Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '18

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
491
 

Babaerenlere de Güler misiniz

Babaerenlere de Güler misiniz
 

 
İNSAN GİBİ KONUŞUP LOKMA EDECEKSEK
Vaktiyle iki medrese mollası, bedavadan yiyip içmek için Ramazanda köylere cerre (toplamaya) çıkarlar. Bir akşam, bir Bektâşî köyüne konuk olurlar. Ev sahibi bunları nezaketle karşılar. Biraz sonra mollalardan biri abdest tazelemek için dışarı çıkar. Ev sahibi bundan yararlanarak, odada kalan Mollaya:
–   Molla, arkadaşının ilmi var mı? diye sorar. O da:
–   Ne münasebet, eşşeğin biridir, yanıtını verir.
Giden molla  döner, az sonra öteki molla dışarı çıkınca, ev sahibi bu defa aynı soruyu ona sorar:
–   Ne münasebet öküzün biridir, der.
İftar vakti gelince sofraya otururlar. Bakarlar ki mollanın birinin önündeki sahan arpa dolu, ötekinin önündekinde de saman..
–   Bu ne biçim yemek erenler? Diye sorunca, Bektâşî
–   Ne bileyim mollalar, sizlerden sordum, biriniz öteki için eşektir dedi, öteki: öküzdür dedi.. Yok insan gibi konuşup lokma edeceksek o da var, der ve ellerini çırpar. Dışarıda hazırlanmış bir başka sini ile , Bektâşî konukseverliğinin örneği denecek şekilde kızarmış tavuklar, pilavlar, hoşaflar gelir,  lokma ederler.
**
 
YANLIŞ TRAMVAYA BİNDİM
Mahmud Baba, Eski Liman Dairesi Başkanı iken, Ramazan Ayı’nda Sirkeci’de bir lokantada birkaç kadeh içiyor. Köprüye geliyor.
O zaman tramvaylar köprü başında bir kavis çizerlerdi. Baba, Bebek tramvayına binecek. Fakat yanlışlıkla Aksaray’a giden arabaya biniyor. Bir süre sonra yanlışlığının farkına varıp iniyor.
Yine eski yere gelmiş.. Yine çift vagonlu bir tramvaya binmiş, bu kez de bindiği Yedikule tramvayı.. Biraz sonra yanlış bindiğinin  farkına varmış, yine inmiş. Bu defa yine hatâ yapmayayım diye dikkat ederek Bebek tramvayına binmiş. Giderlerken bir Hoca gelip yanına oturmuş. Rakı kokusunu alınca da:
– Subhânallâh der dururmuş.
Baba, yanlış tramvaya binip binmediğinden  emin olmak için bir de hocaya sorar:
–   Nereye gidiyor hocam bu?.. Hoca kızgın:
–   Cehenneme gidiyor.. deyince Baba erenler:
–   Desene yine yanlış bindik.. diyor ve tramvaydan iniyor.
**
 
SEN ÖNDEN GİREYİM DEME
Çok şişman, ense göbek yerinde bir câmi hocası, “Cennetin kapısı çok dardır.. Öyle herkes oradan kolay kolay içeriye geçemez”  deyince, Babaerenler:
– Aman Hoca, sakın sen önden gireyim deme. Kapıda kısılır kalırsın da Ümmet-i Muhammed dışarıda kala kalır demiş.
**
 
KERAMAET SENİN KAFANDA
Sultan Abdülmecid zamanında, içki yasağı konulmuş.. Devriyeler içki şişesi taşıyan veya sarhoş kimse yakaladılar mı tutukluyorlar.
Bir gün, Bektâşî Fukarasından birinin elindeki şişenin ne olduğunu soran devriyeye o:
–   Sudur, evlât, demiş.
–   Ver bakalım..
Bektâşî cân, şişeyi uzatırken:
–   Buyurun, bakın yalnız bakmadan önce size bir keramet göstermek isterim.. deyip şişeye seslenir gibi yaparak:
–   Şarâp ol, yâ mubârek!.. diye bağırmış..
Durumu anlayan devriye subayı gülümsemiş, cânın kulağına:
–   Ben bu kerameti yutmadım amma, haydi geç, keramet senin işleyen kafanda.. diyerek onu salıvermiş.
 
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Arkadaşım! Bu fıkralar güldürücü olduğu kadar ders verici sağ olunuz güldürdünüz.Selamlar saygılar sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 04.03.2018 12:45
Cevap :
Beğenmenize sevindim. Çok teşekkür ederim. Selam, sevgi ve saygılar....  04.03.2018 16:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1081
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 913
Kayıt tarihi
: 30.07.10
 
 

Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster