eşyalarının üzerine yine de tozlanmasın diye, itina ile, beyaz örtülerle örterek.

İşte bu tür bir ayrılış sonrası mısralar dizilir zihninizde birer, birer;

İsteksiz bir uğurlama öncesi

Apansız bir tartışma ertesi

Üstelik hesapsız ve hazırlıksız

bir yalnızlık içinde

Sevda ile elveda arasında salınan duygu ibresi

Bir kış öncesi akşamı

daha da üşütürse yüreğini

Dayan sen yine de, sıcak tut anılarını ve tenini

Bilinmez, belki de kırağı çalabilir özlemler

fazla da geç değil

Tan vaktine doğru.

Belki göç eden leylekleri

İlk kez gören masum çocuk gözleri

İniş de hemen arar seni

Yedi tepeli kentin buğulu silueti içinde

Yüreğine üşüşen kırağı taneleri

Gökyüzünde ise sıra, sıra

Umutlar devşiren kuş sürüleri

Muştular belki de gelecekteki

Apansız, teklifsiz ve sımsıcak

sevişmeleri

Bunlar, belki de bu anlar işte

Yaşamı doyumsuz ve katlanılır kılan

Direnç imgeleri... (İ.Ersin K.)"

Yine de iyi kalpli öz ana, denizi olan bir yer mi ola!

Ana rahmi mucizevi bir su kütlesi, vücudumuzun ve dünyanın dörtte üçü de su ile kaplı olunca bu söz de her halde doğru ola, C.Süreya'da haklı ola...

İ. Ersin KABAOĞLU,

17 / 01 / 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ankara'da çok yaşanmışlıklarım var. Birden o günlere gittim, müthiş bir anlatım eline yüreğine sağlık.

Kerim Korkut 
 03.07.2021 7:43
Cevap :
Daimi ve ilgi beğeninize çok teşekkürler değerli yazarım.  12.07.2021 14:50
 

Etkileyici, hep anımsanacak satırlar ve duygular bunlar. Üniversite yılları(m) başkentte geçtiği için mi yoksa... Ama öyle olmasa da sanırım etkisi benzer olurdu. Elinize sağlık. Sağlıcakla kalın. İyi bayramlar.

ecemece 
 11.09.2010 17:39
Cevap :
Özellikle İstanbul'dan böylesi bir yorum gelmesi çok sevindirici ve onur verici. Zaman zaman tatlılığını kaybeden kentler arası bir rekabeti, ele ele tutuşmuş, aynı yolda ilerleyen bir kardeşliğe dönüştüren bir yorum olmuş sizinkisi... İçten teşekkürler, sevgiler ve iyi bayramlar dileklerimle...  11.09.2010 17:53
 

Ankara ile İstanbul hep karşılaştırılmıştır. Bir Ankara sevdalısı olarak bende hep bu tartışmada Ankara'yı savunmuşumdur. Ankara'da deniz yok dediklerinde onunla ilgili Ankara'da ki güzellikleri sayan ama her satır sonunda "Ankara'da deniz yok" ile biten bir yazıyla karşılık verirdim. Ama sizin bu yazınızdan sonra Ankara'da deniz yok dememe gerek kalmayacak artık. Teşekkür ederim

ukant 
 10.09.2010 0:51
Cevap :
Aslında başkent bir düşler kentidir. Düşlerimizde o en temel eksiğimiz, "denizimiz" de hep var olur. Başkentin kendisi insanları düşler dünyasına taşımaz, insan biraz da başkentte düş kurmadan yaşayamaz. Ya ülkeyle, yönetimle, sanatla, bilimle, sporla ya mutlulukla ya da iyi insanlıkla ilgili bir düşünüz olmalı ki buarada rahatça yaşayasınız! Düşlersiz yaşanmaz başkentte... Modern de olsa, sosyal-eğitim-kültür faaliyetleri çok elverişli olsa da, şu bozkırın ortasında. Ufuklar dağlarla, dereler az su ile, cüzdanlar az para ile, hayat "kamusal denetimle" sınırlıdır burada İstanbul ile kıyaslandığında... Yüreğiniz eğer bir düşe çağlayanlar gibi su taşımıyorsa, koskoca tarihi kale terkedilmiş, ilişkiler köhnemiş, memursu ve öğrencimsi kısır hesap-kitaplar arasında boğulmuş olarak kalırsınız! Bunun için bazı şeyleri karşılıksız yaparız biz. "Düş"lerimizi öyle kurarız! Kentimize, onun tarihine, varlığına, insanlarına ve mekanlarına övgümüzü de öyle... İçten teşekkürler ve dostça selamlarımla  11.09.2010 12:06
 

ankarada bana herşey standat gelmişdir nedense insanların yaşayış tarzları,sosyal yaşantıları,işleri giyinme tarzları bile.. ama yazınız ve şiiriniz beni bu kalıplaşmış düşüncemden çıkardı bir şehri tanımlamak ve sevmek lazım bu yazının sahibi gibi yüreğinize sağlık..

eflatun sokak 
 30.01.2008 14:10
Cevap :
Aslında daha saf, daha içten ve daha mütevazidir Ankara insanı bence İstanbul ve İzmir'lilere göre .Ama sanki bir tül perde ardından gizlerler bu durumu, bürokrasi koridorlarında zaaf oluşturmasın diye belki de.O yüzden siz böyle düşünmüş olabilirsiniz.Son cümlenizde saklı iltifatınız için de teşekkürler.Sevgi ve saygılarımla.  30.01.2008 14:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 3309
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2368
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster