Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
313
 

Babacan’dan itiraf; Yeterli İstihdam sağlayamayız

Babacan’dan itiraf; Yeterli İstihdam sağlayamayız
 

Sanırım yaklaşan seçimler öncesi başta hükümet üyeleri olmak üzere AKP’nin değerli yöneticilerinde sanki bir basiret bağlanması oldu. Geçen hafta Sayın Başbakan çıkıp kendilerinin dokuz yılda çıraklık ve kalfalık yaptıklarını buyurdular. Yani dokuz yıldır bu ülkeyi çıraklar ve kalfaların yönetmiş olduğunu bizler de en yetkili ağızdan öğrenmiş olduk. 

Bunun üzüntüsünü ve şaşkınlığını yaşarken bu sefer de Devlet Bakanı Ali Babacan farklı bir laf etti ve beni yeniden şaşırttı. Başbakan geçmişe yönelik bir öz eleştiri yaparak dokuz yıldır çırak ve kalfa olduklarını itiraf etmişti, Sayın Babacan da geleceğe yönelik bazı itiraflarda bulunarak bu işsizlik sorununu asla çözemeyeceklerini, yeterli istihdamı yaratamayacaklarını ifade etti. İşte Babacan’ın itirafları: 

"Türkiye’de ortalama haftalık çalışma süresi 49 saat. 49 saat çalışma 45 saate inerse, işveren 100 kişi değil, 105- 106 kişi çalıştıracak ama bunu tercih etmiyor. Şimdi bizim ortalama çalışma süresini azaltabilmemiz, işverenlerin mevcut elemanlarını çok çalıştırmak yerine yeni eleman almayı daha kolay hale getirmemiz, Türkiye’de işsizlikle mücadelede en önemli enstrümanlardan biri olacak. 49 saatten 45 saate inmesinin işsizlik üzerinde 3, 4, 5 puan bile etkisi olabilir, eğer doğru bir çizgi izlenirse’’ 

Böyle mantıklı gibi görünen laflar aslında uygulamada pek de kıymeti olmayan laflardır. Eğer bu iş bu kadar basitse dokuz yıldır iktidardasınız, ne diye yapmadınız? 

Almanya’da haftalık çalışma saati 40 olmasına rağmen biz günde dokuz saat çalışıp üstüne bir de cumartesi-pazar mesaisi yapıyorduk. Fazla mesai ücretimizi de alıp cebimize koyuyorduk. Çünkü sen çalışma saatini günde bir saat azalttın diye o işyeri o bir saat için yeni işçi istihdam etmez, bu bir. İkincisi, saat ücretiyle çalışan işçiler bu saat indiriminden sonra ücret kaybına uğrarlar. Üçüncüsü de; aynı iş ve üretim için fazladan personel istihdam etmek zorunda kalan işveren de fazladan sigorta primi ve benzeri masraflar ödeme zorunda kalacağı ve kıdem tazminatı yükümlülükleri altına gireceği için üretimden uzaklaşma yoluna gidecektir. 

Bunlar aklıma ilk geliveren sonuçlar. Ama asıl üzüntüm böyle alt yapısı olmayan laflarla gündemin meşgul edilmesi değil. Biz zaten böyle şeylere alışığız. Beni asıl üzen; dokuz yıldır büyük bir çoğunlukla iktidarda olan ve bu seçimlerde de iktidara talip olan bir partinin en önemli bakanlarından birinin işsizliği azaltmak için istihdam yaratmayı başaramayacaklarını böyle alenen itiraf etmesidir. 

*** 

Aslında Türkiye’nin meselelerini birbirinden ayrı tutup ayrı düşünmek mümkün değil. Bakın bir tane çok önemli sorunumuz var ve diğer bütün sorunlarımız bu ana sorunun uzantısı gibi görünüyor. 

Türkiye’nin temel sorunu üretememektir. Üretimde yetersiz kalmamız bu ülkeyi fakirleştiriyor. Hükümet istediği kadar iddia etsin, “dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisiyiz, kişi başına düşen milli gelir şuralara çıktı…” diye. Almanya üretimiyle, dış ticaretinin fazla vermesiyle büyüyor, biz borçla, cari açıkla büyüyoruz. Bu nedenle de onların büyümesi halklarına refah olarak yansıyor, biz ise günden güne fakirleşip sadaka kültürünün hakim olduğu bir toplum haline geliyoruz. 

Bu ülkede üretime türlü bürokratik engeller ve akıl almaz vergiler gelirken tüketim adeta teşvik ediliyor. Ne çiftçimiz, ne küçük esnafımız, ne de sanayicimiz üretim için özendirilmezken eti ve sütü bile dışarıdan ithal etmeyi övünç meselesi yapıyoruz. Tükettiğimiz kadar üretemeyince başta fakirlik olmak üzere gelir dağılımındaki adaletsizlik toplumsal barışı bile tehdit edecek boyutlara ulaşıyor. Buna bir de üzerinde yaşadığımız coğrafyanın önemi ve zenginliği nedeniyle sürekli tehdit altında olmasını eklersek Türkiye’nin genel sorunlarını özetlemiş oluruz. 

Sayın Bakan bir koyundan iki post çıkarmanın yollarını aramaktan vazgeçip üretimi arttırmanın çarelerini düşünsün. Aynı ekmeği küçük dilimleyerek daha fazla kişiye dağıtacağına ekmeği büyütsün. Bunu yaparsa istihdam da sağlanır, vatandaş da zenginleşir, ulusal birlik de sağlanır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster