Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '08

 
Kategori
Yurtiçi Tatil
Okunma Sayısı
14465
 

Ayvalık, Sarımsaklı'da tatil bir başka

Ayvalık, Sarımsaklı'da tatil bir başka
 

Ayvalık-Sarmısaklı,
Ege Bölgesinin Güzel Gizenli bir koyu gibi duruyor, haritadan baktığımızda. Muhteşem güneşi, durgun çarşaf gibi bir denizi hemde berrak mı, berrak, süper bir kumsalı ve hemen arkasında yemyeşil çam ağaçları... İşte ilk bakışta anlatıldığında bu saydığım öğeler yeterince büyülüyor insanı.

Bu yaz, Sarmısaklıdaki Maliye Bakanlığına ait Eğitim ve Dinlenme Tesislerinde geçirdim tatilimi. Akşam yemeğiyle başladı, öğlen yemeğinden sonra ayrıldım 12. gün.

Sabahları Bursada erken uyandığımda başımda korkunç ağrılar olmasına rağmen, Sarmısaklıda zinde ve dinç uyanıyordum.Sanırım denizin ve çamların o muhteşem etkisiyle!

Sabah 08:30-09:30 arası kahvaltıyla başlayan gün, sonrasında plaja sürüklüyor insanı, yukarıda anlattığım gibi deniz harika, muhteşem. Çöp yok kumsalda, Maliye çalışanlarını tebrik ederim. Plajında her konuta tahsis edilmiş ayrı ayrı şezlonglar ve şemsiyeler mevcut. Dolayısıyla diğer yerlerde olduğu gibi bir karmaşa söz konusu olmuyor. Öğle yemeği, 13:00 de başlıyor, 14:00 de sona eriyor tabi zaman faktörü kamp sakininin lehine esnetiliyor, görevliler kamp sakinlerinin rahatı için ellerinden gelen herşeyi layıkıyla yerine getirmeye azami özen gösteriyorlar.
Haliyle, öğlen güneşin en tepede olduğu saatler olduğu için, bu saatlerde doktorlarımızın tavsiyelerine de uyarak denize girmemeye bizde özen gösteriyoruz ve yemek sonrası çay ocağının önündeki masalardan birini kapıp, başlıyoruz okey oynamaya. Bir yandan da, çaylarımızı yudumluyoruz bu eşsiz doğa harikasına karşı. Derken, saat 15:30 civarlarına geliyor ve tekrar deniz faslı başlıyor. Tabi bu saydığım, sürece büyük kızım bazen uyuyor(bizle okey oynadığı zamanlarda), bazende uymuyor. Zira deniz kızı oldu çıktı karşımıza.

Akşam yemeği ise 19:30-20:30 arası başlıyor ve akşam yemeklerimiz bir harika şef ahçımız, " benden daha fazla tarama özürlü olan, iri kıyım " bizlerin karnını doyurabilmek için bütün hünerlerini sergiledi adeta. Her akşam etin türlü çeşidini ızgara yapıp sofralarımıza eşsiz lezzetler sundu. Şahsım ve ailem adına kendisine teşekkürlerimi iletiyorum.Şefim öğlen yemekleride harikaydı, senin yemeklerinden sonra bizim evde acaba ne yapsak yesek problemi başladı bilesin.

Kampın tek eksiği vardı, haliyle bir yerde herşey mükemmel olmayabiliyor, sivri sinekler! Ne yaptıysak, ne ettiysek o melun yaratıklara hedef olmaktan kurtulamadık. Sanırım bu sorun birazda, Sarmısaklı beldesinde hizmet veren Belediyenin çalışma alanına giriyor. İnsan özellikle bu mevsimde akşam üzerleri ilaçlama yapar değil mi? Öyle değil mi, Başkan!

Akşamları ise ayrı bir güzellik mevcut egenin bu eşsiz koyunda.çarsısı pazarı bana Bursadan daha ucuz gibi geldi. Hediyelik eşyalar, takılar daha sayamadığım bir sürü şey, haaaaaa; bir de kavunda dondurması var hemen hemen her yerinde. Sakız dondurması ise başka bir lezzet. Zeytinini ve zeytin yağını ise söylemeye ne hacet, zaten dünya biliyor lezzetini.

Kampta genel olarak, Ankaralılar oldukça fazlaydı!

Haliyle bal tutan parmağını yalar sözünün, bir kez daha burada gerçekleştiğini farkettim!

İstanbullular, Balıkesirden gelenler, İzmirden gelenler de vardı biz Bursadan gelenler gibi. Konutlardan aklımda kalanlar, Ankaradan gelen 34 nolu konut sakinleriyle, 38 numaralı konut sakinleriyle, 40 nolu konut sakinleriyle ve 21 numaralı konut sakinleriyle. Bazen sohbet bazen de selamlaşma düzeylerinde elimizden geldiğince beşeri ilişkiler içinde olmaya çalıştık. Bu arada sadece bu kadar değil küçük kızımın arkadaşlarının aileleriylede değişik dialoglarımız oldu. Sanırım kaldığımız dönem kampın son dönemiydi, çünki bizden sonra ramazan başladı. Bu arada tüm blog severlerin mübarek ramazan aylarının bolluk, neşe ve birlikte geçmesini diliyorum.

Kampta birşeyi yadırgadım, garson olarak çalışan gençlerin çoğunlukla maliye meslek yüksek okulunda okuyan öğrenciler olmasını. Bana göre burada çalışacak gençlerin otelcilik ve turizm okullarında okuyan öğrenciler olması gerekiyor.Ama herşeye rağmen çalışan bu gençleri, başlarındaki şef garsonlarını ve tesisin yöneticilerini ayrı ayrı tebrik ediyorum. O kadar güzel hizmet ettiler ki, Şu da olsaydı demeye fırsat kalmadı...

Bu arada ayrılmamıza 2 gün kala kampın arkasındaki ormanda bir yangın çıktı(27/08/2008). Bu yangına müdahale eden ekiplerin arasına da katılmaktan ayrıca onur duydum. Zira milli bir servet ve yardımlaşma duygusunun ön plana çıkması gereken talihsiz bir olaydı. Ben kendi adıma (sanırım kamptan tek katılan olarak) talihsiz bir olay olsa da, kampın süresi ilerledikçe yaşam monotonlaşma düzeyine varsa da, yangın günü bedenimde yeterli adrenalin akışını sanırım yeterince yaşadım. Bu da benim bu tatilde yaşadığım farklı bir anı olarak hayatımın her evresinde yerini koruyacaktır.

Sevgili blogcular bu güzel tatili bir de yat gezisiyle süsledik Veysel kaptan gezinti gemisiyle. Değişik koylarda demirleyip yüzdük, çeşitli animasyon gösterileri izledik. En etkileyici olan Erkek animatörün eşsiz muhteşem dansları oldu. Kendisini sanatsal yaşamında tebrik ediyorum. İnanın izlerken herkesin nutku tutuldu.

Veysel kaptan sana da bir eleştirim olacak herşeye ticari yaklaşmayın lütfen, biliyorum o tekne sizin ekmek kapınız ama, en azından verdiğiniz yemeklerde içilen suların hiç değilse gezi boyunca en azından 2 yada 3 kez ücretsiz çay servisinin yapılması da sanırım bütçenizi sarsmayacağını umuyorum. Daha tekneye biner binmez, garsonlarınız; su 1 ytl, çay1 ytl, kola 2, 5 ytl be bira 5 ytl diye bağırmaya başladılar. Bence bu yanlış bir ticari politika zaten dileyen ve içmek isteyen istediği zaman bu içecekleri sizden ücretiyle alacak. Bir de gemi çalışanlarının birşey istediğinizde size dövecekmiş gibi cevap vermelerini de ticari açıdan etik karşılamıyorum. Sizin adınıza kötü bir izlenim.

Bakın ben sizle 7 saat vakit geçirdim hizmetinizden bu kadar süre faydalandım. İlginizden yine ona keza ve çalışanlarınızın tutum ve davranışlarını sadece geminizde yolculuk eden misafirlerin gördüğünü ve birdaha kim öle kim kala diye düşündüğünüzü, düşünmek dahi istemiyorum. Niye mi?

Blog okuyanları milyonlarca ve ayvalığa geldiklerinde limanda Veysel Kaptan gezinti gemilerini gördüklerinde benim burada yazdıklarımı hatırlayacaklarını adım gibi biliyorum. Bu da sizin kulağınıza küpe olsun!

Sevgili blogcular, yazımı burada noktalamak istiyorum zira resimlere baktıkça sizlerde anlattıklarıma hak vereceksiniz( görsel güzellikler-yangın ve eşsiz deniz-tekne turu). Şimdi sizleri Maliye kampının görsellikleriyle başbaşa bırakıyorum.
Unutmadan özellikle 21 numaradaki son ikili, okursanız yorumlarınızı bekliyorum, sevgilerimle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrikler, yazınızı çok beğendim.2004-2007 arası sarımsaklı maliye kampı çalışanı(garson) olarak görüş ve önerilerinize katılıyorum ve bu yazıyı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. daha önceki yıllarda da kampa geldiyseniz beni ve diğer öğrenci arkadaşlarımı hatırlarsınız belki. Eylence gecelerinde kolbastı oynayan, kolbastı oyununun tanıtımında büyük pay sahibi olan bizler; yani karadenizli çılgın garsonlardık biz. Yazınızda çok güzel bi konulara değinmişsiniz, mesele şu veysel kaptan meselesine. Sizin gibi herkes herşeyden memnun kalıyo ama o tekne sahiplerinin gözlerini bürüyen bu para hırsı, kamptaki diğer misafirlerede huzursuzluk veriyodu. Sizinde belirttiğiniz gibi bu yapılan eleştiriler veysel kaptan çalışanlarına ve patronlarının kulağına küpe olsun. Ayvalık- Sarımsaklı gerçekten gezilmesi ve yaşanması gereken harika biryerdir, hele akşam üstü kumsala gidip güneşin batışını izlerken insan bambaşka bi dünyada gibi hissediyor kendini..

Cemali emir 
 10.11.2009 18:50
Cevap :
aynen katılıyorum cemali:)  18.11.2009 15:40
 

yazınızı çook beğendim bende yaklaşık doğdum gunden bri ayvalığa gidiyorum imdi öğrenci oldğumuzdan senede en az 10 kere ordayım.... benim en büyük tutkum ayvaık çünkü annem bir ayvalıklı ve bana öğle bir sempati aşıladiki ordan vaz geçmek adeta imkansız... memleketimizn özellikle ege kıyılarının her yeri muhteşem ama ayvalık gibisi yok... ve benim en büyük korkum ayvalığın bodrum yada çeşme gibi olması marım olmuyacaktıır...tekrar yazınız için teekkür ederim umarım önümüzdeki yazda ayvalığı ziyaret edersiniz... hah bu arada ayvalığın bir köyü olan mutlu köyü mutlaka görün bir suyundan için ve nostalji restorada gün batımında bir yemek yiyin......o eşsiz güzelliğe değecektir..........

aegeansea88 
 02.10.2008 5:31
Cevap :
teşekkürler ,tekrar gidersem ayvalığa mutlu köyünde nostalji restaurantta mutlaka bir akşam yemeği yiyeceğim :)  03.10.2008 15:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1628
Kayıt tarihi
: 26.07.07
 
 

Kendimce doğrularım ama başkalarının özgür düşüncelerine saygı çerçevesinde, fikirlerle karşındakile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster