Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '09

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
2627
 

Babalık görevinin püf noktaları

Babalık görevinin püf noktaları
 

Geçenlerde, bebek beklentisi içinde olan bir bayan arkadaşım, eşine babalık konusunda bazı nasihatlerde bulunmamı istedi. Bu, çevremde artık tecrübeli bir baba olarak algılandığımı gösteriyordu. Çevremden gelen bu talebi, bireysel olmaktan çıkarıp, genel bir kamu hizmeti olarak değerlendirmenin daha uygun olacağını düşündüm. Bu nedenle oturdum ve babalık deneyimlerimi, iki çocuğu büyütme esnasından edindiğim püf noktaları, hassas detayları kaleme aldım. İşte ilk aklıma gelenler;

1- Bebekler bizim gibi değildir. Yani ihtiyaçtan fazlasını yemezler. Yemek saati kavramları yoktur. Genellikle iki kaşık mamadan sonra doyduklarını düşünürler. Anneler ise “bebeğe rağmen bebek için” iyilik yapma arzusundan vazgeçemedikleri için yemek yedirmeyi çocuklar için eziyetli bir uğraş haline getirme konusunda oldukça beceriklidirler. Bu süreçte –zorla yemek yedirme aşamasında- babalara düşen görev bebeklerin dikkatini başka bir yöne çekmeye çalışmaktır. Çünkü bebekler ilgileri başka bir noktaya odaklandığında yemeğe –ağızlarına doğru uzanan kaşığa- itiraz etmezler. Bu noktada babaların bebeklerin ilgisini dağıtacak hokkabazlık numaraları konusunda ustalaşmaları gerekmektedir. Balon, süs eşyaları, oyuncak tarzı şeylerle ilgisini çekmek, dans etmek, garip yüz ifadeleri takınmak ya da hepsini bir arada yapmak, bu konuda başarı şansınızı arttırır.


2- Bebeği uyutma görevi genellikle babalara aittir. Eğer bebek kız ise, özellikle babanın omzuna yaslanarak uyuma tercihi ön plana çıkacaktır. Bebeği omuzda uyutmak sıradan bir olay değildir. Hatta oldukça ciddiye alınması gereken bir durumdur. Bu konuda başarı elde edebilmeniz için omuz yapınızı gayet iyi tanımanız gerekmektedir. Bebeğinizi rahatsız edecek omuz kemikleri ile onu rahat ettirecek en yumuşak kas dokularınızı bilmeniz ve uyuma esnasında bebeğinizi bu bilgiler doğrultusunda yönlendirmeniz önemlidir. İçgüdüsel bir durum olduğundan olsa gerek, her erkek baba olduğu dönemde kilo artışı yaşar. Bu bebeğin babanın omzunda daha rahat uyuyabilmesi, göbeğinde hoplatma zıplatma oyunu oynanabilmesi için, bünyenin kendiliğinden yaptığı bir düzenlemedir. Annenin göğüslerinin büyümesi ve süt gelmesinin erkek versiyonudur.


3- Baba olmaya hazırlanan bir erkeğin öğrenmesi gereken ilk şey, en düşük sesle hareket edebilmek, iş yapabilmektir. Örneğin büyük bir başarı göstererek, uyumaya direnen çocuğunuzu uyuttunuz. Onu yumuşak bir hamle ile yatağına koydunuz. Birkaç dakika bekleyip, yatağında yerini netleştirmesini beklediniz. Üstünü örttünüz. Her şey tamam gibi görünüyor. Ama tam onun bulunduğu odayı terk etmek isterken kapıyı usulca kapatma çabası esnasında çıkan kapı gıcırtısı bebeğinizi uyandırdı. İşte bir ebeveyn için moral motivasyonun en düşük olduğu an, bu andır. Çünkü zafer kazandığınız zannettiğiniz anda, mağlup olduğunu fark etmişsinizdir. Her şey yeniden başlayacaktır. Buradan çıkarmamız gereken ders şudur; bebek doğmadan önce bütün kapılar yağlanacak ve kapı gıcırtısı çıkarmaları engellenecektir. Ayrıca parmak ucu yürüme eksersizleri önemlidir. Bir yerlere vurmadan, çarpmadan yürümek konusunda da özen göstermeniz gerekiyor. Hatta nefes alış verişinizi dahi en düşük ses düzeyine düşürmek için, nefes alma kurslarına yazılabilirisiniz. Hapşuruk ve öksürük tutma kursları var mı bilmiyorum ama, bu iki unsurda son derece önemli.

4- Bugünkü son değineceğim nokta da son derece önemli, çünkü erkeklerin bebek bakımında en becerikli oldukları şey, sorumluluklarını bir başkasına yükleyebilmeleridir. Bu aşamada babanın kendi annesini devreye sokması en sık rastlanılan durumdur. Ancak bu durumun giderek artan sıklıkta yaşanması, gelin kaynana ilişkileri açısından bazı riskler barındırır. Kayınvalidenin “oğlumu beğenip onunla evlendiğine göre, iyi bir evlat yetiştirmişim demektir. Bu da benim çocuk yetiştirme başarımın ispatıdır. Bu çocuğun bakımı ve yetişmesi de kendi tecrübelerim doğrultusunda olacak” iddiası taşıyan hareket ve tavırlarının eşiniz tarafından iyi karşılanmayacağı son derece açık. Bu durumda, eğer kendi kayınvalidenizin evde sık sık görünmesinden hoşnut değilseniz, sorumluluklarınız yükleyebilecek tarafsız isimler bulmanız gerekecek. Bu nedenle çevrenizde, çocukları büyümüş, uzun zamandan beri bebekle ilgilenme özlemi içinde olan bayanları ve ailelerini tespit ederek, onlara ziyarete gitmek ya da sık sık onları evinizi çağırmak iyi bir yöntem olabilir. Galiba benim en başarılı olduğum nokta budur.

Elbette bu kadarla sınırlı değil tecrübelerim. Bebek bakımı ve gelişimi konusu son derece detaylı bir konu. Dikkat ve özen gösterilmesi konuların ucu bucağı yok. Biriktirdikçe yayınlamaya devam. Tabi bir de eşim bu yazdıklarımı fark etmediği müddetçe elbette:-)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eşime bu yazıyı muhakkak okutmalıyım.Ve tabii yazacağınız devamı da:)Bende şu günlerde "ne yapsam da benim ufaklık babaya düşkünleşse, bizde minik kızımla şu koala pozisyonununda yaşamayı(yada yapışık ikiz pozisyonu da denebilir,ama ikizlerden küçük olanı sürekli olarak diğerinin bacağına yapışık yaşıyor!) artık tarihe gömsek"diyodum:)Devamını bekliyorum...Saygılar...

esmerkız 
 27.09.2009 0:48
Cevap :
Devamı hemen olmayacak, ilk olarak onu belirteyim sayın esmerkız. Biriktirdikçe, daha doğrusu zihnimi o konuya yoğunlaştırdıkça yazacağım. Eşinizin okuması beni mutlu eder elbette. Ancak bu durum size ne kadar istediğiniz şeyi sağlar emin değilim. Çünkü çocuklar çok zekiler. Baba mevcut ilgisizliğini ya da az ilgisini aşıp, daha alakadar olsa dahi kesinlikle bir annenin çocuğuna gösterdiği ilgi düzeyine erişemiyor. Bu nedenle özellikle günümüz çocukları annelerine çok düşkün oluyorlar. Şu an dört buçuk yaşında olan oğlum hala annesiz yatmıyor ve halen yatarken annenin yanağına elini uzatmayı bir zorunluluk olarak görüyor. Benim uyutma tekliflerimi ise reddediyor. Evet babaların yeterli ilgi seviyesine çıkamadıklarına bende katılıyorum ama diğer yandan annelerinde geçmiş yıllardaki anne çocuk ilişkilerine göre çok yüksek bir ilgi düzeyine çıktıklarını düşünüyorum. Bunda elbette sokaktan kopan çocukların anne babasını aynı zamanda arkadaş olarak görme eğilimi de neden oluyordur, saygılar  27.09.2009 21:16
 

bu yanıt nedeni ile kutlamalarımı geri alıyorum :)

mor lale 
 26.09.2009 12:29
Cevap :
:-) bende bu ikinci yorumu fazlası ile hak ettiğimi düşünüyorum,  27.09.2009 8:41
 

son günlerde büyük keyif alarak okuduğum ender yazılardan biri :) kızım doğduktan sonra ilk aylardı. akşam yemekten sonra puseti ile salonda babasına getirip hafif hafif puseti sallamasını isterdim ki çocuk uykuya dalsın. o arada ben de mutfağı toplayacağım çünkü. 5 - 10 dk. geçer geçmez benim kız ciyak ciyak bağırmaya başlardı .giderim ki kız uyuyacağına baba uyuya kalmış. :( ama daha sonra uzun zaman sıkıntısını çekti eşim bu ilgisizliğinin . son yıllara kadar kızım babaya soğuk davrandı, ki gerçekten denge sağlansın diye de özen göstermeme karşın.. bir kaç yıldır yakınlar. şimdi artık genç kız ve arkadaşı olarak görüyor babasını . çocuk her zaman kendisine karşı işin ya da okumanın tercih edildiğini hissedince uzak duruyor elbette. sizin anlattığınız gibi paylaşan bir baba olması anne, çocuk ve aslında baba için çok önemli ve yararlı. bir baba olarak gösterdiğiniz duyarlılık ve sorumluluk için sizi içtenlikle kutluyorum. sevgi ve selamlar

mor lale 
 24.09.2009 22:24
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili mor lale. Çocuklar gerçekten de, verdiğin kadarını yansıtan aynalar. Ne kadar sevgi ve ilgi sunuyorsan o kadarını alabiliyorsun. Açıkcası bu konuda anneler fazlası ile şanslı. Çünkü çocuk dünyaya geldikten sonra hayatlarının tamamını ona odaklıyorlar. Erkek/baba için ne yazık ki bu çok güç. Nedense kendimi kızınızın babasından çok da farklı görmedim. Zaten çocuklarla ilgilenebileceğim zaman sınırlı iken, o saatleri bile kendime ayırma isteği insanı zorluyor. Kanepeye uzanıp, kitap, dergi okumak, haber, film seyretmek ya da uyumak varken çocuğun peşinden koşmak, ona ilgi göstermek erkekler için ancak belirli bir seviyeye kadar mümkün olabiliyor. Çocuk seven birisi olan benim için bile bu böyle.İlgisiz bir baba olduğumu ben de düşünmüyorum ama bir anne ilgisi düzeyinde de çocuklarımla ilgilendiğimi söyleyemeyeceğim. Eşime bunu şaka mahiyetinde de olsa şöyle açıklamaya çalışıyorum; "Cennet biz babalara değil siz annelere vaad edilmiş, gereğini yapın o zaman" :-)  25.09.2009 13:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1700
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster