Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '16

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
146
 

Baba dediğin...

Baba dediğin...
 

Baba dediğin..


Baba dediğin bir arkadaş mı yoksa baba mı olmalı? Benim babam hem arkadaş hem baba. Yeri geldiğinde “hacım nasılsın” dediğim yeri geldiğinde o ekmek parası kazanmak için, bizim aşımızı eksik etmemek için çalıştığı o iş kokan ellerini duygu yüklü öpüp büyük bir onurla gururla alnıma koyduğum bir baba. Bazen insan anlamıyor, anlayamıyor bazı şeyler başına gelmeden ama baba seni her zaman uyarıyor başına bir şey gelmesin canın yanmasın istiyor. Ama işte biz çocuğuz ya, evladız ya, küçüğüz ya, anlayamıyoruz işte babanın anlatmaya çalıştığı şeyleri. Darbeyi yiyince, başımıza bir musibet gelince anlıyoruz babanın söylediklerini. “Ahh babam… haklıymış” diyor iç geçirerek evlat. Bu yaşa kadar getirmiş, büyütmüş, benim için hastanelerde koşuşturmuş, bu çocuktan ümidi kesin, ölür dediklerinde bile kucağına alıp sımsıkı öpüp koklayan babam. Anneyle babanın acısı hiç biter mi? Bitmez. Bebekken tutun da altımızı değiştirmekten 20 küsür yıldır ha büyüdü dertler bitti derken daha büyük sıkıntılar çıkıvermiyor mu? “Biz büyüdük baba. Artık ayaklarımızın üstünde durabiliyoruz artık araba alabilirim baba…” desem de ne fark eder ki? Biz hala onların evlatlarıyız. Hala onlara muhtacız. Hala onların gözünde çocuğuz küçüğüz. Ben babamın hastane yatağındaki o asabi hallerini bilirim. O ameliyathaneye girişini bilirim. Ben doktorların masada kalma ihtimali %98 dediklerini bilirim. Ben bilirim de gelin o duyguyu bir de bana sorun. Ne elini bırakmak istedim ne de yanında ayrılmak istedim. Önceden eve geç gelen, arkadaşlarıyla takılıp gezip tozup gününü gün eden bir genç kız iken. O babamı kaybetme korkusuyla babamın dizinin dibinden ayrılmamaya kendi kendime söz verdim. Hayatım monoton olsa da en azından diyorum ki boş ver be kızım baban yanında gezmen tozman da eksik kalsın.

 

Babamı da aslında üstümüzde kurmak istediği hâkimiyet konusunda çok haklı kabul ediyorum. İki kız evladı bir hanımı var. Başka neyi var ki? Üçü de bayan üçü de savunmasız üçü de güçsüz. Bizim için çalışan bizi koruyan kollayan dağ gibi babamız var diyoruz büyük bir gururla. Bu bize öyle yetiyor ki. Hani bilirsiniz araba arkalarında yazar. “BABAMIN GÖLGESİ BİE YETER” diye. Aynen öyle gölgesi bile yetiyor insana. Bazı şeyleri konuşmaktan çekinsek de “bize bir şey olmaz babamız arkamızda” diyoruz biraz daha rahatlıyoruz. Ama dedim ya baba için kolay değil be. Kızlarının istikbalini düşünür? Karnı aç mı? Tok mu? Bir sıkıntısı var mı? Kızım dışarısı soğuk üstünü sıkı giyin… Derken bile içimi titreten babam.

Başka ülkelerde görüyoruz evlatlarını ailesini kaybeden insanları. Düşünüyorum da ya bizler? Öyle çok şükrediyorum ki ailemin olduğuna. Arkamda kapı gibi beni koruyan kollayan babamın olduğuna, dualarıyla beni işe gönderen, arkamdan hayırlı işler kızım diyen annemin olduğuna… ev de kardeşimin güler yüzlü hoş davranışına beni güldürmesine. Öyle şükrediyorum ki… ne kadar şükretsemde azdır belkide. Ama iyi ailem var. İyi ki yanımdalar ve iyi ki beni seviyorlar….

Daha yazılacak söylenecek yazılacak öyle şeyler var ki, buna ne dilimin söylemeye gücü yeter ne de elimin yazmaya dermanı… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 106
Kayıt tarihi
: 15.11.16
 
 

Gizemini koruyan büyük bir sır... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster