Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
597
 

Azıcık kırmızı, kahverengi , mavi...

Azıcık kırmızı, kahverengi , mavi...
 

her an gidecekmiş gibi tedirgin, yan dönüp gagasını göğsüne saplıyor..






Balkon demirinde bir kuş oturuyordu..
Azıcık kırmızı,
kahverengi, mavi..
İnsana güvenmeyen kuşların bilgeliği ile,
Her an gidecekmiş gibi tedirgin.
yan dönüp gagasını göğsüne saplıyor..
İnce bir ses çıkıyor o an içinden sanki ona ait olmayan..
Bir inilti gibi..

Bakışları kirpiklerine takılıyormuş gibi bir duygu çırpınıyor kadının gözlerinde... Dağılıp bölünerek konuşuyor..

Azıcık kırmızı, kahverengi mavi kuşu izliyor o da benim gibi..
Yine öyle dimdik eskisi gibi.. yine öyle mağrur ve vakur..

Boynu uzayıp kısalıyor kuşun. O ürkek yan gaga titremesi..

-Öldürdüğüm o zavallı kuşların sızısı hala içimde" diyor bana dudakları.. sanki günah çıkartyormuşcasına çıkıyor sesi.

- o yıllar o kadar uzak ki" diyorum, elini tutarak öpüyorum, saçlarını okşuyorum..

Mavi, kahverengi kuş uçup gidiyor balkon demirinden o anda..
Bir kanat çığlığı kopuyor havada,
Kapanıp açılıyor kadının gözleri..

Gözlerini kısarak bakıyor havaya kuşun ardından.. derinleşmiş göz çizgileri..
Sonra bana dönüp;

"Hep sen hatırlayacak değilsin ya herşeyi, hani annem patlıcan kızartırken mutfagımızın perdesi tutuşmuştu?
Ağlıyor..

Ama hatırlamıyorum..

Mor ateşi sıçradı göğsüme,
Annemin sızısı gibi kokuyorsun.
Patlıcan çiçeği gözyaşın senin...

"Dün gece rüyamda gördüm onu..gözümde yaşlarla uyandım birdenbire, kalbim nasıl, nasıl çarpıyordu biliyor musun?..
"ben de görüyorum hep"
dedim, sadece...

Bir hapishanede, görüş gününde gibiydik. Söyleyeceklerimiz ne varsa söylemeliydik.. gardiyanımız içeride uyuyordu.. Anahtarı cebinden gizlice almıştık..

Zaman fışkırmaz demesin kimse..fışkırır.. Kuş cıvıltıları gibi.
Zaman kendi içinde sessizce bizim için bölündükçe bölünüyordu..

Bir rüzgar esip geçti denize doğru,
Denize takıldı gözlerimiz...

Peşpeşe geçen balıkçı motorları boğdu sözlerimizi.. geçip giderken.. ardından "V" şeklinde bıraktığı izleri takip ettik sessizce..
Aklımıza geleni anlatıyorduk birbirimize. İçtiği sigaraların izmaritlerini balkon kenarındaki çiçeklerin topraklarına saplıyordu "yenisi çıkar mı ki? dedi hınzırca gülerek.

"Çok sigara içmeye başlamışsın" dedim..
Derin derin nefes aldı..

" Soluk dediğin nedir ki? dünyanın nefesini çek içine bir gün o da tükenecek...

Sonra, kuşu aradı gözleri. "nereye gitti gördün mü" dedi... umursamadım..

" ne kadar çok O'na benzemişsin" dedim. İçeride uyuyan gardiyanımızı göstererek.. "O'nun sözleri, O'nun davranışları.. O'nun alışkanlıkları.. Sen, sen değilsin artık değişmişsin... farkında mısın? Çok sigara içmekten dudak kenarlarında çizgiler oluşan dudaklarını büzerek...

" kendimden çok şey kaybettim, hani derler ya, üzüm misali...
"ben artık "O "oldum.. ama "O" ben olamadı..
"ikimiz "bir" olamadık.." gözleri doldu...

Kalktım, balkondan içeriye girdim. Mutfağa yöneldim. O da uyuyan gardiyanını uyandırmadan anahtarını yeniden cebine koymaya yöneldi..

Balkon demirinde oturan,
Azıcık kırmızı, kahverengi mavi kuş gibi olmuştu..
Gagasını hep kendine kendine saplıyordu...

Mutluluk ..

Kadının gözlerinde bir kanat çığlığı gibiydi...





Resim: Fotokritik

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yüreğine sağlık. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 11.06.2008 20:11
Cevap :
okudugun için çook teşekkür ederim özlemcim, senin de ellerine sağlık canım.. selamlar, sevgiler..  11.06.2008 22:36
 

ben sana yorum yaptım gibi hatırlıyorum amaaa ??

Sokrates 
 10.06.2008 12:08
Cevap :
mutlaka yayınlardım... teşekkürler , selamlar..  10.06.2008 12:47
 

Biraz mavi biraz kırmızı biraz sarı ya da kahverengi. Önce kendimizi acıtmamız gerekiyordur belki de bir başkasının, bizim gibi acıyanların acısını ayırd edebilmek, sezebilmek için, onlara gerektiğinde el verebilmek için. Düşünsene acıyı hiç tatmadığımızı...

Ayrıntıda gezinmek 
 09.06.2008 22:46
Cevap :
kadınlar acı çektikçe olgunlaşırmış(!) öyle diyorlar arkadaşım.. gagasını hep kendine batıran bir kadının yarası ve acısı derin olur.. ne kadar el verilebilir bilemiyorum. bir gün bir yerde tükenir insan... teşekkür ederim canım, sevgilerimle..  10.06.2008 0:47
 

Renkler değişken, karakterler sağlam, dostluklar mahşere kadar. İnsanın içini yiyip bitiren kaygılar ve olası insan sevgisi manzaraları. Sevgilerimle

Murat Ersöz 
 09.06.2008 17:50
Cevap :
içimizdeki bizi yiyip bitiren insan sevgisi.. insan hep kendini acıtır mı Murat bey? peki ya sonrası?... teşekkürler, sevgilerimle..  10.06.2008 0:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 4719
Toplam mesaj
: 557
Ort. okunma sayısı
: 1375
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster