Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
539
 

Babam Türkiye’ye gidiyor!

Başlığı yazarken bile, içim titredi, bir hoş oldum.
Türkiye’de yaşayan, türk vatandaşı olarak bildiğimiz, ya da bildiğimizi sandığımız bir ailede, bir çocuk, babası Diyarbakır sınırlarının dışına çıkacağı zaman böyle söylüyor.

Ben bazı liderlerimizin demeçlerini dinlediğimde, bizden gerçekleri sakladığını düşünüp; ‘Galiba iki Türkiye var.’ Demekten kendimi alamadığımdan, o çocukla bu bağlamda bütünleştiğimi farkettim.

Ekonominin iyiye gittiği, herkesin halinden memnun olduğu, güllük gülüstanlık bir ülke(?!) Bir de bizzat benim içinde yaşadığım Türkiye...
Bir diğeri de “Babam Türkiye’ye gidiyor.“ Diyen çocukların yaşadığı Türkiye.
Bence en vahimi, bu olmalı...
Yıllardır bitmeyen terörün çocuk gözünden yansımasını daha başka hiçbir şey, bu kadar açık ortaya koyamazdı...

“Babam Türkiye’ye gidiyor.”
Yüzlerce kez söyledim, hem de bir çocuğun duyguları ile.
Terörün altında o yatıyor, bu yatıyor, bir çocuğu ne ilgilendirir, o kendi gerçeğini dile getiriyor. Yalın, apaçık bir dille ve kürtçe olarak...

Bir arkadaşım yıllardır doğuda bir çocuğu okutuyor, yüzünü görmemiş, adını bilmiyor. Çocuk mezun olmuş. Kimi okuttuğunun bilgilerine ulaşıyor ve karmakarışık duygularla: “Saime galiba yıllardır bir PKK’ lıyı okutmuşum.”
Hani bağrımızda yılan beslemişiz kaygıları ile değil. Çünkü inanıyoruz ki, okumuş insan kazanılmış bir can’dır. Kardelenler bu vatanı kurtaracaktır. Bir yıldız bir yıldızdır...

Vatandaş olarak yapabileceklerimiz kısıtlı, elimizden geldiğince, aklımızın erdiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
Yaptığımız; emekli maaşlarımızdan 3-5 kuruş artırıp, ihtiyacı olduğunu düşündüklerimize, ARACISIZ ulaşmaya çalışmak.
Çünkü biliriz ki, yardım amaçlı olan her kuruluştan bir gün kötü kokular yükselir. Bu iki kere iki kadar gerçektir... Öyle olmasa “Amaçları” aynı olduğu söylenen, her köşe başında, başka başka isimlerle bir yardım kuruluşu olur mu?

Yıllar önce doğuya TV götürüleceği söylendiğinde;
‘Aman tanrım, adamlar şoka girecek’ demiştim.
Zira o sırada, ki hâlâ aynı şey söz konusu, insanlar orada mağaralarda yaşıyordu.
ROJ TV’nin değil bizzat TRT’nin yayınlarda, kadınlarımız memeleri fora, köpüklerde dans ederken gösteriliyordu.

Büyük şehirde yaşamama rağmen kabullenemediğim, bu bizim kültürümüz değil diye direndiğim 3-5 medya maymununun yaptıklarını; türk kadınının yaşam şekliymiş gibi yansıtılıyordu.

Başkentimize yakın büyük bir şehirde yaşayan, kız çocuğunu kuran kursu binasının yıkılması ile kaybeden bir baba: “ Kızım köpüklerde ölmedi, kuran kursunda öldü, şehit oldu.” Diyebiliyor.
Memleketimden insan manzaraları.
Oysa Türk Kadını; ne kavun kafalı, etekleri ile belediye temizlik ekibi gibi dolanan, ne de 3-5 zengin züppenin, aralarında değiş-tokuş ederek, jipler hediye ettiği kadınlardır.
Bu manzaralar karşısında düşündüklerimi çok yalın olarak söylersem:
Bizleri birbirimizden uzaklaştıranlar, düşman gibi görmemizi sağlayanlar, medya patronları ve ne yazık ki, liderlerimizdir...

Yıllardır akan kanın sorumlularını uzaklarda aramanın bir anlamı yoktur.

Parçalanmayan bir bütün yenilemez, yok edilemez. Her iki taraf birbirine vurdurularak, iş, kan davasına dönüştürülmüştür.
Bir benden, bir senden...
Haberlerimizde sanki içimizi rahatlatacakmış gibi, terör saldırısında şehit olan asker sayımızı verirken, hemen altında; biz de onlardan şu kadar öldürdük denmekte.
Bu hangi annenin yüreğindeki yangını söndürmeye yeter ki?
Zira: “Terörle değil, teröristle mücadele edersen; bir ağacın filizlerini budamaktan başka bir şey yapılmış olamaz.”
Emekli Büyükelçimiz Şükrü Elekdağ Hakkari’nin Şemdinli İlçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu’nda 15 askerimizin şehit edilmesi ile ilgili yaptığı açıklamada dile getirdi bunu.

Mehmetcik ve terörist yüzyüze bırakılıyor.

Mayıs ayında aynı karakolda yine şehitler vermedik mi?
Bence daha fazla ama duyurulan sayı: 44 şehit.
Bu nasıl bir gaflet uykusu?
Yıllardır, iki halk arasında uzlaşma sağlanamıyor. Aynı ülkede aynı bayrak altında, yurt içi, yurt dışı destek alınarak kanlar akıtılıyor.
Altında yüzlerce neden yatan terörün tek mücadelecisi; Mehmetcik oluyor.
Diyarbakır’daki çocukların; “ Yarın babam Türkiye’ye gidiyor” dediklerini duymazdan mı geleceğiz? Yok mu sayacağız?

Burada bir sorun var ve yıllardır her iki taraftan da fidanlar yok oluyor. Analar, her ne kadar; “Bu vatan için feda olsun!” deseler de, bu katlanılacak ya da göz yumulacak bir durum değildir.

“Ağaçlar” yıllardır kökleri daha derinlere giderek güçlenip büyüyor. Dalları budamanın ne anlamı var?
Bir gün değil, beş gün değil her gün budanıyor.
Asıl gerçek budur.
Ve bunun bir sorumlusu bulunup adı konulmalı, Terörden sorumlu bir Bakan değil, “Gören” olmalıdır.
Her fidandan sonra baş sağlığı mesajları miğde bulandırıyor.

Beklenen tek şey, artık birilerinin masaya yumruk atmasıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yurt dışında, Almanya'da bulunduğum sırada 6-12 yaş okul çocuklarının futbol karşılaşmalarına gittim. 12 yaşlarında iki çocuk maç öncesi yavaş koşu ısınma çalışmaları yaparken durdurdum ve sordum: "Türk müsün?" "Ben Kürdüm!" dedi, göğsünü şişirircesine. Diğerine baktım; sormadan cevapladı gayet hafif ve ezik bir sesle: "Ben Türküm..." Dünyada milliyetçilik akımı almış-başını giderken, siyasiler siyasi güçlerini bu akım üzerine inşaa ederken bizlerin hâlâ milliyetçi duygular taşıyanlara faşist gözüyle bakmasını anlayamıyorum. Dünya kardeşliği ve dünya işçilerinin birleşmesi... Bize morfin mi veriyorlar ne?..

Yüksel ÖNAÇAN 
 19.10.2008 5:39
 

Akan kan artık durmalı. Öncelik bu olmalıdır. Ellerine sağlık Saime'ciğim. Sevgilerimle.

Zühal Voigt  
 10.10.2008 14:03
Cevap :
Sevgili Zuhal, hep istiyoruz ama birileri ne yazık ki istemiyor. ümarım ölmeden bittiğini görürüz.Sevgilerimle  10.10.2008 21:40
 

Bu yazı kapsamlı ve çok farklı yorumlara gebe zira ilginç gelen, üzüntü veren, garipsenen, kabul edilemez beyanlarda içeren,aynı zamanda önemli noktalara işaret eden birazda kafamı karıştıran fakat aynı zamanda genel bakışla güzel kaleme alınmış bir yazı. Mesela " Babam Türkiye'ye gidiyor" sözü bizi düşündürmeli fakat nasıl düşündürmeli çocuğa üzülmelimi yoksa coğrafyamızda yaşayan insanların ülkeye bakış açılarınamı? Ayrıca burs veren arkadaş anlaşılan burs verdiği kişinin PKK teröristi olduğunu öğrenmesine rağmen emeğinin pek boşa gittiğini düşünmüyor ilginç!.. Cahil dostum olacağına akıllı düşmanım olsun mantığı.. yazık. Diğeri askerle pkk teröristleri karşı karşıya bırakılıyor.Her iki taraftanda fidanlar gidiyor sözü beni rahatsız etti. Askerle terörist adeta bir tutulmuş!. İşte bu yumuşamalar bize hep ölüm olarak geriye döndü Fakat boşuna çabalanıyor. teröristleri kürt halkı olarak göstermek sakıncalıdır. Tek bayrak tek millet. Saygılar

Bumerangs 
 10.10.2008 1:09
Cevap :
Size cevap versem, yazımdan daha uzun bir cevap olacak, amacım okuyanlara kendi fikirlerimi kabul ettirmek değil. Düşündüklerimi elimden geldiğince anlaşılır bir biçimde aktarmaya çalıştım. Onun için uzun uzun sizin "kabul edilemez "dediklerinizi tartışmayacağim.Ortada bir yanlış durum var ve canlar gidiyor ve bu "kan bir an önce durmalı. Benim hümanist bir yanın var, sanırım bunu farketiniz. Irkcılık bana ters. Cehalet her kötülüğün anasıdır. Analar ise; Atatürk'ün dediği gibi:"Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa. " O nedenle "Kardelenler" için elimizden geleni yapmaya devam...Sizin "cahil dostum olacağına.  10.10.2008 21:56
 

Karadenizde bir çocuk ilk okulu bitirdikten sonra bir köye 300 ytl ye çoban olarak 1 sene tutulması çok mu adalet.Bu güne kadar egitim hakkı sosyal hak deyip duruyorlar. Cumhurbaşkanı mı çıkaramadılar Başbakan mı çıkmadı Doktormu Mühendismi.Bence onların öncelikleri farklı.

firdevs adigüzel 
 09.10.2008 12:00
Cevap :
Sn Firdevs Adıgüzel, yorumlarınızla yazıma katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim. Cevap olarak: " Bir of çeksem karşı ki dağlar yıkılır." ya da : Neremiz doğru ki diye deveden teselli bulmaya benzedi, diyorum. Saygılarimla  09.10.2008 13:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 18.09.08
 
 

Dünyanın en güzel şehri olan İstanbul' da yaşıyorum. Emekliyim. Güncel olayları yorumlamanın yanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster