Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
295
 

Ayrılış

İnsan ne kadar yaşar? 65-70 yıl. 20 yıl çocukluk, gençlik dönemi. Peki neler öğrenir 20 yılda? Ya da neler öğretilir o çocuğa? Tarih, coğrafya, matematik vs... Arkadaşlık, dostluk...

Bunlardan başka; olamayacağı şeyleri olmak istemesi öğretiliyor. Yapamayacağı şeyleri yapabileceği öğretiliyor. Zorla o durumun içine itiliyor. Zorla bu duygular empoze ediliyorlar. Ama her nedense, bunu yaptıklarının farkında olmuyor insanlar. Artık düşünmekten bıktım bunu. Çünkü ben onların istediği kişi olamıyorum. Ayda yedi yüz yetmiş beş lira için çalışmak güzel. Ama çalışırken başkalarına kul olmanın güzel olan tarafı ne? Her cümlenin başında "Müdürüm" demek zorunda kalmamın mazereti ne? "Müdürüm" demek zorunda kalıyorum. Çünkü bu lanet olası dünyada yaşayabilmem için paraya ihtiyacım var. Para için çalışmaya. Çalışmak için işyerine. İşyerimde çalışabilmek için işyerindekilerle iyi geçinmem lazım...

Bizim devrenin işe ilk girenlerindenim. Zengin olanlar kişiler haricinde 20 yaşında pek çok kişinin eline geçmeyen para benim elime geçiyor. Ama mutlu değilim. Neden bilmiyorum. Hiçbir şey yetmiyor. Bu para için, bir yere bağlanmak benim hoşuma gitmiyor. Ama lanet olsun ki buna mecburum.

Toplumun istediği insan oldum işte. İşe git. Eve dön. Akşam yemeği ye. ATV'de Mehmet Ali ERBİL'i seyret. Gece uydudan +18 kanalları izle. Polat ALEMDAR'ın kahramanlıklarını izle. Gazetede Sibel Can tanga giymiş bunu oku. Alın istediğiniz insanım. Sigaraya karşı duranların verdiği öğütlere karşı (sigara içtikleri halde!) sigara içtim. Nasılsın diye soran "büyüklere" istemediğim halde "hamdolsun" dedim. Alın işte. Esir ettiniz beni de.

Borçlarımı ödedikten sonra; terkedeceğim bütün "güzelliklerinizi". Alın dünyanız sizin olsun. Alın da başınıza çalın sevgilerinizi, aşklarınızı, paranızı, pulunuzu. Arkamda kalanlara benden bir zarar gelmeyecek şekilde veda edeceğim "harika" dünyanıza. Ne kadar sürer bilmiyorum. Ama eminim ki; ben gittikten sonra beni korkaklıkla anacaklar. Ne derseniz deyin. Beni iyilikle de anmayın. Kimse beni ben olduğum için sevmedi. Herkes işine yaradığım bir durum için sevdi. Müdür tek başına çalışmaktan kurtulduğu ve bilgisayardan anlayan biri yanında olduğu için, Sevgilim yanındaki adamda bulamadığı ve gençliğinde yapamadığı şeyleri bende gördüğü için, babam oğlu olduğum için, arkadaşlarım ya benimle dalga geçebildikleri ya da onlara arkadaş olduğum için, devlet ona hizmet ettiğim için... Ama kimse Mehmet'i Mehmet olduğu için sevmedi. Herkes kendine yarayan birşey için sevdi beni. Kime inanacağım? Bilmiyorum. Sizce kime inanmalıyım?

Ben artık kimseyi sevmiyorum. Kendimi bile.

Dediğim gibi. Borcumu ödedikten sonra, gideceğim. Beni sadece çiçeklerin köklerinin bulabileceği bir yere.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne zaman gidiyorsunuz,paranız varsa benim de borçları ödeyinde öyle gidin.Benim de pek aram yok hayat denen illetle,sizin gibi param olmadığı için biraz geç kalabilirim:))Yani benim iki sorunum var hem borçlarım var hemde parasızım:))Nedir bu isyan bu karamsarlık diye sormak saçma sapan bir durum biliyorum.Yaşamak kimisine göre sorgulamadan bütün isteklerini yaşayıp sonunda gitmek zorunda olduğu bir kara parçası.Kimine göre de evet bir kara parçası ama yaşadığın her anı sorgulamak zorunda bıraktığı bir dünya.Hangisi insanın yüreğini acıtır elbette ikinci durum.Siz kendinizi yormayı seviyorsunuz ama bu böyle gitmez...yaşamayı bir dilim sevmeniz dileğimle.

CEYLAN GÜRBÜZ 
 07.11.2008 16:22
Cevap :
Uzun bir süre var gitmeme. Bu arada ben de parasızım :)  08.11.2008 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 2825
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Amatör olarak şiir ve yazı yazıyor, bağlama çalıyorum. Teoman, Çetin Akdeniz, Arif Sağ, Müzeyyen Sen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster