Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Baba evi açık olmayan kadınlar öldürülüyorlar!

Bir haberi okurken resmen sarsıldım! Olay Diyarbakır’da geçiyor; anlaşarak evlenmiş çiftten erkek olanı, haber detayından anladığım kadarıyla, karısını fena halde kıskanıyor!

Altı aylık kızlarına “Kevser” adını vermiş olan çift yeni bir bebek daha bekliyor. Bu arada bazılarınca anlamsız lakin bana göre önemli bir ayrıntı: Annenin başı saçları hiç gözükmeyecek tarzda bağlı… Hani yeni trend baş bağlama “türban” standardında…

Kocası belli ki bu örtünmeyi yeterli bulmamış, haber detayından belli ki eve hapsetmiş kadını; bu da yetmemiş iyi mi!

İlle de kendisini aldattığına inanmış; eve çalar saat şeklinde kamera yerleştirmiş.

Aaa, o da ne! Karısı sürekli saate bakıyor diye kıllanmış adam; bu kez duvar saati görünümlü kamera yerleştirmiş.

Sonra kendince bir sesler duymuş, o kameranın da üstüne örtü örtüldüğüne kanaat getirmiş!

Kendince duyduğu sesler eşinin sevişme sesleriymiş; oysa eşi tam da yanında yatarken…

Neyse, bu sıkıntısını abisi ile paylaşmış, abi: Yok yamuk bir şey demiş!

Adam yetinmemiş; eşini alarak tüm ailesinin olduğu ortamda dinletmiş!..

******

Habere konu olan şu: Bu adam karısını yirmi bir kere bıçaklayarak öldürmüş!

Hala; beni aldatıyordu, araştırın diye kıvranırken evine yerleştirdiği cihazlar sayesinde kadının ölüm anı birebir yansımış; garibim, kurtulmak için epey emek harcamış!

Bakmış olacak gibi değil; kızımı son bir kez kucaklayayım demiş!...

Detayları anlatamayacağım, adam resmen itiraf et diyor, kadın haksızlık ediyorsun diyor; adam oranı keserim, işkence ederim diye tehdit ederken kucağında altı aylık bebekleri var; muhtemelen bebeğe zarar verebileceğinden endişelenen anne “Tamam, öldür beni!” diyor…

Kadın yirmi bir bıçak darbesiyle öldürülüyor!

******

Haber detaylarından çıkardığım sonuç şu: Adam resmen kadını ev içine hapsetmiş! Yoksa onca kameralara yansıyan bir takım konuşmalar olurdu!

Mesela, annesi gelmiş olsa, kız kardeşi falan, kadın söylemese de laf açılırdı; bir şekilde iyi ya da kötü bir muhabbeti olurdu…

Haa, bu arada, kadının cep telefon kayıtları ve adamın yerleştirdiği gizli kamera kayıtları yetkililerce incelenmiş ve sonuç olarak aldatmaya yönelik hiçbir bulgu bulunmamış!

Yani, adam bildiğimiz şizofren; yazmış da yazmış kafasında…

Kadın da ölmeyi göze almış!

İşte beni en kahreden yanı bu!

Kadının başka çıkış noktası yokmuş!...

******

Düşünün, oğlunuz eşini suçlar şekilde bir kayıt göstermek için hepinizi bir araya topluyor, kayıtta bir şey yok; lakin oğlunuz asabi, laftan anlamıyor!

Bu hali ile eşini ve bebeğini alıp gitmeye niyetlenen oğlunuza “Bir dur!” demez misiniz?

O kadıncağız hiç mi yardım istemedi o evde; mümkün değil! (Zira evlerine geldiklerinde “Tamam, her şeyi anlatacağım” diyerek salona geçmeyi teklif etmiş ve pencereyi açarak “İmdat! Öldürüyorlar, yardım edin!” diye bağırmış!

******

Böyle bir ölümden dolayı tek bir kişiyi suçlamak ne adalet ne de insanlığa, ne de mantığa sığar!

Hadi sayalım bakalım kaç suçlu var?

Öldüren ilk sırada, öldürenin ailesi topluca ikinci sırada; zira öyle bir durumda ya gelinle çocuğu evlerinde tutacaklardı, ya da oğullarını…

Üçüncü sırada ise kadının ailesi var!

“Kız oğlan kız olarak evlendirdik, artık namusu kocasında!” zihniyeti ile “Evden çıkan kızın ancak ölüsü bu eve girer” birleştiğinde elalemin şizofren çocukları da kızlarınızı işte böyle hunharca harcar!

******

Bu durumda Tv önüne çıkıp da ağlayanlara pek fazla inanmıyorum: Kim bilir kızın kaç kez sinyal verdi; korkusundan sana vermedi de annesine… Annesi kim bilir kaç kez sana anlatmayı denedi, hiç dinledin mi?

Mesela bu olayda, bir anne-baba hiç mi kızını aramaz-sormaz? “İyi misin, bir ihtiyacın var mı?” diye merak etmez?

Etmeyenlerin, kızlarını “bakire” olarak everdik, namus artık size geçti tarzındaki yaklaşımlarıdır; maldan sonra gelirler, bilirsiniz…

******

Sonra… Bu kadınlardan oy toplanmaya başlandığında ya babalarıdır ya kocalarıdır karar veren; lakin oy bağlamında sayılırlar…

Sayıldıktan önce de sonra da hiçtirler aslında; ufacık bir var olma peşinde koşarlar… Bulgur pilavını daha güzel yapayım, başörtüm bilmem kimden güzel olsun, gibi…

******

Bu kızların birer ana-babası var; o ana-babalar ki kızlarını hiçe sayıyorlarsa elalemin adamları önemser mi?

Cıkss!

Adamlar nerede ezik kızlar var, onların peşindedir; güçlü kızlar idealleridir lakin yaklaşamazlar!

Yaklaşamadıkları kızların acısını ezik kızlardan çıkartırlar; bir şekilde denk gelir de güçlü kıza ulaşsalar da bir süre sonra ayakları yerden kesilip Adriana Lima’ya talip olma kapasitesini kendilerinde bulurlar!...

******

Böylelikle sağlıksız, psikolojik tedavi görmesi gereken kişiler aileleri tarafından “Biraz asabi, biraz agresif ama huyuna gidildiğinde şeker mi şekerdir” denilerek bertaraf edilmeye çalışılır.

Deşelemeye kalkmak için önce eğitim, sonrasında da yürek gerekir!

Zira her bir psikolojik hastalığın altında yatan genetik bir faktör aranır, ardından da tetikleyici unsurlar…

Bu “Tetikleyici unsurlar” en çok anne-baba’ya dokunur; eee, kaç anne-baba kendini “Tetikleyici unsur” olarak görmek ister?

En eğitimlisi bile korkar!

******

“Yetiştirilen çocuk kişinin kartvizitidir” diye düşünüldüğü sürece eğitimli ailelerde zaman-zaman sorun olabiliyor; ancak en önemli sorun eğitimsiz kişilerden kaynaklanıyor!

Neyin ne olduğunu bilmedikleri gibi bir de anlamsız bir koruma içgüdüsü ile davranıyorlar!

Yoksa, bir anne oğlunun ne kadar kafasının karışık olduğunu fark edemez mi? Oğlu oturtmuş tüm aileyi, bir takım kayıtları dinletiyor; bir anne, bir baba, bir kardeş “Oğlum, yok burada bir şey!” diyemiyor mu?

O aile içinden birileri hiç mi akıl edip de “Kızım sen bebeğinle burada kal” da mı diyemiyor?

Diyememişler… Yas da dememişler…

Yok yere, hunharca bir kadın öldürülüyor; adamın savunması “Aldattığını düşünüyorum!”

******

En çok kızdığım kız babaları! Kızınızı evlendirdiniz, beyaz gelinlik üzerine kırmızı kuşağı da geçirdiniz; o kız ne haldedir, bir zahmet düşündünüz mü?

İnek versen hayvan yadırgar yerini, kızın ne haldedir; oyyy, o bekaret kanındadır; kızı nelere maruz kalıyordur; umurunda mı?

******

Umurunda olan babalar var; misal rahmetli babam!

Misal; arkadaşlarımın babaları…

Baba evimiz hep açıktı; az sığınmadık!

Eve dönme kararı verdik, suçlanmadık!

“Kararına uyarız!” dendi, oysa baştan beri olmayacağını, gitmeyeceğini biliyordu…

Uyardı, kararı bana bıraktı!

Bir-iki kez “Ama demiştim…” dediğinde annem “Geçmişte kaldı, şekerim, kızımızı üzmeyelim…” dedi ki rahmetli babam da üstelemedi…

Baba evi açık olan  kızlar (evlenince kadın deniliyordu ama babaların gözünde kız çocuklarıdır onlar) öldürülmeden sıvışmayı becerebiliyorlar, bence!

Öldürülenlerin baba ve annelerini sorgulamam da bu yüzdendir işte!

 

http//twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

haberi okumuştum, çok etkilenmiştim, sizin yorumunuzla daha da bir etkilendim, üzülmemek elde değil, yazılarınızın devamını diliyorum,

Kemalettin TÜRKAY 
 19.08.2013 9:10
 

Ah Olcay hanım ah, bu nasıl önemli bir konu, "Kendin istedin!, gelinlikle gidiyorsun ancak kefenle çıkabilirsin o evden!, Döneceksen kendin gel ama çocu(larını)ğunu bırakda gel!" sözlerini duyan kadın eli kolu bağlanmış, kaderine mahkum edilmiştir. Aileler lütfen çocuklarına destek olmaktan hiç bir koşulda vazgeçmesin, elinize sağlık, sevgilerimle selamlar

Cemile Torun 
 17.08.2013 22:45
 

Gülgün Hanım merhaba; Öncelikle, bence toplumumuzun ilk sırada yer alan sorununa çok isabetli parmak bamış bulunuyorsunuz. Sizi kutluyorum. Sizden, çağdaş, uygar ve günümüz Türk Kadını'nı temsil etmeniz nedeniyle en kısa sürede konuya "çözüm önerilerinizi" bekliyorum. Sevgiyle kalın!

sükrü bülent türtat 
 17.08.2013 22:29
 

Memlekette manyak mı istersin... Çok. Allah kadınları esirgesin ama (Esirgemiyor!)

Erdal Ceyhan 
 17.08.2013 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1336
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster