Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
6415
 

Azim, çalışma ve başarı

Azim, çalışma ve başarı
 

Bu yazıyı yazmamın sebebi herhangi bir konundan bahsetmek, boş teneke gibi olmadık yere şikayet etmek ya da birilerine tokat gibi vurarak bir şeyleri anlatmaya çalışmak değil. Sadece şimdiki ruh halim içimi harekete geçiriyor  ve bunları dışarıya yansıtmam gerekiyor. Belki de can sıkıntım bunu tetikliyordur.

Evet, azim çalışma ve başarıya doğru giden yol.

Bu üç kelime yapmak istediklerimi ve başarılı olan tüm insanların yaptıklarını yansıtıyor. Bu bir futbolcu, bir şarkıcı, bir vücut geliştirici ya da üniversite sınavına sabah akşam çalışan bir öğrenci için geçerli olabilir. Hiç fark etmez… Yine de hissedilen duygu aynıdır.

Dünyadaki başarılı insanların hayatlarına bir göz atalım hep beraber.

Öncelikle futboldan başlamak istiyorum. Futbolun önde gelen isimlerinden Ronaldo ile giriş yapalım.

Ronaldo dünyanın en iyi kulüplerinden olan Real Madrid’in en önde gelen isimleri arasında. Saha içerisinde ayağına top geldiğinde, tribünlerindeki taraftarlarını heyecanlandıran cinsten bir futbolcu. Rakip oyuncuların onunla oynamakta zorlandığı, hayatı boyunca her maçında büyük beklentiler oluşturan ve oynadığı futbol ile hiçbir zaman gündemden düşmeyen “güçlü” bir sporcu.

Peki Ronaldo annesinin karnından futbolcu olarak mı doğdu? Doğuştan gelen bu yeteneği dünya üzerindeki en büyük yetenek mi? Ya da onu diğerlerinden doğal olarak farklı kılan bir güce mi sahip? Hayır. O sadece, fazla çalışıyor.

Mesut Özil Real Madrid’e ilk gittiğinde bir röportajda takım arkadaşı hakkında söylemlerde bulunmuştu. Dediklerine göre Ronaldo takımdan ayrı iki saat şut ve frikik çalışıyor. Ayrıca gününün büyük bir zamanını fitness ile geçiriyor.

Bu takımından beş saat daha fazla çalıştığını gösterir bize. Peki Ronaldo bu zorlu ve güç çalışmaları yaparken hiç duraksamıyor mu? Belki de sahaya yansıttığı futbolu, hayatını, insanların onu önemseyip ona ilgi duymalarından hoşlanması, çektiği her şutta ya da kaldırdığı her ağırlıkta onu daha da çok motive ediyordur.

Şimdi ise “Azim.” Hayallerinin peşinden gitmek ve asla vazgeçmemek.

Mutlaka herkes Yüzüklerin Efendisi serisini biliyordur. Ve yine herkes şu an bu fantastik üçlemenin dünya üzerindeki şirketler değerinin milyarlarca doları aştığını da biliyordur.

Peki Tolkien de Yüzüklerin Efendisi üçlemesini yazarken hiç zorlanmamış mıdır? Herhangi bir yazarın kaleminden çıkarcasına kelimeleri kağıda dökmüştür ve Yüzüklerin Efendisi birden patlayıp tüm dünyayı sarmış mıdır?

Hayır o kadar da kolay olmamış. Kolay olmayan Yüzüklerin Efendisini insanlara sevdirmek ya da onu dünyaya tanıtıp milyarlarca dolarlık bir değer kazandırmak da değil.

Tolkien Orta Dünya serüvenine ilk olarak Simirillion ile atılmaya çalışmıştır. Uzun bir sürenin ardından Simirillion’u tamamlayıp çeşitli yayınevlerine göndermiştir. Fakat gönderdiği hiçbir yayınevi kitabı basma kararına varmamıştır.

Böylelikle Simirillion askıya alınarak kitap raflarında duran tozlu birkaç not parçasından ibaret kalmıştır. Daha sonra ise The Hobbit’i yazmıştır. Bu kitap basılmasının ardından çok fazla eleştiri almıştır. Hatta bir çok edebiyatçı, Tolkien gibi bir dil bilimcisinden böyle çocuksu bir masalın çıkmasına sinirlenmiştir.

Lakin gelen eleştiriler Tolkien’in vazgeçmesi için yeterli olmamıştır. O azmederek ve hayallerinin peşinden giderek, kendi dünyasındaki son üçlemeyi; yani Yüzüklerin Efendisi’ni de yazmaya başlamıştır.

Üçleme çıktığı günden beri karakterleri hakkında çeşitli eleştiriler ve onun yanı sıra, hatta daha fazla övgüye tutulmuştur. O günden sonra ise yayınevleri Simirillion’u basmak için sıraya girmişlerdir. Ve bu ancak Tolkien’in ölümü ardından oğlu Crsitopher Tolkien tarafından gerçekleştirilebilmiştir. Şu an filmi çekilen The Hobbit’in satış oranları yeniden artmaya başlamıştır.

Bu verdiğim örnekler en uçtakilerdi. Ama neden olmasın? Hepsi bize aynı şeyi söyler, bizimle aynı dilden konuşurlar. Azim ve çalışma başarıyı daima getirir…

Okuyan herkese teşekkür ederim…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız benim için tam zamanında olmuş oldu...Nedenine gelince, kızımın sağlık problemi nedeniyle iki kez Amerika'ya gittik. Dil bilmeden, lisede de Almanca görmüştüm. Tabii orada zorluklarını gördüm...Yakında tekrar gideceğiz, Newyork Havaalanında bir görevli ''dil bilmiyorsanız burada ne işiniz var'' demişti. Zoruma gitti tabii ki, şimdi tekrar gideceğiz, niyetim dil öğrenerek gitmek. Yaş 50 özel hoca tuttum eve gelip ders vermeye başladı. Dün ikinci dersi aldık. Gittikçe zorlanmaya başladı benim için gramer vs. Yazınızı okuduğum iyi oldu, yoksa çalışma istek ve hevesim ders zorlandığı için düşmeye başlamıştı. Yazınız bana doping oldu, sabah sabah. Asıl ben teşekkür ederim, böyle güzel yazı yazdığın için...İzninle önerilerime ve önerdiğim yazarlara ekliyorum...Okul yaşamında başarılar diliyorum...Selamlar

Sündüs Akkaya 
 15.10.2012 11:19
Cevap :
Sizin için ilham kaynağı olmuşsa eğer ne mutlu bana. Benim de tam olarak yapmak istediğim buydu ve bunu başardığım için çok sevinçliyim. Çok teşekkür ederim. Selamlar  16.10.2012 11:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 4365
Kayıt tarihi
: 24.01.12
 
 

Yazar- "Doğunun Yedi Muhafızı" Twitter: https://twitter.com/Fuanduka ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster