Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '08

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
3017
 

Ayvalık, Sarımsaklı, Cunda ve biz Türk’ler

Ayvalık, Sarımsaklı, Cunda ve biz Türk’ler
 

Ramazan ayı gelmeden son haftamızı yakın bir yerlerde değerlendirelim dedik. Önceden rezerfasyon yaptırmadık. Ona, buna nereye gidelim diye sormadık. Tamamen gelişi güzel çıktık yola.

Erikli’de, Yayla’da, Şarköy’de, Mürefte’de iki gecelik konaklamak için bir kaç yeri aradık. Telefondaki ilk ve son cümle hep “doluyuz efendim” diye bitiyordu. Hadi o zaman Çanakkale’yi geçip Bozcaada’ya gidelim dedik. Birlikte gittiğimiz arkadaşlarımız adaya birden fazla gitmişler. Öve öve bitiremiyorlar. Daha önceden kaldıkları pansiyonları aradılar. Yine hüsran yine hüsran. Bağbozumumu ne varmış. Gerçekten hiç kalınacak yer yokmuş. Biz yer ararken Ezine’ye geldik. O zaman Asos’a gidelim dediler. Bu sefer de biz, daha önceden Asos'a gittiğimiz için oraya gitmek istemedik.

Küçükkuyu, Altınoluk, Akçay derken hafta sonu için Saroz’a diye yola çıkmış, 500 km yol yapmış, 6 saat direksiyon sallamış ve kendimizi Ayvalık’da buluvermiştik.

İzmir’de sekiz yıl kalmama ve eşimin İzmir’li olmasına rağmen Ayvalığa hiç gelmemiştik.

Daha önce Ali Gülcü’nün Cunda ve Ayvalık ile ilgili harika yazılarını bildiğimden buraya hep gelmek istemiştim.

Birlikte yolculuk ettiğimiz arkadaşlarımız buraya defalarca geldiklerinden nerde kalınacak, ya da nerde ne yenilecek, kısmında hiç zorlanmadık. Kendimizi hemen Sarımsaklı plajına attık. Denize girdiğimiz an bütün yorgunluğumuz ve uykusuzluğumuz kaybolmuştu. Akdenizin tadı başkadır ancak Sarımsaklı’yı çok sevdim. Ege Denizinin en güzel plajlarından biri olmayı hakediyor.

İlk dikkatimi çeken plajın çok kalabalık olmasıydı. Şezlongumuza uzandıktan sonra ise hayatımda bu kadar çok seyyar satıcıları bir arada görmediğimi farkettim:

Meyveci geldii, meyveciiiii...”

“Simitciii geldi, çıtır bunlar, var simmitt”

“Kaynamış, kaynamışşş, haşlanmış mısırcııı”

“Midyecii, var midye”

“Helvacı, var taze helvaa”

“Evet.Gözlükcü geldii. Var mı gözlük isteyen?”

En beğendiğimiz ve tadına doyamadığımız incir ve midyeydi. İki gün boyunca Sarımsaklı’dan çıkmadık. Her öğlen meşhur Ayvalık tostu ile karnımızı doyurduk. Gerçekten Ayvalık tostunu Ayvalık’da yemek gerekiyormuş. Cumartesi gecesi Cunda adasında çok güzel bir akşam yemeği yedik.Yemek olarak balığı, benzer kalitede bir çok yerde tatmışızdır ancak mezelerin tadı damağımızda kaldı. Karidesi, midyesi, ahtopot salatası, deniz börülcesi, patlıcan böreği müthişdi. Niyetli niyetli canım da çekti ama ne yapayım gerçekten harikaydı.

Yemekten sonra Cunda’yı gezdik. Bozulmamış mimarisi, eski ara yolları, satış yapan satıcı insanların sıcaklığını unutmayacağız. Sanki başka bir ülkenin şirin bir adasını ziyaret etmiştik. O kadar değişik şeyler satıyorlardı ki bir kaç hediyelik eşya almadan yapamadık.

Ancak bu kadar iyi izlenimler yanında gözümüz istemediğimiz şeyleri de görmüştü.

Hayatımda bu kadar çok kediyi daha önce Buca’da görmüştüm ama bu kadarını değil. Bu kadar çok kedi olunca ister istemez bazı sokakların kedi bk. kokmasına şaşırmamak lazım.

Denizi ve kumsalı çok güzel ama insanlarımız neden bu kadar pis? Kumsalda yüzlerce çöp var. Ama ağırlıklı olarak tabiki çekirdek kabuğu, izmarit, pet şişe kapağı. (Türkiyenin her yerinde aynı maddeler yerlerde).

Bu kadar güzel bir ülkenin nasıl bu bu kadar çirkin vatandaşları oluyor anlamıyorum. Gözümüzün önünde sigarasını biraz sonra gireceği denize atıyor. Birayı içiyor, içtikten sonra kutuya deniz suyu doldurup açığa atıyor. Adamın gözünün içine bakıyorum ki yediği çam fıstığı kabuğunu denize atmasın. Yok anlamıyor. Dayanamadım, sordum: “Neden kabuklarını denize atıyorsun?”

“Bunları mı? Bunları balıklar yer, bi şeycik olmaz” dedi. “Onları balık ne yapsın, bu kadar sert kabuğu nasıl yesin be abicim atma şunları” dedim. Adam iki dakika sonra yanımızdan uzaklaşmıştı.

Kuma yediklerinin çöpünü bırakanlar, deve güreşi yapanlar, içki içmesini bilmeyenler, küfrederek yüksek sesle konuşanlar... Hangi birini uyaracaksınız, hangi birine “yapma, atma” diyeceksiniz.

Bütün gelenler o güzelim Sarımsaklı kumuna bir izmarit gömse ki gömmüşler, bir sonra havluyu kuma sererken rahatsız olmayacak mı? Gittiği piknik yerlerinde çöplerden oturacak yer bulamadığı zaman daha önce kendi bıraktığı çöpleri hatırlamayacak mı?

Dört yaşındaki oğlum Mert arabada ya da dışarıda çöp atmaz. Bana verir. Çünkü öyle öğrendi. Ya da denize girdiğimizde “çişim geldi baba” der. Birlikte tuvalete gideriz. Biz o kadar sık tuvalete gittik ki her yerde öbek öbek insan kalabalığı varken bir tek tuvalette insan yoktu. Bu kadar insan, bu kadar çocuk, hiç birinin mi gelmiyor çişi!!!

Gidip geldiğimiz 1000 km boyunca arabaların, kamyonların camlarından o kadar çok çöp atan gördük ki. Ya camdan atılan hala yanan izmaritler! İçiyorsun madem bu bk, neden arabandaki küllük denen yere söndürüp atmıyorsun. Bakın Çanakkale’den geçen yol kenarlarında ağaç mağaç kalmamış, hepsi yanmış. Lanet olsun bu cahil vurdum duymazlığa, lanet olsun bu ucuz boş vermişliğe, lanet olsun arabam kokmasın diye ormanları yakan bencil zihniyete. Sonra da haberlerde izleyince “yazık oldu” diyenlere. Bu duyarsız, kuralsız, etkisiz, tepkisiz, cahil, bencil toplumun bir ferdi olduğumdan ve gözlerimin bu pisliklere şahit olmasından çok üzülüyorum.

Yeni nesillerle düzelir mi?

Düzelmez ...

Çoğunluk böyle olduğu sürece, çoğunluğun çocukları da kendileri gibi olacak. Çocuk denizden bağırıyor: “Anne çişim geldi. Gene denize mi yapayım?”

Gerçi “işe oğlum denize, at çöpü yere” demene bile gerek yok. Onlar zaten büyüklerinden ne görürse aynı şeyi yapıyor. İşin kötü tarafı ise sen o kadar öğretiyorsun çocuğuna, ama çoğunluk o kadar kötü örnek oluyor ki, düzgün olanları da bozmaya teşfik ediyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ah güzel kardeşim biz ayvalıklıyız neler çekiyoruz nelerle uğraşıyoruz negüzel anlattın,insanlarımız heryerin içine ediyor,denizden piknik yerlerine yoluna ,elimizden gidiyor doğa daha çok yazın lütfen.

Hakan Biret 
 24.05.2012 9:51
 

önce ben sonra sen düşüncesi var oldukça bizim insanımız ne nasihatla nede sopayla hizaya gelir.

ahmet nuri çilbeylioglu 
 03.10.2008 1:02
Cevap :
Sanki geçmişte hep sopayla gecici hizalara biraz gelir gibi olmuş ama sonra hep bildiği gibi yapmaya devam etmiş. Bir gün eğer bu güzellikler elimizde olmazsa o zaman değerini daha iyi anlarız.  03.10.2008 13:35
 

nasıl da keyfi kaçıyor değil mi insanın? Bu kadar güzel bir ülke dünyanın hiçbir yerinde yok ama biz kıymetini bilmiyoruz ve yok ediyoruz tüm güzellikleri. Neden? Çünkü cahillik artık diz boyu değil kafa boyu. Öyle bir nesil geliyor ki, duyarsız, bencil, kavgacı, haris, pis, yalancı, örf ve adetlerden yoksun... Sınıfta yerde kağıtlar görüp "kim attıysa toplasın" diyorum sınıf hep bir ağızdan "biz atmadık" diyor. Okulum İstanbul'da bir kolej ve velilerin çoğu doktor, avukat ya da iş adamı. Düşünün iyi yetiştiğini düşündüğümüz bu meslek sahiplerinin çocukları böyle bir davranış sergiliyor diğerleri ne yapsın? Ben gelecekten korkuyorum artık. Sevgiler...

MARTILAR ÖZGÜRDÜR 
 19.09.2008 1:12
Cevap :
Çok mu karamsarız acaba bilmiyorum. Kızıyorum da bazen kendime, herkes keyfini çıkartırken senin keyfin kaçıyor. Mümkünse insansız yerler (altarnatif turizm yerleri gibi) tercih edilmeli ama tek başımıza değiliz işte...Saygılar, sevgiler.  19.09.2008 18:29
 

... cam, pencere silmek. Çevre temizliği ve koruması diye bir duyguya sahip değiliz.Bizi uyaranı da sevmeyiz. Çanakkale'den orman yangının hemen ardından geçtim, yanan ormanları görünce inanın ağladım. O yol çok kullandığımız bir yoldu am birkaç sene geçmeme kararı aldık. Cunda da papalina balığı yediniz mi merak ettim. Bir tek o civarlarda olur. Biz de ona bayılırız. Bozcaadaya gidemediğinize üzüldüm, orayı da severdiniz. Selamlar...

Dokuzuncu Bulut 
 17.09.2008 13:38
Cevap :
Ne yazık ki bir gecemiz olduğu için Papalina balığını yiyemedik. Ama metini duyduk. Artık Bozcaada seneye... Sağlıcakla.  19.09.2008 18:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 208
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 7185
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1971 Fethiye'de doğdum.  2000 yılından beri evliyim. Büyüğü 29, 17 yaşında, diğeri 12 yaşında ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster