Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
2016
 

Aziz Nesin'in anısına

Aziz Nesin'in anısına
 

Diğer birçok çalışmasının yanında eğitim olanaklarından yoksun çocukların, tükettiğinden çok üreten, toplumsal sorumluluğu olan, özgüvenli ve özverili, kendini sürekli geliştiren, kendine ve dünyaya eleştirel gözle bakan, topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak için kurduğu çocuk vakfı bugün hala mahkemeliktir ve Nesin Vakfı Yöneticisi, vakfın kurucusu Aziz Nesin'in oğlu Prof. Dr. Ali Nesin’le beraber çocuklarda mahkeme kapılarında süründürülmektedirler. Kim ki bu ülke uğruna bir şeyler ama iyi şeyler yapmaya çalıştıysa hep harcanmış, harcanmaya çalışılmıştır. Değerli şair ve yazarlardan Aziz Nesin’de bunlardan yalnızca birisidir

Aziz Nesin, asıl adı Mehmet Nusret, 1915 yılında İstanbul’da doğdu.

Türk gülmece yazarı. Gazetecilik, yayıncılık yaptı. Toplumun kimi tiplerini olağanüstü bir ustalıkla karikatürleştiren, bürokrasiyle alay eden, devlet çarkının işleyişindeki bozuklukları gülünçleştiren yapıtları, adının yurt sınırlarını aşarak başka ülkelerde de tanınmasını sağladı. Buna karşılık, savunduğu görüşlerden dolayı sık sık kovuşturmaya uğradı; yargılandı; hapis ve sürgün cezaları çekti. Toplumun her kesiminde, her gün yaşanan olayların çelişkili yanlarını, bunların doğurduğu gülünç durumları, her çevrede rastlanan tipleri konu edinen gülmece, romanlar yazdı.

Yapıtlarında toplumsal bozuklukları, haksızlıkları, fırsatçılığı, bürokrasiyi, yanlış değer yargılarını kıyasıya eleştirdi. Çok geniş toplulukların kolayca sevebileceği canlı, hareketli, dolambaçsız bir anlatım yolu izledi. Bir yandan güldürürken, bir yandan da duygulandıran ve düşündüren bir yazar oldu. Onun anlattıklarına benzer terslikler, güldürücü olaylar, küçük insanı, ilerici aydını ezen bozukluklar geniş topluluklarca "Aziz Nesinlik olay" diye adlandırılmaya başlandı. Günlük olaylardan, gazete haberlerinden, politikadan esinlenen A. Nesin'e zaman zaman masallar ve halk hikâyeleri de çıkış noktası oldu. Hikâye ve romanlarındaki bu tür konular ve somut insan ilişkilerine karşılık, oyunlarında insanın kişiliği, ahlaksal, toplumsal konumu gibi temaları yer yer somutlamalara yönelerek işledi. Ancak alışılmış yapıtlarının çizgisini sürdüren oyunlar da yazdı; kimi yapıtları sahneye aktarıldı. Yapıtlarının geliriyle, kimsesiz ve yoksul çocukları meslek edininceye kadar yetiştirmek üzere Nesin Vakfı'nı (Çatalca) kurdu (1972). Mayıs 1993'te Aydınlık gazetesini çıkaran Aziz Nesin gazetenin başyazarlığını da üstlenmişti. 5 Temmuz 1995’de Çeşme'deki imza günü sonrası, saat 01.05'te öldü.

Arkadaşlar hafta sonu köyde olduğum için çok kısa sürede hazırlayabildiğim kadarıyla Aziz Nsesin'i anmak istedim. Biliyorsunuz o yaptığı bir çok çalışmayla bu kadar kısa cümlelerle anlatılabilecek bir değer değil ama önümüzde ki dönemlerde daha geniş tanıma ve tanıtma fırsatlarımız var nasıl olsa. Şairin şiirlerinden bir kaç örnekle başbaşa bırakıyorum sizleri.

ŞİİRE TUTUNMAK

Yok başka hiçbir umarın
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun
Yada şiir tutunmak

O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak.

AŞK ÜZRE

Sevişirken yılan bile dokunmaz
Tapınmakta aşktan saygın olamaz
Sevda üzre yıldırım olsa çarpmaz
İstiyorsan uzak kalmak ölümden
Hep aşk üzre olmalısın a caanım
Ki ölüm de sevişirken kıyamaz

MERAK

İçimde bir merak öyle bir merak
Ölümümden bir ay sonra bir güncük yaşamak
Ve dostu düşmanı
Suçüstü yakalamak

SÖZ

Bilirsiniz sözümde hep durmuşumdur duracağım
Sevgilime sözverdim ben yirmi yıl yaşayacağım
Düşmanlarım sevinmesin yirmi yıl sonra yok diye
Belli değil yirmi yıla ne zaman başlayacağım

Bağışla


Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta

sevdiğim gibi...

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim

mutsuzluğa
Ya herşey bitmiştir çoktan
Ya

hiçbir şey

başlamamış....

Öyle bir zamanına geldim ki

yaşamın,
Ölüme erken, seviye geç
Yine gecikmişim

bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş...


ÖLÜME EĞİLMEK


Uyumaya değil

Rüyalarıma gidiyorum

Orada yaşayacağım isteğimce

Uyanıkken hiç yaşayamadığım


Hepsi de gençti güzeldi

Sevdim sevildim diye aldanarak

Son gördüğüm onlar olacak

Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım


Ölüme değil

Sonsuzluğa gidiyorum

Orda dinleneceğim gönlümce

Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim


Kalemim yine elimde

Kağıtlarım da önümde

Son uykusunda düşecek başım

Sağlığımda hiç eğmediğim

SUSARAK

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş...

Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi...

Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz...

Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde...

Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...

Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde...

Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor...

Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim...

Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde...

Aziz Nesin

http://www.youtube.com/watch?v=MR3YUxmaExY&mode=related&search=

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Derler ki, kimi sanatçıların esin perileri varmış da, bu periler onların ruhuna sanatı üflermiş. Esin perim yok ama, benim de esin cinim, esin cadım, esin devanam var. Omuzuma tünemiş, sırtıma binmiş, ben altta iki büklüm, kanter içinde, yorgun bitik. Hem benim esin cinim, esin cadım bir tane değil, sürü sürü. İkisi inse, üçü biniyor sırtıma. esin perisi omuzuna tünediği sanatçının ruhuna üflüyor ne üflüyorsa, kulağına fısıldıyor, onu esinliyor. Benim sırtıma binmiş, üstüme çullanmış olan üstüme çullanmış olan esin cadıları, esin canavarları durmadan buyuruyor, zorluyor, azarlıyor: Yaz! Hadi yazsana! Durma yaz! Ne duruyorsun? Uyumaya hakkın var mı senin. Uyan! Oturma öyle. Kalk çabuk. Hasta da olamazsın. Şişşşt, kalk bakalım. Yaz!Benim esin cinlerim cadılarım, canavarlarım: Kira isteyenlerim, alacaklılarım, bitürlü bitip tükenmeyen gereksinimler. Yazmam da ne yaparım?Bu yeryüzünde, bir sanatçıyı altı delinmiş bir ayakkabı kadar esinleyebilen, çalışmaya zorlayan başka hiçbişey olmaz."

Serdar Özdemir 
 10.07.2007 0:16
Cevap :
Bu anlamlı katkından dolayı çok teşekkür ederim Serdar Bey. Biliyorsunuz bizim ülkemiz yazanı çizeni okuyanı pek sevmez. Karnını doyurmadığı gibi bir de yakarlar. Sivas'ta Madımak'ta kendini Allah yerine koyan sakallılar yine Allah'ın kulu olan 37 Canı yakmışlardı ve bunların çoğu sanatçı, aydın, yazar, çizer takımıydı. Bunlar Müslüman olabilir miydi? Biz ağaçlarımızın bile yanmasını içimiz kanayarak seyrederken son günlerde yine bir insanın, insanların yakılması hangi akla, hangi mantığa, hangi dine sığar bilemiyorum. Madımak’ta can verenlerin hepsini rahmetle anıyor; katil ya da katilleri lanetliyorum bu vesileyle bir kez daha. İşte onlardan bir kaçı.Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi. Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar. Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci.Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi.Behçet Aysan - 44 yaşında, şair. Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar. Nurcan Şahin - 18 yaşında. Özlem Şahin - 17 yaşında. Saygılar.  10.07.2007 12:48
 

Aziz Nesin çok yazan yazarlardan. Bir öğle üzeri babıalide ünlü bir gazeteye gitmiş. Herkes onu şatafatlı şekilde karşılamış, durmadan övgüler yağdırıyormuş. İçlerinden biri de ne yersiniz, ne içersiniz demiyormuş. Aziz Nesin'in cebinde para yok. Karnı aç. Övgü düzenlere öyle bir kükremiş ki millet şaşırmış. ''Ulan h.....lar, bırakın palavrayı da, şurdan bana yemek söyleyin'' Bu babıalide çok söylenen yaşanmış bir Aziz Nesin olayıdır.

Bülent Göncü 
 09.07.2007 23:18
Cevap :
Çok teşekkürler Bülent Bey katkınız için. Şairimiz hakılı ama övgü karın doyurmuyor, hatta aksine acıktırabilir yani.:)))  10.07.2007 12:02
 

Aziz Nesin abinin sizin memlekette eşek yok mu? hikayesi ne güzel anlatır. Başka yorum yok. saygılarımla

Ömer ÖZDAMAR 
 09.07.2007 19:00
Cevap :
Teşekkür edrim HOMEROS. Bu kısa ama anlamlı katkından dolayı. Saygılar.  09.07.2007 21:51
 

son günlerde daha çok anar, özler, hatırlar oduk bu aklı büyük yüreği büyük insanları...çevremizdeki "küçüklük"leri gördükçe öyle değil mi...bu güzel yazı ve hatırlatma için eline yüreğine sağlık...

beenmaya 
 09.07.2007 15:03
Cevap :
Sana da katkından dolayı çok teşekkür ederim benim vefalı arkadaşım. Sağlıcakla.  09.07.2007 21:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1468
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster