Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
347
 

Ayşe Hanım' ın ölümü (4)

Ayşe Hanım’ın Ölümü adlı hikâye denemesi bir çırpıda kalemin ucundan dökülen satırlarla yazılmış, fakat gerekli görülmesi halinde içerik ve anlatım olarak olgunlaştırılabilecek mahiyette bir çalışma.

Geçen yaz tatiline yakın zamanlarda gazetede okuduğum bir haber üzerine aklıma düşenleri alel acele yazıp bunları kayda alma endişesi hâkim olmuştu bende. Olay, sıradan bir olgu imiş gibi görünse de kentleşme kültürünün, sanayileşmenin öncülüğünü yapmış bir ülke olan İngiltere’de toplumsal dokuda bir şeylerin pekte öyle zannedildiği gibi ince bir hesaplamayla yapı içinde yaşayacak, onunla bir uyum geliştirecek olan insanın mutluluğuna dönük dengeler ortaya koymadığını gösteriyordu. Doğal ortamından uzaklaştırılan, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına zamana karşı insafsızca yarışan ve çoluk çocuğunun yetişip büyümesini dışarıdan bir yabancı gibi izleme konumuna düşen anne ve babaların dramını anlatıyordu bu gazete haberi. Kırk yaşlarında evinde yalnız yaşayan bir İngiliz hanımın kalp krizi geçirerek ölmesi ve cesedinin ancak aradan bir yıl gibi bir zaman geçtikten sonra bulunmasını konu alıyordu haber. Trajedi, ailesinden haber alamayan çocukların eve gelmesi ve olayı görmesiyle ya da komşuların durumu fark etmesiyle ortaya çıkmıyordu. Trajedi, bir başka trajediyle açığa çıkıyordu. Banka hesaplarını inceleyen ev sahibinin bir yıldır ödenmeyen ev kirasını görmesi ve kiracısını mahkemeye vermesi, eve gelen bilirkişilerin evdeki tabloyu görmesiyle gelişiyordu olaylar. Gelişen teknoloji, bireyin mutluluğunu mu hedeflediği yoksa onun esiri olduğu gündelik koşuşturmalarından kendine ayırmak istediği bir dilim boş zaman bulma ihtirasına mı arayış olduğu tartışılabilir. İnsan, kendi eliyle yükselttiği medeniyetin bir yönüyle altında kalmıyor mu? İşte iklime bağlı sorunlar. Birincisi ve ikincisi yapılmış dünya savaşları. Belki de üçüncüsüne gebe gelişmeler ard, arda dünya gündemlerine düşmekte.

Her ne ise, Ayşe Hanım karakterin de bunalan bir insanın kendisi ve çevresiyle yaptığı hesaplaşmayı yaşam ve ölümü sorgulamasını kurgulamaya çalıştım.

“ .. Ayşe Hanım, kalp krizi geçirerek ölümüne neden olan, rüyalarında kâbuslar gördüğü o geceyi hatırladı. Hayatının son döneminde psikolojisi iyice yıpranmış, bozulan maneviyatı şuur altındaki çalkantılı, marazi ruh halini taşıyamaz duruma gelmişti. Uyanık olduğu zamanlarda rutin işlerle oyalanabiliyordu. Çoğu kez uykusuz geçen bir geceden sonra güne erken başlar, kapıya bırakılan gazeteleri alır, yudumlamakta olduğu kahvesiyle birlikte magazin haberlerinin büyük puntolarla yazılmış başlıklarını okurdu. Hafta da birkaç kez, öğleden sonraları hastaneye gitmek gibi bir alışkanlık edinmişti. Kendisini muayene eden doktorlara bitmek tükenmek bilmeyen ağrılarından uzun, uzun yakınır, doktorların hastalığını anlamaya yönelik sorularına kaçamak cevaplar verirdi. Her defasında doktorlara ayrı ayrı şikâyetlerde bulunur fakat yapılan tahlillerden sonra belirtilen nitelikte her hangi bir bulguya rastlanılmadığı söylenirdi kendisine. Doktora çıkmadığı günlerde evine temizlikçi kadın gelirdi. Ayşe Hanım temizlikçi kadının başından bir saniye bile olsun ayrılmaz, evin içinde gölge gibi peşin sıra dolaşırdı onun. Yaptığı her işe karışır, pek çoğunu beğenmez yeniden yaptırırdı. Zavallı kadın bir yandan az önce silip süpürdüğü odayı tekrar temizlerken öte yandan Ayşe Hanım’ın hastanede karşılaştığı kötü davranışlarla ilgili şikâyetlerini bilmem kaçıncı kez yeniden dinlemek zorunda kalırdı. Temizlikçi kadın alacağı üç beş kuruşun hatırına tüm bu sıkıntılara katlanır, yazgısına boyun eğerdi. Bir gün temizlikçi kadın aşırı yorgunluk ve bakımsızlık yüzünden hastalandı. Uzun bir süre işe gidemedi. Ayşe Hanım için bu süre çok sıkıntılı geçmişti. O günlerde evinin odalarında bir hayalet gibi dolaşmış, kendisi için geçmek bilmeyen dakikalarda kuruntularıyla baş başa kalmıştı. Temizlikçi kadın sağlığına kavuşup işe geri döndüğünde Ayşe Hanım dışa vurmasa da bu duruma çok sevinmişti…..”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 177
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1218
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

1965 Almanya doğumluyum. Atatürk üniversitesi İlahiyat fakültesi mezunu olup, öğretmen olarak çalışm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster