Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
503
 

Baba, beni öldürsene

Baba, beni öldürsene
 

Sevgili babacığımın bana verdiği görevler arasında (ki hiç de fazla görev vermezdi) en sevmediğim pazar alışverişi idi. (Yapması bir dert, eve taşıması başka bir dert, hem ben ne anlarım)

Annem alışveriş listesi verirdi elime, lise çağlarım işte.

Ama öyle hemen pazarın girişinden alıp çıkmak yok (ki bana kalsa kesin öyle yapardım)

Babamın direktifleri var;

1-İlk önce pazarın tamamını dolaş!

2-Dolaşırken en taze olanları tespit et!

3-Son turda tespit ettiklerini pazarlık yaparak al!

Alışveriş listesinde şöyle bir madde var: "Bol. Biber"

Allah Allah annem turşu mu kuracak acaba dedim. Neyse bol'dan kasıt... Hımmm 3 kilo alayım ben. Pazarın en güzel yeşil sivri biberi. Kendimle gurur duydum. Bir de öyle bir tehlike var aldığım hiçbir şey beğenilmiyor. Ama bunlar kesin süper.

Eve geldiğimde, bir daha pazara gönderilmememi sağlayan durum (çok üzüldüm!!) açıklığa kavuştu.

Annemin listesindeki benim “Bol Biber” diye okuduğum şey meğer; “Dol. Bibermiş”, yani dolmalık biber!!

Safiyane bir anekdot işte..

Sonra ne yaptı annem o kadar biberi hatırlamıyorum, kızartma falan mıydı??

Şimdilerde Ören’deki evimizin bahçesinde biber yetiştiriyor babam. Sadece biber mi? Domates, mandalina, kayısı, şeftali, üzüm vs... Emekli olduktan sonra bahçe işlerine verdi kendini. Aslında her iş gelir elinden...

1952 Köy enstitüsü mezunu, emekli bir öğretmen.

Hayata hazırlamışlar, eğitim o olmalı bence de, “yaşama hazırlamak”. Çocukluğumda hasta olunca iğnelerimi babam yapardı örneğin... Okul da öğretmişler... Kocaman bir şırıngası vardı, kaynatırdı önce...

Babam çok hoş adamdır, huysuzluğum ondan kalıtımlanmış diye düşünürüm...

Bir de her şeyi bilir...

Başka safça bir hikâyecik;

Bir Ören yazı hava çok sıcak, 5 yaşındayım ama çok iyi hatırımda şimdi, annem hastanede... Kız kardeşim geliyor dünyaya... Teyzem evde... Benim o zamanlarda olan bir alışkanlığım eve gelince sıcaktan, direk buzdolabını açıp, şişedeki suyu dikiyorum kafama(çok kötü bir huy).

Yine öyle yaptım. Yalnız bu kez bir tuhaflık var, üçüncü yudumda falan anladım.

Teyzem bulduğu gaz şişesini (elektrikler çok kesilirdi o zamanlar, gazlı idare lambaları için) dolaba koymuş, su diye.

Hemen babama haber. Geldi üstad. Kaç yudum içmişim, anamnez falan. Karar verildi; “Yoğurt” yenecek. Teyzem; “hastaneye götürelim çocuğu” diyor. “Yok yok bir şey olmaz.”

Aradan iki saat geçiyor, kusmaya başlıyorum. Babam; “iyidir kusması atar gazı vücut”. Motor mu bu? Allah Allah... Yok ayak diretiyor, neyse götürmedi hastaneye.

Annem geldi Nesrin'le birlikte, bir süre sakladılar konuyu, sonra kıyamet koptu tabii...

Bir akşam da kafamı bu pencerelerin denizlik denen mermer kısımları olur ya oraya çarptım. Yaramazlıktan ama normal bir çarpma değil ev sallandı gibi geldi bana, daha büyüğüm belki 8 yaşında falan. Şişti kafam.

Hastane? Artık ben yalvarıyorum “Baba n'olur..”

Gözlerime falan bakıyor. Kafamı muayene ediyor. “Olmaz bir şey” Gitmiyoruz hastaneye, sabaha kadar dua ediyorum; ”Allahım nolur ölmeyim”

Böyle işte. Huysuz, ille bildiği olacak.

Sonra... Evet inanılmaz ama sonrası var.

Düştüm bir gün, “çat” dediğini duydum, sol kolum kırıldı.

Eve koştum, “Baba kolum” diyorum.. Önce eliyle muayene ediyor. “Hıı kırılmış bu” Kırıldığını anlamak için “baba” olmaya gerek var kesin.

Sonra hastane (inanın gittik bu kez), doktora gösteriyor hala; “Buradan kırıldı falan” diye...

İşte böyle...

Yani benim hayatta kalmam şans biraz; “doğal seleksiyon”

Babama anlatıyorum bunları, gülüyoruz birlikte...

Meslek olarak hekimliği seçmemde, tebessümle hatırladığım bu ve benzer olayların da etkisi olduğunu düşünürüm hep... Ebeveynler insanın gelecek yaşantıları üzerinde çok belirleyici(pazar alışverişini sevmem hala)...

Sevgili babacığım, sen de benim için öylesin işte...

İyi ki varsın...

*Yazının başlığı, bir Barış Pirhasan'ın filmi ismi olan, "Usta Beni Öldürsene"den esinlenildi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

pozitif enerji veren bu yazıların sahibinin örenli olması ne güzel. burhaniyeyi ve öreni seviyorum..yazılarınızı da çok sevdim..örenin serin suları gibi içimi ferahlattı...

ayfer atmaca 
 18.03.2011 16:27
Cevap :
Çok teşekkür ederim... Buradakiler ve daha fazlası; http://www.hikayeatolyesi.com/  18.03.2011 23:20
 

Traji-komik olaylar dizisi;))Güzeldi...Bi ara gülmekten karnıma ağrılar girdi:D:d

mavi nü 
 28.10.2007 20:08
Cevap :
Teşekkür ederim mavi nü... Beğenmenize sevindim... Evet öyle bir etkisi var;"karın ağrısı" gibi:)) Sevgilerimle...  28.10.2007 20:52
 

Benim annem de böyle yapar diyecekti.:)) Başına bir şey geldiği zamanki serinkanlılığıma hep şaşar ama sanırım bu bir şeyleri bilmekle ilgili ama o anlamak istemez... Babanız için;" çok hoş adamdır, huysuzluğum ondan kalıtımlanmış" demişsiniz. Aşkolsun, "hoş" adam, huysuz olur mu? Babanızın, belki benden çok büyük değildir, hoş "Köy Enstitülü" olduğuna göre büyük olması gerekir ama, ellerinden öpüyorum; sevgiyle...

derinmavi.. 
 19.09.2007 15:45
Cevap :
Haklısınız ikisi aynı cümlede iyi durmuyor.. Şöyle diyim hoş bir huysuzluğu var..:) Yani huysuz ama kırıcı değil.. Bazen komik hatta.. Ben de öyleyim sanırım saman alevi gibi parlayıp sönen.. Bu arada babam 75 yaşında(buraya yazdım ama nazar değmez inşallah).. Sevgiler her daim..  19.09.2007 15:56
 

Serdar çok güldüm yazına. Sizin aileye bir doktor lazımmış, eminim"kendi işimizi kendimiz görelim, hastaneye ne gerek?" diyen babanyüzünden olmuştur bu. E ailede bir doktor olduğuna göre, (uzmanlığa ne hacet?) safra kesei ameliyatı da üroloji muayenesi de bekleyebilirmiş baban senden. Malum babadan geçme, genetik:) Bu arada ben de dolaptaki su diye, misafirlikte koca rakıyı dikmiştim kafama (Müslüman bir aile görüntüleri vardı, misafir gelir diye etiketi yırtıp atmış akıllılar, tabi benim sayemde ortaya çıktı foyaları ama ben de saatlerce kusmuştum). Sevgiler. Biraz da doktor olduktan sonraki aile anılarını anlatsan ya.

Kwan Yin 
 06.09.2007 19:34
Cevap :
Psikityatriste danıştım kesin babammış sebep:) Ben de gülüyorum durup durup.. Senin rakı hikayende çok komikmiş.. Bahsettiğin "müslüman görünümlü" aileler daha da arttı günümüzde.. İktidardan esen rüzgar etkisi altına almış durumda insancıkları.. Aklıma geldi bu arada hastalıklarla uğraşmak yerine önlenebilir sağlık risklerinden vatandaşı haberdar edip ve bunlarla ilgili gerekli önlemleri alarak, hasta olmama/etmeme üzerine kurgulanmış bir sağlık anlayışı hepsinden iyidir.. Sağlıcakla kal..  06.09.2007 21:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1489
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster