Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
521
 

Babaanneyi özlemek 3

Babaanneyi özlemek 3
 

Merhabalar gene ben ve babaannem...

Hikaye 1

Babaannemin hem kulakları ağır işitir ki, ben bu yüzden yüksek sesle konuşurum. hem de, gözleri zor görürdü. Balkondayken ya da televizyon seyrederken, sadece cik cik eden kapıyı duyması yarım saat sürerdi. Hatta bazen baktım kapı açılmıyor, tekrar dışarı çıkar, aşağıdan babaanneme seslenir ve el sallardım. Artık gördüğünden mi yoksa 6. hissinden mi "Kargaaaaa" diyerek el sallardı.

Bu el sallama huyu babaannemin yerleşik huylarındandır. Gözler bozuk ya, birini tanıdığında otomatikman sevinir, ismini bağırır ve el sallardı. Yine günlerden bir gün bizim Gümüşyaka daki yazlığa amcamlar misafir geldi. Almanya da yaşayan amcamgiller (değişik bir hava verdi ama) izinli oldukları 1 ayın tamamında önce Ataköy deki şimdi marina olan süper plaja, yıkılınca, floryadaki plaja giderler, sabahtan akşama kadar güneşlenip kapkara olurlardı. Arada denize girdikleri de olurdu. Pek nadir tabi. İşte bu amcam, yengem ve çok sevdiğim kuzenim, babaannemi de alıp bize gelmişler. Babaannem evde kalmak istedi, balkonda oturup, temiz hava almak onun için yeterliydi.

Neyse efendim birileri güneşlendi, birileri yüzdü, biz kuzenle iskeleden kayaların tehlike oluşturduğu denize atlayıp çıktık vs. Acıkıp geri döndük. Kapıyı açtık, babaannem bizi karşısında görünce şaşırdı. "Yılmaz (Amcam) oğlum ne çabuk geldin" dedi.

Bu seferde biz şaşırdık. "Nereden çıktı anne" dedi amcam. Bbaannem de "oğlum demin bana sudan el sallıyordun ya" diye karşılık verdi. Daha da şaşırdık. Zira bizim suya atladığımız iskeleye gitmiştik, amcamlar kum sevmez.

Amcam "şaşırdın anne herhalde birine benzettin" dedi. Babaannem yaşlı yerine konulmaya sinirlendi ve "oğlum bak işte burdan el sallıı.... aaa o başka adammıymış o? Tüü elin adamıı"

Meğer babaannem, dalgalarla dalıp dalıp çıkan dubayı amcam sanmış. Gene o çouksu heyecanıyla yarım saat "Yılmaaazzz Yılmaaazzz" diye dubaya el sallamış.

Hikaye 2

Efendim bu tarihten daha sonraları ben büyüyüp, üniversiteye başlamışım. O zamanlar (1989) kimsenin yapmaya cesaret edemediği işi yapıp, saçlarımı uzatmışım. Sonra çok uzatan oldu tabi...

birgün babaanneme gittik. Ben en son girdim. Ayakkabılarımı kapının yanına koyarken, babaannem mutfaktan çıkıp, "aaa senin boyun ne kadar uzamış" dedi. Koltuklarım kabardı zira, bizim sülale pigmelerle yarışır boysuzlukta... "Yok babaannecim ne uzaması" diyerekten büyük bir karizma sahibi edasıyla döndüm. Babaannem suratıma baktı. "Aaa sen miydin" dedi...

Kim olacak yahu. Bu ailede benden başka uzun mu var? Sonra kardeşime baktı ve" boyun uzamış kız dedi. Lafı boşa gitmesin amaçlı. Meğer uzun saçlarımdan ve çelimsiz yapımdan dolayı beni kardeşim sanmış. Ulan karizmayı bırak, bari yerin dibine geçmeseydik... Kabahat onda değil ki, o saçı kız gibi uzatanda.

Haznedarda oturuyorduk topitop topitop diye reklam cıngılı seslendirirdi mahalle gençlerien geçerken. Kavgacı bir tip olmadığımdan bir şey demezdim. Duymazdan gelirdim. Sonra bir gün biriyle otobüste yanyana geldik de, çocuk benim gay olmadığımı tüm mahalleye anlattı.

Bu sefer de kızlar dolaşır oldu etrafımda. Ulan ben, yüzündeki sivilcelerle her tür dişil yaratıkla konuşmaya çekinen zat ı muhterem, ne yapabilirim ki bu durumda? Bir keresinde babamın sapını kırarken bahsi geçen süpürgelerden biriyle arabayı yıkarken, bir aşağı bir yukarı dolaşan kızın kafasına sapını çarptırdım. Ahan da kız tavlama tekniği... Yazıklar olsun bana...

Hikaye 3

Efendim babaannem modern kelimeleri zikredemezdi. Böyle süper geçmiş zaman hikayeleri anlatan kadın, bazı kelimeleri öyle bir hale getirirdi ki, anlayana kadar anam ağlardı. Misal "neydin ne oldun kurukafa, nesin ne olcaksın kül kafa?" isimli hikayesinde, yaboz diye bir şey geçmişti. Yap boz mu diye düşünürken, o anda anlamını bilmediğim yobaz kelimesi ile tanıştım.

Babaannem yengemi pek sevmezdi. Aslında yengem çok çok iyi bir kadındı ama, Almandı. Hatta babamın bir İsveç kızıyla evlenmemesine de, babaannem sebebiyet vermiş. Gavurları sevmezdi. Eski kadın, çok çekmişler gavurlardan. Anneme bayılırdı ama... Ursula yengem, her türlü ilgiyi alakayı eksik etmezdi üzerinden. Babaannemse kadının kendisine başka amcama başka konuştuğunu, amcamla aralarını bozduğunu düşünürdü. Halbuki sırf bu düşüncesi yüzünden kavga çıkardı hep. Gene yengesini çok seven bana dert yanarken;

-Kadın pilatiiiikkk
-Platik ne babaanne, yani plastik mi? Yapmacık mı, demek istiyorsun?
-Yok evladım, pilatik, pilatik. Bana başka, amcana başka konuşuyo. Tam pilatik.
-Haa politiikkk.
-Öğretme bana zıpır...

Hay Allah rahmet eylesin babaanne yaaa...

Not: Foto yine Bakırköy deki şefkat evinden...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben de babaannenle tanışsaydım ne kadar çok sevinirdim. :)

kargaliçe 
 27.06.2008 15:13
Cevap :
Ne yapalım. Olamayacak bişi için üzülmemize gerek yok.  27.06.2008 16:04
 

babaannen hep senin yanında bunu biliyorsun değil mi kargacım? çünkü sen onu çok seviyorsun.

kargaliçe 
 26.06.2008 13:41
Cevap :
Çok seviyorum evet. Annemden babamdan çok. Hala yaşasaydı seni tanıştırırdım.  26.06.2008 15:20
 

Allah rahmet etsin, çok sevdik onları değil mi? Artık yoklar, arıyorum çoğu zaman (dayaklarını yemiş olsamda) ESEN KALIN...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 31.08.2007 20:17
Cevap :
Ben de yedin. Kızlcık sopası vardı bir tane offf...  01.09.2007 7:03
 

Çok şekermiş Rahmetli.

Canan Öz 
 22.08.2007 21:07
Cevap :
Hem de nasıl. Tam yemelikti...  22.08.2007 21:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 561
Toplam mesaj
: 254
Ort. okunma sayısı
: 7136
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

Karga, kargagiller (Corvidae) familyasından Corvus cinsini oluşturan, iri yapılı, düz gagalı, pençel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster