Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1276
 

Babacığıma hasret mektupları -1

Babacığıma hasret mektupları -1
 

Sevgili Babacığım,

Senden o kadar çok şey öğrendim ki... Bilemezsin...
Hayır.. Hayır... Bilirsin... Senden daha derin kim beni bilebilir ki?

Babacığım sen, şair gibi yaşadın, bense, sadece mısralara döktüm yaşamını... Sonra dümdüz sıradan bir yazıyla karaladım bu satırları senin için…

Babacığım, sen ne cömert bir insandın... Vermekten, insanlar için birşeyler yapmak çabandan hiç yorulmadın…
Ben senden öğrendim insanca yaşamayı, insanca yaşatmayı...
Yaşamın raflardaki kitapları okuyup ezberlemekle bitmediğini...
Senin olmayan sorunlar için çözümler aramayı ve ömründen fedakarlık etmeyi...
Anana babana samimi hürmeti, iyi bir evlat olabilmekteki hikmeti...

Senden öğrendim, devasız dertlere bile çareler aramayı...
Zorluklardan yılmamayı, sorunları olanlara sırtımı dönmemeyi...
Olduğum yerde çarelerin tükenmediğini...

Senden öğrendim, yetiştirdiğim çocuklara anneliği, babalığı, kardeşliği, dostluğu...
Beklemeden vermeyi, vefayı ve fedakarlığı...

Hep senden öğrendim, bütün çiğsüt emmişliğine, ihanetlerine rağmen,
Öpsün diye uzattığın eli haince ısırmasına rağmen, Tanrı kulu, İnsanoğlunu affetmeyi...

Senden öğrendim, fırından evine “pişkin” ekmek getirmeyi, pazardaki meyve –sebzenin en iyisini seçmeyi…
Yemek pişirmeyi, mutfaktaki yuvada gizli kalmış bir yaşamı...
Hem anne hem baba olabilmeyi...
Yaşamın sadece “uçkur-altı bir macera olmadığı” gerçeğini özümsemeyi...
Evimin içinde huzur aramayı, eşimin yanında zorlukları sırtlamayı...
Ve asla yolumu şaşırmadan yuvamın yolunu bulmayı...

Senden öğrendim, çevremdeki insanları dinlemeyi, anlamayı ve sevmeyi...
Dostlarıma, dost olabilmeyi, dost kazıklarına rağmen, dost kalabilmeyi...
Zehir etseler bile yaşamı, vazgeçmeden sevebilmeyi...

Senin babalığından öğrendim, kişinin özünde olması gereken İNSANLIĞI...
Sevginin sadece sözde değil, aslen yürekte olduğunu...

Yaşamınla öğrettin bana, şiiri mısralara esir etmenin anlamsızlığını…
Yazdığım satırların kağıttaki tek başınalığını...
Okunulan kitapların ışığında aydın bir insan olmanın cefasını...
Cepteki paranın insanın yürüyüşünü bile değiştirdiğini...
Asıl kahramanlığın, Cehennemlik bir dünyada melek kalabilmeyi başarabilmek olduğunu..

Ve ölümünle öğrettin bana, insanların ne kadar vefasız ve hayırsız olduğunu...
Hastane morgunun, sonun başlangıcı olduğunu...
Musalla taşındaki mahsunluğu ve ötesindeki yalnızlığı…
Mezar taşındaki soğukluğu ve ardındaki derin hüznü...

Ve ölümünle öğrettin bana, soğuk bedenine konan elveda busesinin yokluğuna asla bir teselli olamayacağını...
Gidenin bir daha geri gelmeyeceğini...
Gerçek bir dostu yitirmenin dayanılmaz acısını...

Ve çıktığın o Cennet yolculuğunda öğrettin bana, yürekten sevince, ölümün bile bir ayrılık olmadığını...
Unutmanın da, unutulmanın da aslında gönüllerde olduğunu...

Ve yokluğunda öğrettin bana ölümsüzlüğün gerçekte ne anlama geldiğini.
Seni özlemlerle dolu yüreğime sığdıramazken kahpe kansere yenik düştüğün anda sana “Sonsuza dek elveda” demenin ızdırabını...

Varlığında da, yokluğunla da çok şeyler öğrettin bana, babacığım...
O bez parçasından ibaret kefene sarılı cansız bedenin üzerine son toprağı atarken öğrendim...

Bir ömrü düşlerle dolu bir alemde yaşadığımı...
Aslında ölümün, yaşam kadar bana yakın olduğunu...
Ben, bulutlardan toprağa gözyaşı olup düşerken senin gökyüzüne yükselip ebediyen varolduğunu...
Boyutlardaki karmaşıklığı, varlıkla yokluk arasındaki o ince çizgiyi...

Ellerim, gözlerim, yüreğim ve benliğim tanık olunca anladım babacığım, bir daha dönmemek üzere gittiğini...
Bıraktığın bütün şevkatin ve insanlığında, zaten yaşayan bir efsaneydin, seni sevmeye layık olabilen gönüllerde...
Bir Fatih, bir Mustafa Kemal Paşa edasıyla uğurlandın, olabildiğince, yapabildiğimizce...

Seni, yaşamlarına adını kazıdığın insanlar şimdi unutsalar bile, birgün yine, bu acımasız dünyanın karanlığında merhamet ararken hatırlayacaklar...
O hayırsızlara sitem etme “Unuttular beni” diye...
Vicdan ve kutsal adalet var... Tek tek hatırlatır insanlara unuttuklarını, gösterir o kör gözlere daha önce göremedilerini…
Üzülme sakın... Huzur içinde yat ve merak etme bizleri…

“Herkes birgün ölür, ama herkes gerçekten yaşamaz...”
İşte, sen o gerçekten yaşayanlardansın...

Bir Tanrı kulu, Mevlasını ararken gurbet ellerde, onu yüreğinde bulmuş ve şöyle yazdırmış mezar taşına: “Tanrı insanın içindedir”

Ne mutlu sana ve senin gibi İNSANLIK ABİDESİ olabilmeyi başaranlara...
Ne mutlu onların sevgisine ve fedakarlılarına layık olan evlatlara, o dergahın yolcularına...
Ne mutlu hem TANRI’yı hem de İNSAN’ı kendi içinde keşfedebilen İNSANLAR’a...

Seni derin bir sevgi ve özlemle kucaklıyorum…
Görüşmek üzere babacığım...

Alp İçöz
Eğitimci Yazar

Copyright©ALP ICOZ 2007

JOURNALTA - The Journal of Turkish Americans

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Alp Bey; Öncelikle, acısını hala yüreğinizde hissettiğiniz babanıza ne mutlu ki, sizin gibi değerini ve kıymetini bilen, O'nu bu kadar güzel anılarında yaşatan hayırlı bir evlat yetiştirmiş. Biz de, 2006 yılının Mart ayında Sevgili Babamızı sonsuzluğa uğurladık.Kardeşimle de yazınızı paylaştık ve gerçekten çok duygulandık. Yazınızı okurken, ben de Babamı yazsam bunlara benzer yazardım dedim. Babanız kaç yaşındaydı bimiyorum, ama babam 92 yaşındaydı ve sağlam dimağı ve dik duruşu ile son bir ayı dışında, gerçekten yaşadıkları dönemin her türlü imkansızlıklarına rağmen, yurduna, Atatürk'ün koyduğu ilkelere ve Cumhuriyet rejimine bağlı dürüst bir yaşam sürdü. O nesiller bambaşkaydı mutlaka. Bizlere düşen görev, onların bize bıraktığı mirası evlatlarımıza eksiksiz bırakabilmek. Hepsi ışıklar içinde yatsınlar. Saygılar, Reyhan Ayoglu

Reyhan Ayoglu 
 14.06.2007 14:29
Cevap :
Reyhan Hanım, yorumunuz ve duygularınızdaki samimiyet için teşkkür ederim. Yorumunuzu anacak şimdi cevaplayabiliyorum mazur görün. Sizin de babacığınıza Tanrı'dan rahmet diliyorum. Babam 76 yaşındaydı. Ama bedenen dinç ruhen çok yorgundu. Kanser, dirayetli ve her derde çare bulan bir insanın yaşamına çaresizliğin girdabında acımasızca son verdi. Dedeciğimi 99 yaşında kaybetmiştik... Ben uzaklardayken birer birer dökülüp gitti bu koca çınarın yaprakları... Haklısınız, bize bırakılan mirası en güzel ve anlamlı şekilde dünyaya yansıtabilmek. Bir öğretmen ve eğitimci yazar olarak binlerce bireyin yaşamına katmak istediğim şey aslında bana bırakılan mirasın paylaşımından ibaretti. Evet yüreğimdeki acı çok derin ama duygularımı anlayabilecek kapasitede insanların varolduğunu bilmek benim için çok önemli bir teselli nedeni. Teşekkür ederim duygularıma daha da değer kattğınız için... Gönül birliği yaralara kısmen de olsa merhem olabilmekte. Ne mutlu bizlere...Saygılarımla.  28.06.2007 10:43
 

Babanıza olan sevginizi ve özleminizi yazınızda anlamamak mümkün değil. Size yaptıgım yorumdan sonra bende babacığımı arayacagım, yanımda değil çok özledim. Sevgili babanızın güzel ruhu şad olsun, Allahtan rahmet dilerim...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 11.06.2007 14:43
Cevap :
Merhaba, sicak yorumunuza ve dileklerinize tesekkur ederim. Dilerim siz babanizla olan ozleminizi yazima yorumunuzu yazdiktan sonra, onu arayarak gidermissinizdir. Zamaninda yapilabilen hersey cok anlamli ve degerli oluyor... Babnize saglikli ve uzun bir omur dilerim.. Boylece siz de onu daha cok gormus olursunuz... Sagolun...  13.06.2007 7:04
 

Ne kadar şanslısınız biliyormusunuz.bu kadar duygu dolu yaşam dolu insanlık dolu bir babaya sahip olmak.Gerçi biliyorsunuz ki yazmışsınız.Çok güzel bir yazı.Babanızı hiç tanımama rağmen sevdim ve tanıdım sanki.Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.Saygılarımla

 
 11.06.2007 9:30
Cevap :
Yorumunuza ve samimi duygulariniza tesekkur ederim. Babacigim cok iyi ve duyarli bir insan oldugu icin yasamindaki hem manevi hem de maddi bakimlardan cok istirapliydi. Ama yasamindaki doluluk onun insanliginda gizliydi... Yedigi ictigi, yasadigi zevk ve sefayla degil... Evet ben cok sansli bir evlat sayilirim onun gibi bir insani tanimak ve anlayabilmek olgunluguna eristigim icin. Uzgunum cunku uzun yillardir ozlemle yasadiktan sonra son bir ayinda, onu acilar ve haketmedigi bir durumda gormek zorunda kaldim... Dilerim dunyada gormedigi huzuru ve adaleti, Tanri katinda bulur... Dileklerinize tekrar tesekkur ederim. Saygilarimla.  13.06.2007 7:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 1652
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

"İnsan, aslinda gönül gözüyle görmeli dünyayı. Herşey, o iç dünyanin merkez olduğu kişiliğine şek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster