Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
205
 

Az sonra kitap yorumlayacağım

Saatler 23:23 23:26 23:21 23:25 

Hepsi farklı ama tarihten eminim 04.ocak.2011 henüz Salı 

Aşağıda şömine yanıyor, bazen ateşi seyrederken insanların ateşe tapmalarına hak veriyorum, büyüleyen bir görüntüsü var. Hayır yaydığı sıcaklıktan bahsetmiyorum görüntüsü insanı etkiliyor, sanki gel bütün gece beraber takılalım der bir havası var. 

Çocuklar yatırıldı, bugün beraber yatma günü hep beraber yatıyoruz ayrı ayrı zamanlarda giriyoruz yataga ama muhtemelen aynı anda kalkacağız. 

Çocukların yarın ki kıyafetleri hazılandı. 

Kahvaltı için ne yapılacağı belirlendi, "tost" gece yatarken yarın sabah ne yiyeceklerini söyleyince sevmedikleri bişey bile olsa uzun uykularında kabulleniyorlar ya da benim akşam ikna kabiliyetim daha doğrusu sabır eşiğim daha yüksek oluyor. Son zamanlarda bu taktik sayesinde sabah kahvaltı yüzünden tartışmalarımız sona erdi. 

Traş olundu, son zamanlarda ki istatistiklere göre çarşambaları önemli bir gün olabiliyor. 

Bugün en azından bir şey öğrendim Tarkan evet bildiğiniz şarkıcı Tarkan belgesel seslendirmesini yapamıyor (nat.geo. wild de büyük göçlere baktım biraz da) gerçi bu konuda önyargılıda olabilir birisi bana söylemişti iyi yapamamış, gitmemiş, olmamış diye. 

İnsanların ilhamının gecenin geç saatlerinde geldiği söylenir ama bende erken saatlerde yazma isteği oluştu ama yukarıda aktarılan bahanelerim vardı. Aslında blog kaydımı yapalı da çok oldu bir türlü yazmaya fırsat yaratamadım. 

İtiraf ediyorum; mükemmel yazma isteği, beğenilmeme korkusu hep ötelememe sebep oldu, yazmayı. 

E bugün niye yazıyorsun demeniz gayet normal ben de sordum kendime burada sizden farkım ortaya çıkıyor, tetikleyenin ne olduğunu biliyorum ben, ama sır, belki daha samimi olduğumuz bir anda paylaşırım sizlerle. 

İlk yazımın da neden" heryagmur " koyduğumu açıklamayı planlamıştım. 

Yoo aslında geçte değil hala açıklayabilirim bunu size. 

Yağmur genelde insanlara çocukken eğlendirici, gençken romantik, aşıkken herşey gelir. 

Ben çocukluğumu pek hatırlamam, (yanlış anlamayın kötü falan değildi düz, sade, basitçe çok fazla hatırlamıyorum) yağmurun hayatımda ki önemini ilk farkettiğimde üniversite 2 deydim galiba yılı da vereyim bari 1990. Bir büyüğüm bir yazarla tanışabileceğimi, çoğunuzun tanımayacağı ama o dönem siyasi olarak güçlü bir kişiye (bir bilen) yakın bir yazardı. Neyse, kendisinden randevu aldım Cağaloğlunda ki yazıhnesine gidiyorum ama nasıl yağmur yağıyor bilen bilir İstanbul'un çamuru ince bulamaç gibi, asit gibi bir şeydir kaçmanız sakınmanız mümkün değildir mutlaka sizi bulur. O randevuya giderken düşündüğümü hatırlıyorum yağmurun benim hayatımda önemli olduğunu. 

Ne düşündüğümü hatırlamıyorum, geçmişte önemli gün yağmur ilişkisini bir şeylere dayanarak kurmuşumdur mutlaka (belki anlamadınız farketmediniz ama ben matematik kafalıyım(ipucu 4 saat te gizliydi)). 

Yani demek istediğim; "aa yağmur yağıyor bugün benim için önemli de o zaman yağmur benim için önemli olsun" demedim yani dememişimdir. 

İşte yağmurla olan bazen platonik bazen realist bazen de birbirimizden habersiz yaşadığımız ilişki böyle başladı.Siz ister algıda seçicilik deyin, ister hüsnü kuruntu deyin, ben özel anlarımla yağmur ilişkisi var diyorum, zaten bu da benim yazım. 

Ha derseniz ki kafaya koymuşsun sen arkadaş, camdan baktın yağmur yağıyor hadi bugün önemli bir an yapalım diyorsundur, tezinize de saygı duyarım. Saygı duyarım duymasına da çekince de koyarım; 

o gün(üniversite 2) o yazarla tanışmak, 2 saat konuşmak, imzalı kitaplarını almak önemliydi, bugün değil. 

İki yıl sonra, mezuniyet balosuda önemliydi, bugün değil. 

15 yıl önce, bir iş bağlamak önemliydi, bugün değil. 

10 yıl önce para önemliydi, bugün değil (itiraf; bazen daha da önemli oluyor). 

Bugün ne mi önemli, alın size ikinci sır. 

Blog falan aslında bahane, ben kendimi anlatma, pazarlama, beğendirme kaygısındayım. Konuyu da onun için kitap seçtim, okurum hem de çok okurum ama dengesiz bir okuyucuyumdur.Ben kitabı okurum, kemdimce 4-5 cümlelik bir yorum yaparım, kimseyle paylaşmam da genelde yorumlarımı, sonra kitabı dolaba kaldırır ve unuturum. Ancak elime alınıp atlayarak 10-15 sayfa okursam hatırlarım. 

Madem okuyorum, bari yorumlayım, en kötü ihtimal okuduğum kitaplar arşivi olur dedim. Bir kitap elime geçerse okuyup okumadığımı burada girer bakarım, boş yere 10-15 sayfayı tekrar okumak zorunda kalmam. 

Velhasıl-ı kelam, önceki okuduklarım için yapacak bir şey yok da bunda sonra okuduğum her kitabı bazen kısa bazen uzun yorumlayacağım. Kim okur? Kim dikkate alır? Bilmem çok da önemsemiyorum zaten. 

Ohh be, bitti! 

Neyse ki ; bana yakışan mükemmellik bir yazı oldu. 

Saat 00:25 00:28 00:23 00:27 

05.ocak.2011 Çarşamba olmuş bile 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 26.12.10
 
 

Ortalama bir üniversitede muhasebe okudum, ortalama şirketlerde, ortalama pozisyonlarda çalıştım, ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster