Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
103
 

Azrail

 

Bu kaçıncı sayfa yırtıp attığım?

Kalem, kâğıttan utanıyor; kâğıt, kalemden. Mürekkep, akmak istemiyor kelimelerin üzerine, bunca kanın aktığı yerde.

Ellerim titriyor, aklım kabına sığmıyor, bir gidiyor, bir geliyor. Yazdığım her kelime, kifayetsiz, ruhsuz, anlamsız kalıyor. “Allah’ım, sen aklımızı koru!” ama sadece aklımızı değil “Kadınlarımızı, çocuklarımızı, gençlerimizi, yaşlılarımızı, kısacası hepimizi koru!”

Siz, kafanızı kaldırıp etrafınıza baktığınızda etrafınızda güvenebileceğiniz hiç kimse görememek, herkesi katil zanlısı bir psikopat olarak görmek nedir bilir misiniz? Hele bir empati yapın ve çevrenize o gözlerle bakın, anlarsınız ne demek istediğimi!

Herkes, ekran başında film izler gibi izlediği görüntüleri, kendi başına gelmeyecekmiş gibi izlerse zaten vah halimize! Ki ne yazık ki son zamanlarda durum öyle oldu. Şiddet içerikli filmlerdeki karakterlerin sevdirilmesiyle başladı her şey. Filmlerde ölen yakışıklı, karizmatik psikopatlara, sevilen eli silahlı karakterlere, filmde öldükleri için üzülen insanlar; haberlerde izledikleri öldürülen insanlara da aynı gözlerle bakar oldu.

Uyanın bu gaflet uykusundan. Giden canlar gerçek!

Elbette istismarın kadını erkeği yok. Lanet olsun; bugün geldiğimiz noktada, erkeği ile kadını ile tacize uğrayan bir şiddet toplumu haline geldik. Ama erkeği de kadını da taciz edenlerin büyük bir çoğunluğu erkek maalesef. O yüzden iyisiyle kötüsüyle ne yazık ki tüm erkekler zan altında bugün. Her erkeğe şüphe ve korku dolu gözlerle bakar oldu insanlar. Feminizmin anlamı, öyle olmasa da, erkek düşmanlığı ile anılır oldu sırf bu yüzden.

Ve Azrail, eskisinden de çok tebdili kıyafet aramızda kol geziyor. Belki bir adım sağımızda belki bir adım solumuzda belki de Ceren de olduğu gibi, bir adım arkamızdan geliyor. Yaşadığımız onca vahşete bakınca, Azrail bile masum kalıyor gözümde. O bile bu canavarlar kadar vahşice can almayı planlamıyordur diyesim geliyor.

Olaylar aynı, değişen yalnızca isimlerse bugün ve bu suçlar giderek artıyor azalmıyorsa, elbette bir sebep ve elbette bir suçlu aramak her vatandaşın en doğal hakkı.

Bir korku filminin içinde yaşıyormuşçasına sürdürülen hayatlar, elbette ki yaşam haklarına kast edenleri sorgulamakta haklı!

“Neden suçlular teşhir edilmiyor?” diye sormakta haklı!

Bugün, hayatını kaybedenlerin çarşaf çarşaf fotoğrafları basında dolaşacağına, katillerin ve katil zanlılarının fotoğrafları, adı soyadı ile isimleri tüm yazılı, görsel, sosyal medya kaynaklarında yer alsa, cadde, meydan sokak araları her yere bu fotoğraflar asılıp suçlular teşhir edilse fena mı olur?

Müebbet değil, istisnasız ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıp cezalandırılsa bu canavarlar; gün yüzü, güneş yüzü göremeyecekleri karanlık dehlizlerde mahkûm edilse...

Canilik özendirilmese, öldürülenleri yaftalayıp “ Ne işi vardı o saatte sokakta, üzerinde ne vardı, dini, dili, ırkı, mezhebi neydi?” demek yerine; ne olursa olsun, nasıl olursa olsun kimsenin yaşam hakkı bir başkası tarafından elinden alınamaz dense!

Adalet tecelli etse, insan hayatına kast edenler, adalet karşısında hak etikleri bedeli ödese, affedilmese, acınmasa, suçunda hafifletici bir yan aranmasa!

Bunca insan öldürmekle kalmayıp beraberinde tüm sevdiklerini de ömür boyu karanlığa mahkûm edenler hak ettikleri karanlık zindanlara atılsa!

Daha bilinçli, daha duyarlı bir halka ihtiyacımız var. Sosyal medyada sadece çok üzgünüz mesajları yayınlamaktan öte daha duyarlı insanlara ihtiyacımız var!

Şiddeti tasvip etmeyen, eğitimli, kültürlü, vicdanlı, ahlaklı insanlara ihtiyacımız var!

Sokakta dayak yiyen hatta öldürülen bir kadını; eziyet edilen, ağır yük altında çalıştırılan bir çocuğu kurtarmaya çalışmak, çocuk yaşta evlendirilen kızların düğünlerini kameraya çekip yayınlamak, tacizcisiyle evlendirmeye çalışmak yerine, hep birlikte mazlumun yanında olacak, haksızlıkla, adaletsizlikle, insanlık dışı muamelelerle mücadele edecek vicdanını, insanlığını yitirmemiş insanlara ihtiyacımız var.

Kendi vicdanlarının polisi, yargıcı olabilecek, haklıyı haksızı ayırt edecek ve haklının yanında duracak, dürüst, erdemli, duyarlı, insan gibi insanlara çok ihtiyacımız var!

 

 

 

Yalnıztürk, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın yaşama hakkını elinden almak vahşetin en büyüğü.. Ne acı ve gerçek ki sık sık çıkarılan aflar, iyileştirmeler, kravat takıldı diye ceza indirimleri kanayan yaramız.. Toplum vicdanen kanıyor şu an ama elden geleni de yapıyor mu acaba? O da zor bir soru.. Kadın veya erkek olsun, şiddetin her türüne lanet olsun, diyorum.. Ama artık UYANMAK da lazım.

Yalnıztürk 
 07.12.2019 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 54
Kayıt tarihi
: 13.02.14
 
 

Eğitimci, Edebiyatçı, ''Sera Hatun'',''Aldatmaca'',''Handan Makamı'' ve ''Modern Zamanlar Dervişi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster