Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

03 Haziran '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
177
 

Baba Benim Adım Ne?

Baba Benim Adım Ne?
 

Adın yok senin, adın yok senin, adın yok senin...


.    Günümüzden çeyrek asır kadar önce...
.
.    Çok kalabalıktı gene poliklinik... Doktor Efsun, neredeyse nefes bile almadan çalışıyor, hastaları içeri alıp, hızlıca muayene ediyor, tedavilerini verip gönderiyordu. İki hemşire, hızına yetişemiyorlardı Efsun'un. Bu durum, pek sağlıklı değildi elbette. Bir hastaya adamakıllı zaman ayıramıyordu, yeterince ilgilenemiyordu. Kapıya yığılan tüm hastalara bakma zorunluluğu, başka seçenek bırakmıyordu Efsun'a maalesef...
 
.    İçeri bir aile girdi. Bir erkek, hamile bir kadın ve üç çocuk... Yazınca garip gelmiyor ama görmelisiniz anlamak için... Erkek tek başına, rahat, ellerini beline bağlamış. Ama ya kadın? Karnında bir bebek, sırtına bağlı bir çocuk, kucağında bir çocuk ve eteklerine yapışmış başka bir çocuk. Kadıncağızın, üzüm salkımı gibi, her yerinden çocuklar sarkıyor. Çocukların kocaman, kara gözleri, korku ve merak ile Efsun'a bakıyor. Giysilerinden anlayabildiği kadarıyla hepsi kız çocuğu... Ne kadar da güzeller...
 
.    Dil sorunu olduğu için, oralı bir hemşireyle çalışıyor Efsun uzun zamandır. Hemşire hanım, hastalarla arasında çevirmenlik yapıyor aynı zamanda, poliklinik hemşireliğinin yanında...
 
.    Çocuklara bakıyor Efsun, hepsi de cılız mı cılız... İyi beslenemedikleri o kadar açık ki, yüreği sızlıyor. Geçenlerde öğrendiği bir şey geliyor aklına, çıldırdığı... Buralarda sofra kurulunca, sadece erkekler sofraya oturur, kadınlar, hizmet etmek için, kapının dışında beklermiş. Erkekler doyduktan sonra sofra kaldırılır, başka bir odada, kadınlar ve çocuklar, erkeklerden arta kalanları yerlermiş. Bunu da oralı hemşire hanımdan öğrenmişti Efsun. Buna inanmakta zorluk çekse de, durum aynen böyleydi ne yazık ki...
 
.    Çocuklardan bir süreliğine gözlerini ayırıp, hemşire hanıma dönüyor Efsun, kim hasta sorsun diye. Hemşire hanım soruyor soruyu ama adam Türkçe cevap veriyor. Efsun, dil sorunu olmayınca, kendi konuşmaya başlıyor adamla. Önce öfkesini çıkarmak istiyor adamdan, hamile bir kadına bu kadar çok çocuk taşıtılır mı diye. Adamdan ses çıkmıyor... Bir kadın tarafından azarlanmanın utancıyla, başı yerde, yüzüne bakmıyor Efsun'un... Elinden gelse bir kaşık suda boğar ama devletin memuruna, kadın da olsa, söz söylemeye korkuyor. Oralı doktorlar, okulları bitince dönmüyorlar memleketlerine, olabildiğince uzağa kaçıyorlar. Mecburi hizmetle, zorla doktor gönderiyor devlet oralara. Bu yüzden, doktora karşı ne olursa olsun saygısızlık etmemeye çalışıyorlar. İstifa etmeyip orada çalışan az sayıda doktoru da ellerinden kaçırmak istemiyorlar. 
 
.    Efsun çocukların adını soruyor adama, adam da karısına dönüp, çocukların adını soruyor... Çıldırıyor Efsun... "Sen bilmiyor musun çocuklarının adını?" diye adeta haykırıyor, hayret ve öfkeyle... Adam sessiz, önüne bakıyor, cevap vermiyor... Oralı hemşire hanım cevap veriyor Efsun'a: "Çocukları kız olduğundan, öğrenmek gereği duymamıştır doktor hanım." 
 
.    Efsun hızla kalkıyor yerinden, kadının kucağındaki, sırtındaki, eteğindeki kızları alıyor bir bir, muayene masasına oturtuyor onları... Gözleri dolu dolu, muayene ediyor kızları... "Gebe kadının ve çocukların aşıları yapılmış mı?" diye soruyor hemşireye. Hemşire çıkıyor, dosyalara bakıp geliyor yeniden. Hiç bir aşıları yok! Hemşireye kızıyor önce, neden yapılmadı, kontrol edilmedi diye. Hemşire gücenmiş ve ağlamaklı cevap veriyor Efsun'a:"Evlerine kadar gidilmiş ama aşıları yaptırmamışlar doktor hanım. Aşı yapılmasına şıhları günah demiş, izin vermemiş..." Efsun pişman oluyor hemşiresine çıkıştığı için, özür diliyor sonra... Hemşire anlayışla karşılıyor Efsun'u... Alışmış artık kadıncağız, her yeni gelen doktorun hayretine ve peşinden gelen öfkesine... Ve de faturanın ilk onlara kesilmesine... Efsun, aşıların hemen yapılması direktifini veriyor hemşiresine. Adamdan ses çıkmıyor, itiraz gelmiyor, Efsun'dan ürktü besbelli... "Arkası vardır belki büyük yerlerden" diye düşünüyor olmalı. Yoksa bir kadın, nasıl cüret edebilir, bu kadar konuşabilir bir erkeğe karşı?!
 
.    Ah bu şıhlar... Cehaletin ana kaynağı, halkın en önemli yönlendiricileri... Savaşmak zorunda olduğu şeyin etkisinin büyüklüğü, korkutuyor, ürkütüyor Efsun'u... Ama yapması gerek bu savaşı, neye mâl olacaksa olsun...
 
.    Efsun kızları seviyor, öpüyor, okşuyor saçlarını... Adam da, kadın da hayretler içerisinde Efsun'a bakıyorlar... Bir de sicim gibi gözlerinden inen yaşlara... Kadınların kaderine ağlıyor Efsun, yüzyılların birikmiş öfkesinin acısıyla...
 
.    Sonra bir kızı alıyor kucağına, babasına doğru uzatıyor. Adam, eli ateşe değmiş gibi irkiliyor önce, uzaklaşıyor Efsun'dan. Ama sonra, Efsun'un öfkeli bakışlarından ürküyor, alıyor kızını kucağına, eğreti... Küçük kız, babasının pala bıyıklarına bakıyor önce, sonra da gözlerine... O gözlerdeki sevgisizliği, yabancılığı görüyor, hissediyor ve basıyor çığlığı... Kendini atmak istiyor babasının kucağından, anasına doğru... Anası, hemen açıyor engin kucağını, kızına... Sarıp sarmalıyor ağlayan kızını, sevgiyle... Kız, anasının kucağında içini çeke çeke ağlamaya devam ediyor, ama sessizce... Kadersiz kadınların cehenneminde, kadın, kadının tek dostu ve seveni... Kader ortakları onlar, ana-kız... Efsun da ağlıyor onların haline, onlar gibi...
 
.    Adama dönüyor, son bir soru soruyor: "Bir gün kızların, 'baba benim adım ne, adım ne benim baba?' diye sorarlarsa, ne diyeceksin onlara?"
 
.    Adamın sessizliği, yüzyılların cevabını veriyor zaten, açıkça... Cevap, yankılarla geliyor sessizliğin içinden: "Adın yok senin, adın yok senin, adın yok senin..."
.
.
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---03.06.2018
Grafik-resim tasarım: F.Fisun Gökduman Kökcü
 
Cemile Torun, Ayşegül HAYVAR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın yüreği sızlıyor. Aşağıda aile yazılarımdan biri http://blog.milliyet.com.tr/cocuklar-anne-babalarini-sevmek-zorunda-degildirler/Blog/?BlogNo=342283

Kerim Korkut 
 18.11.2019 13:03
Cevap :
Kadınların yok sayıldığı,öldürüldüğü bir coğrafyada daha içimiz çok sızlar bizim...Yazınızı okuyacağım değerli yazarım.Saygı ve selamlar...  21.11.2019 17:58
 

Ah ah ne denebilir ki Fisun hanımcığım, bilmek işkencedir diyorum yaşadıkça, görüp duyduklarım karşısındaki duygu depremlerimden, bilmiyorsan rahatsın, sizler güzel yurdumuzun topraklarına sevgi insanlarına emek eken cengaverlrsiniz hepsi adına teşekkür esiyorum sevgilerimle

Cemile Torun 
 05.06.2018 1:48
Cevap :
Denecek bir şey yok sevgili Cemile hanımcığım.Acıdan başka bir şey hissetmiyor insan artık.Elimden geleni yaptım ama ben okyanusta bir damlaydım.Daha fazlası gerek... Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim Cemile hanımcığım.Ben teşekkür ederim,kıymet bilirliğiniz için asıl.Sevgiler gönderdim,selamlarımla beraber,yüreğimden...Sağlıcakla kalın.  05.06.2018 12:26
 

Nazım, büyük usta ne demişti "Kadınlarımız" şiirinde; Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen... Maalesef böyledir Anadolu'nun bir çok yerinde kadınlarımızın durumu. Babalara sorduğunuzda kaç çocuğunuz var diye sadece erkek evlat sayısını verirler bir de. Kız çocuk evlattan sayılmaz onlara göre. Onlar, satıp para alacakları bir mal ne yazık ki...Yüreğimi ezdi öykünüz Fisun Hanımcığım... Düzelsin, düzelse diyorum ve diliyorum ama çok da umutsuzum bu konuda...:( Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 04.06.2018 17:37
Cevap :
Büyük usta Nazım,Anadolu'yu karış karış biliyordu,yazdıkları o yüzden içimize işliyor,çünkü bizi yazmış kelimesi kelimesine.Yaşanmadan yazılacak şeyler değil,inanması çok zor ama hepsi gerçek.Daha yazmaya elimin varmadığı bir yığın şey var.Çok can acıtıcı şeyler bunlar.Bakalım yazabilecek miyim?Ben de düzelsin diye istiyor ve ümit ediyorum ama son yıllardaki kadın ve çocuk olaylarına bakınca, düzelmek bir yana,daha da kötü olmuş gibime geliyor.Maalesef ben de ümitsizim bu konuda.Çok teşekkür ediyorum sevgili Ayşegül hanımcığım.Sevgilerimi yolladım,selamlarımla beraber.Sağlıcakla kalın...  04.06.2018 23:21
 

Ne yazık ki oralar kadının en çok ezildiği yerler. O erkekler onları dünyaya getirenin bir kadın olduğunun bilincinde değiller. Eğitim yok, el uzatan yok, sonuç hep böyle devam edecek görünüyor. Sevgiler,selamlar değerli dostum

SAHAFÇA 
 03.06.2018 16:02
Cevap :
Cehalet, her şeyin kaynağı oralarda değerli dostum.25 yıl önce böyleydi,şimdi nasıldır bilmem.Keşke biraz düzelmiş olsa.Bunları yaşamak zor gelmişti bana,genceciktim,aklım başımdan gidip duruyordu,her öğrendiğim şeyle.Teşekkür ederim.Sevgi ve selamlarımı yolladım yüreğimden.Sağlıcakla kal değerli dostum...  03.06.2018 17:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 273
Toplam yorum
: 952
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 282
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster