Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
355
 

Baba Çınar

Baba Çınar
 

Her sabah işe giderken anayoldan ayrılıp, yan yola saptıktan sonra onu uzaktan görüyorum. Her görüşümde içimde bir sevinç uçuşmaya başlıyor, sonra ona yaklaştıkça yerini büyük bir saygıya bırakıyor. Nereden baksanız yirmi yıla yaklaşan bir tanışıklığımız var. Buna karşın her sabah karşılaştığımızda, onu ilk gördüğüm gün olduğu gibi heyecanlanıyor ve duygulanıyorum. Aslında bir anlamda konuşur da olduk onunla. Onun beni anladığını biliyorum, ben onu anlamaya çalışıyorum. Kocamış bir bilge duruşu ve tüm görkemi ile bana yaşamın gizemi ve çalkantıları adına ders verir gibidir sanki.

Üretmek adına giderek tüketen, insana ve doğaya rağmen kalkınma adına bir hırsı körükleyen, tüm güzelliklerin yavaş yavaş harcandığı bu dünyada,  görmüş geçirmiş hali ve duruşuyla daha nice anlatacak şeyleri olduğunu biliyorum. Etrafını saran bir çarpık yapılaşmanın kemirerek giderek azalttığı bir yeşil denizin içinde aslında yalnız da sayılabilir. Yakınlarında kendi cinsinden bir ikincisi olmamasına karşın, "her yalnız gibi özgür, her özgür gibi yalnız" duruşuyla, bir liseli aşığın gövdesine kazıdığı sevgilisinin adını her geçen gün biraz daha büyüterek, sevgiyi büyüterek "Hicran" ı büyütmektedir. O bir ağaç, o bir ulu çınar ağacı, bir anıt ağaç o. Nereden baksanız iki asıra yaklaşan yaşıyla maziyi geleceğe taşımaktadır.

Nice ayrılıkları, nice aşkları, acıları, sevinçleri yaşamış bir birikimin verdiği bilgelik içinde, kendi gücünü bilmenin erdemi ve verdiği bir alçakgönüllülükle sebat etmenin, dayanıklılığın bir büyük simgesi olarak orada öylece duruyor. Günlük sıradan sorunları ile bunalan, sıradan çıkarlar adına yaşamın ve doğanın güzelliklerine sırtını dönen, neredeyse birbirinin gözünü oyan insanoğluna sevgiyi anlatmaktadır. Bu sevginin ve sebat etmenin kökleşmiş bir anlatımıdır, her bahar umuda ve yeşile yeni yapraklar açan...

Dev gibi gövdesi, yukarılara uzanan, kimi yere yatay kalın, kimi uçlara doğru incelen dalları ve yaz günleri yeşil yaprakları ile çok geniş bir alanı kaplayan heybetli, diğer ağaçların çok üzerinde ama onları küçümsemeyen, korur gibi duruşuyla bir tek başına orman gibidir. Her sonbahar bir sarı hüzüne dökülen yaprakları onu kışı çıplak dalları ile geçirmeye terk eder. Bitmek bilmez sonbahar yağmurları altında, kimi sert geçen kışlarda karlarla örtülen dallarıyla bir başka görkeme bürünür. Yalnızlığı daha bir ortaya çıkar. Ama dayanır, yaşamın güzelliklerinden güç alan köklerinin beslediği iri gövdesi ve dallarıyla, yaşamın kalleşliklerine başkaldırışın onurlu bir simgesi gibi hasretle geçmiş baharları anar; dayanır, dayanır... Kirlenen, yozlaşan değerlere inat, sevgisiz bir iklimde sevgisizliğe inat, gecenin bir karanlığında yıllardır neler anlatır bilir misiniz?  Belki de insanlara "çağının cehennemini yüreklerine gömmesini" bilmeyi, dönüp geri baktıklarında sezilmeyen ayrıntıların acısını hafifletmeyi, kopuşlara dayanmayayı öğütlemektedir. Zaten kimileri uçları kalkmış, kimileri düşmüş iri kabukları onun iri gövdesini kaplayan bir alın yazısı gibidir. Geçmiş ihanetlerin, ikiyüzlülüklerin, şimdilerde kabuk bağlamış yara izlerini taşıyan görmüş geçirmişliği barındıran bir alın yazısı. Bunca kabuk bağlamış yaraya karşın, o dayanır, dayanır...

Bir çınar ağacıdır o. Size aşkları, sevgiyi, paylaşımı, en önemlisi dayanmasını bilmeyi, sabretmeyi, günlük kişisel sorunlarınızda boğulup kalmamayı, size doğayı, yaşamı ve yaşamın gizemini anlatmaktadır. Sessizliğin büyüdüğü, bir hüzünün sinsi bir duman gibi indiği akşam saatlerinde esintilerle diğer ağaçlarla konuştuğunu, onlara bir şeyler anlattığını biliyorum. "Ağaçlar gerçekten konuşuyor, anlıyor musunuz?  Ama siz nereden anlayacaksınız, hem siz daha birbirinizi anlayamıyorsunuz.

Tut elimden sevgili çınar, gidelim senin diyarına....

 

Akın YAZICI

                                                                                                              

  

Şennur Köseli, gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 177
Toplam yorum
: 426
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 365
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster