Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '06

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
386
 

Babacan Danimarka'da neden arandı?

Önce olayı hatırlayalım. Devlet Bakanı Ali Babacan "maiyeti erkânıyla birlikte" İsveç’ten uçakla gelip Danimarka’ya girmek istediğinde Kopenhag havaalanında sorun yaşadı. Sonradan Danimarka resmi makamlarının açıkladığına göre "acemi bir polis" bakanın üstünü aramak istemişti. Yarım saatlik gecikmeyle bakan üzerini aratmadan Danimarka’ya girebildi.

Olay bundan ibaret.. Bilgisizlikte birbiriyle her gün ve her an yarış halinde bulunan bizim gazetecilerimiz bu olayı kendi kafa çaplarının elverdiği ölçüler içinde değerlendirerek Danimarka’ya ver yansın etme yolunu tuttular. "Nedir bu işin aslı astarı?" diyerek konunun üzerine eğilmeye gerek görmediler. Her haberde olduğu gibi burada da sorular yanıtsız kaldı.

Sözün burasında bir de durum tesbiti yapalım. Çeyrek yüz yıla yakındır Kopenhag’ta oturan ve Danimarka’ya elliyi aşkın kez uçakla girmiş biri olarak diyorum ki, bu ülkeye yasal yollardan girmeye kalkışan birilerinin üstünü aramaya kalkışmak olağan değildir.

Danimarka’ya her gün hava yoluyla binlerce Türk gelmektedir. Ve bunların pasaportlarına ve oturma kartlarına sadece bakılmaktadır. Kara kafalı iseler ve Danimarka pasaportları varsa, sadece pasaportun dış kabını uzaktan göstermeleri yeterli olmaktadır.

Devlet Bakanı Ali Babacan ve beraberindekiler üstlerinin aranmasını gerektiren olumsuz bir davranışta mı bulunmuşlardır? Hele hele yakın geçmişte TBMM kapısında yaşanan olayı anımsayalım. Aslan yeleli Milletvekilimiz kapıda tabancaları emanete alınmak istenen konuklarına "yüce"liğini göstermek için ne yaptı. Dört tabancanın dördünü de üzerine alıp polislere "Sıkıysa gelin de alabilin bakalım" demedi mi?

Türk polisine böylesi bir tavrı uygun gören benim yüksek yöneticim Danimarka polisine ne etti ki, onu kendi üzerini aramaya kalkışmaya zorladı? Olayın bu yönü fazla açık değil. Bir de deneyimlerimden biliyorum, yurt dışından bir ülkeye bir çuval keçi boynuzu gönderilse bile o çuvalı havaalanından almak üzere görevliler geliyor.

Yıllar önce Sağlık Bakanı’mız Kopenhag’a gelmişti. O sırada Anadolu Ajansı adına bakan beye "Hoş geldiniz efendim, Anadolu Ajansı'ndanım" demem için Ankara’dan bana ricacı olmuşlardı. Bütçe görüşmeleri arefesindeymişiz de Ajansın ödeneğinin arttırılması söz konusuymuş. Sağlık Bakanı da kabinede güçlü bir bakanmış.

O gün havaalanına gittiğimde de gördüm ki, bakanımızı karşılamaya Danimarkalı görevliler gelmişti. Bakanı uçaktan dayalı döşeli bir odaya almışlardı. Burada kendisine kahve ikram edilmiş, bu sırada da Danimarka’ya giriş işlemleri kendisi dışında yürütülmüştü.

Sonra da havaalanından ve başka bir çıkış kapısından Kopenhag’ın yolu tutulmuştu.

Merak edenler için belirteyim. Benim de sevgili Anadolu Ajansı’na "intisap" hikayem bu kadarla noktalanmıştı.

Efendim, demek istiyorum ki, ya o günden bu yana Türkiye Cumhuriyeti kabine üyelerinin ağırlığı Danimarka önünde epey azaldı. Ya da, işin içinde bizim bilmediğimiz bir ayrıntı var. Hiç unutmuyorum, kırk yıl önce İzmir adliyesinde jandarma sanıkları getirmişti.

Sanıklar adliyeyi dolduran yüzlerce kişinin oluşturduğu daracık koridoru yarıp geçmekte zorluk çekiyordu. Bu arada bir Mehmetçik insanları biraz geri çekilmeye davet ediyordu. Herkes çekilmişti. Yalnız bir kişi süpürge sapı gibi orta yerdeydi.

Jandarma ona da geri çekilmesini hatırlatınca, şimdi bir yerlerde pek de ünlü bir gazeteci olan o günün genç heveslisi "Kasteciyiz beee..." diye haykırmıştı da, dipçiği sol omzuna yemişti. Jandarma isabetle sol yanına vurmuştu. Delikanlımız o zaman solda bilinen bir gazete için çalışıyordu. Şimdi kendileri sağı solu olmayan biri oluyorlar.

Korkarım Danimarka polisine bizimkilerden biri "Karikatürleri sen mi çizdin lan?" diye filan sormuştur. Şaka bir yana, ben şu sıralar yetmiş yaşını aşmış bir ihtiyar olmasam bu işin üstüne giderdim. Danimarka polisi her gün binlerce Türk’ün elini kolunu sallaya sallaya gelip gitmesini uzaktan seyrederken Türk Devlet Bakanı’nın üstünü aramaya niye kalkışmış?

Deli miymiş, yoksa bizden biri mi onu delirtmiş?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zeynel bey iletişim galaksisine hoş geldiniz.. Bir 'tık' mesafesindeyiz.. Sizi okumak bana şeref verecektir.. Hep yolu o feodal kültürün dayılanma ya da Kasımpaşalaşma efelenmesi ile almaya çalışıyoruz.. Yanılıyor muyum? Kurallar ve kuralsızlıklar kulvarında henüz karar verememiş bir toplumun bireyleri olmak, karşımızdakilerin uygulayacakları kuralları unutturmaz! Değil mi?

Ali ÇOLAK 
 21.11.2006 19:39
Cevap :
Teşekkürler Ali Bey! Elbette yanılmıyorsunuz. Ama bu bizim için kader değil. İlginiz beni sevindirdi. Sevgiler.  27.11.2006 19:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 731
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster