Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
790
 

Babaların evlâtlarıyla diyalog kurması zor(mu)dur

Babaların evlâtlarıyla diyalog kurması zor(mu)dur
 

Şöyle okullar açılmadan, ramazan başlamadan ufak yollu bir tatil yapalım dedik ya, valla çok iyi yapmışız. Hepimize çok iyi geldi. Tatilin kötü olduğu nerede görülmüş ki zaten...

Yalnız küçük bir problemimiz var. Can'ın canı çok sıkılıyor, onu mutlu edemiyoruz.

Tabi bizim için avantaj gibi görünen şartlar onun aleyhine... Buralarda pek kimse kalmamış. Ortalık sakin ve sessiz. Çocuklar da yoklar ortalıkta... Can nasıl sıkılmasın ki...

Ben çocukları çok severim. Oğlumu elbette ki daha çok... Ama ona olan sevgimi yeterince gösteremiyorum. Aramızda bir iletişim kopukluğu var. Çocuklarla kolay ve çabuk iletişim kuran insanlara bayılıyorum. Hoş benim bu diyalog özürlülüğüm çocuklarla sınırlı değil. Büyüklerle de öyle kolay ve çabuk kaynaşamam ya...

Ben babamla hiç tatile gitmedim. Tatilde bir çocuk babası tarafından nasıl eğlendirilir bilemiyorum. Gerçi gitseydim de o zamanın eğlencesiyle şimdiki eğlence arasında bir bağ olur muydu, onu da bilemiyorum.

Bir Cumhuriyet Bayramı'nda babamdan bayrak istemiştim. En az iki tane. İki elime birer tane alıp koşmayı düşünmüştüm harhalde. Henüz üç buçuk dört yaşındaydım. O yaşlara ait aklımda kalan birkaç anıdan biridir bu.

Beş kuruş falandı fiyatı sanıyorum. İki bayrak 10 kuruş. Babam bana 10 kuruş verip iki bayrak almak yerine, kırtasiyeciden kırmızı beyaz kağıt ve tutkal aldı. Gelip evde resmen benim için özel bayrak imal etti.

Daha ucuza mı malolmuştu bilmiyorum. Belki bana bir şeyler öğretmek, üretmenin hazzını yaşatmak istiyordu. Ama dediğim gibi babamla hiç tatile gitmedik. O zamanlar tatil, öyle her kesimin zırt pırt yapabildiği bir şey değildi. Bakmayın siz şimdi çok kişinin yazın tatil yaptığına, iç turizmin bu kadar geliştiğine, sahil kentlerinde yeşil bir alan kalmadığına...

"Beton duvarlar" diye yakınıyoruz ya, sebebi budur. Herkes gitti Bodrum'da, Kuşadası'nda, Fethiye'de Marmaris'te yazlık ev aldı, villa yaptırdı. Kimi böyle bir yatırım yapmak yerine parasını işletip kiracılık yapmayı tercih ediyor. Ama sonuç olarak memleketin genelinde büyük bir gelişme var.

Dengeli mi, değil mi, tartışılabilir, ama var...

Benim çocukluğumun Türkiye'si şu an en az üçe beşe katlanmış durumda... Devlet baba da benim gibi çocuklarıyla diyalog kurmayı pek başaramıyor ama, yıllar geçtikçe onun ailesi de büyüyor gelişiyor.

Ben bir çocukla başetmeyi bilemiyorum, o 70 milyonla uğraşmak zorunda. İşi öyle zannedildiği kadar kolay değil.

Benim oğlum maşallah armut gibi dibine düşmüş, biz öyle tanımlıyoruz onu. Annesiyle benim ortak özelliklerimizi öyle güzel almış ki, onu çok iyi anlayabiliyoruz. Ama anlamamız yine de onun arzularını yerine getirmeye, hele onu ideal evlat olarak yetiştirmeye yetmiyor.

Devlet babanın 70 milyon çeşit evladı var. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Hepsinin birbirinden farklı ve bağımsız dertleri var. Devlet baba onların dertleriyle yeterince uğraşamıyor elbette. İçlerinde hayırlıları var, hayırsızları var. Düşmanıyla işbirliği yapanları bile var. Kolay mı hepsini kucaklamak, mutlu etmek?

Ben evlâdını sevmeyen bir ebeveyn düşünemiyorun. Oğlunu kızını mirasından mahrum bırakan, evlâtlıktan reddeden anne babalar bile, için için üzülürler, ağlarlar, ciğerleri parçalanır.

Çocuklar neticede çocuk olmaları dolayısıyla her zaman hata yapmaya daha yatkınlardır. Onları idare etmek, iş o raddelere gelmeden gereğini yapmak babanın görevidir ama zordur bu iş zor...

Dedim ya babam beni hiç tatile götürmedi, ama benim için evde bayrak imal etti. Ben Can'a imkânlarım ölçüsünde alabileceğim her çeşit oyuncaktan aldım. Uzaktan kumandalı arabalara kadar. Çocukların az olduğu mevsimde de olsa onu tatile götürdüm. Bu arada onu eğlendiremedim belki...

O herhalde babası tarafından nasıl eğlendirilmek istediğini düşünerek, kendi çocuğunu eğlendirmeyi de başaracaktır. Bazı şeyler nesilden nesile gelişiyor ve değişiyor ne yazık ki... Türkiye de bu fırtınayı atlatacak, bu çemberi kıracak, bu çıkmazdan kurtulacak, inanıyorum.

Daha çabuk ve daha kolay olması, hepimizin elbirliğiyle olumlu gelişmeleri teşvik etmemize, olumsuzluklar üzerinde durmamamıza bağlı. Eğer hep olumsuzlukları ön plana çıkarıp günümüzü onlarla heder edersek biraz daha uzun devam eder bu süreç... Biz göremeyiz, bizden sonraki nesil de göremez belki...

Ne istediğimize ve ne istemediğimize, bunun için ne yapıp ne yapmayacağımıza karar vermek zorundayız... Amaç devletiyle barışık bir millet, milletiyle barışık bir devletse, yapılması gerekenler bellidir.

Çocuklarına sahip çıkan, onları hiç üzmeyen, aralarında ayırım yapmayan bir devlet istemiyor muyuz? Bunu sağlamanın yolu "baba, senin en hayırlı evlâdın benim, beni daha çok sev" ya da "küçük kardeşim çok yaramazlık yapıyor, onu evlatlıktan sil" demek değildir. Çocuklar arasında adaletli davranmak devlet babanın göreviyse, bu adaletin yerine gelmesini istemek de evlatların hakkıdır.

Kural kendi hakkımızı ararken başkasının –ki o başkası bizim kardeşimiz oluyor– hakkını çiğnememek, çiğnenmesine izin vermemektir. Evlâtlar arasında ayırım yapılmasına göz yummamaktır. Tam tersine işimize gelen şeylere ses çıkarmayıp haksızlığı teşvik etmek değil...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

konuyu çok güzel bağlamışsınız valla...

emeklidede 
 25.12.2007 18:07
Cevap :
Teşekkür ederim efendim. Sağlıcakla kalın.  25.12.2007 22:17
 

Başlığı gündüz gördüm okuyayım daha sonra dedim. 3 çocuklu bir baba olarak sıkıntılarım var aynı konuda diye düşündüm. Yazıyı okudum ama konu biraz karışmışmış geldi bana. Ben baba çocuk ilişkisine deyineceğim sadece, çocukları anlamak zor valla ve yaş büyüdükçe gerçekten sorunlar büyüyor. Ne yapalım biz babayız işimiz zor olsun Allah onların acılarını göstermesin gerisi nasılsa hallolur. Saygı ve selamlarımla

sedataydın 
 24.09.2007 21:44
Cevap :
Ben çözüm üreten değil, çözüm arayan bir baba olarak bu yazıyı yazdım. Üstelik işin biraz da siyasi boyutunu ele alarak "Gündelik Yaşam" kategorisinde bir yazı yazmaya çalıştım. Editörlerimiz nedense bunu "Aile" kategorisinde yayınlamışlar, belki de yazının devamını okumadılar bilemiyorum. Eğer siz de bu konuda bir çözüm bulurum ümidiyle yazıyı okuduysanız hayal kırıklığına uğramış olabilirsiniz. Selam ve saygılar...  25.09.2007 10:29
 

Bu; yanyana oturup bir çizgi film izlemek olabilir örneğin, mutlaka sevgiyle yapın.:)) Sevgisizliği ya da "öylesine" yapıldığını o kadar iyi anlıyorlar ki! Hatta bunu sınamak için, "tuzak" istekleri bile olabiliyor. Ve her dediğini almamız asla yetmiyor; "alıyor ama sevmiyor" yorumunu yapabiliyorlar bir süre sonra. Size ve ailenize sevgiler, maviyle... (mavi umut)

derinmavi.. 
 24.09.2007 14:45
Cevap :
Tavsiyelerinizde haklısınız. Önemli olan zaten zoru başarmak biliyorum ama, bildiğimiz çok şeyi yapamıyoruz ya, bu da biraz öyle. Katkınız için teşekkür ederim.  24.09.2007 16:08
 

Onlarla diyalog kurmanın zor veya gereksiz olduğunu düşündüğüm zamanlarda,, çocuklarım yanımdaydı. Diyalog kurmanın zaruri ve gerekli olduğunu dşündüğüm zamanlarda ise onlar yuvadan uçmuştu. Şimdi ,bana bu talihsizliği yaşatan kaderime isyan ediyorum. Ama hiç faydası olmuyor... Diyalog mutlaka gerekli diyorum.Saygılar.

Hüseyin Atacan 
 05.09.2007 23:31
Cevap :
Diyalogun gerekli olması ayrı, zor olması ayrı bir şey. Ben zor derken asla gereksizliğini düşünmüyorum. Katkınız için teşekkür ederim  06.09.2007 13:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 944
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster