Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '19

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
80
 

Babam ve Ben

Anne ve babalarının gençlik hallerini bilen çocukları hep kıskanmışımdır. Büyürken onların da yaşlanmasına bire bir tanık olmak ne güzeldir. Bu güzelliği tadamamış olmanın eksikliğini hâlâ içimde bir yerlerde taşırım.

Babamı 50’li yaşlarını sürerken hatırlıyorum. Uzun boylu ve yapılıydı.  Başının yan taraflarında ve ensesinde kalan saçları bembeyazdı. Bal rengi gözlerindeki sert ifade, gülümsediğinde yumuşacık bir anlam kazanırdı.

...

Mahallede çok saygı görürdü. Elini tutup yürüdüğüm zaman herkesin bize baktığını hisseder, anlatılmaz bir gurur duyardım. Benim babam, arkadaşlarımın babalarından farklıydı. Bu onun polis olması dışında mahalle esnafının çok saygı duyduğu bir kişilik olmasından kaynaklanıyordu. Karakola işi düşen, devletle bir sorunu olan herkese elinden gelen yardımı yaptığından itibarı büyüktü. İşinin dışında da karşısında kim olursa olsun hep mesafeli ve saygılıydı. Güler yüzlü bir ciddiyet, sanırım ona has bir ayrıcalıktı.

Babamı sevdiğim kadar korkardım da. Ama bu fiziksel şiddet içeren bir korku değil, ona saygısızlık etmemek, üzmemeye dikkat etmek adına duyulan bir tür tedirginlikti. Sanırım eve hakim olan duygu da buydu. Zira evde her şey ona göre ayarlanırdı. Yemek saatlerimiz, uyku vaktimiz onun nöbetlerine, eve geliş gidiş saatlerine göre değişirdi. Son kararı daima babam verirdi. Bunun  olumlu ya da olumsuz olması tartışma konusu bile olamazdı. Bizim için en iyiyi, en doğruyu, en güzeli onun düşündüğüne inanıyorduk.

Evdeyken sessizlik çok önemliydi. Radyodan haberleri dinlerken, gazete okurken, uyurken tam bir sessizlik olurdu etrafta. Hele nöbetten döndüğü sabahlar sanırım biraz abartırdık. Çünkü bu kez sessizliğe sokağı da dahil ederdik. İki katlı evimizin üst katından anneannem, alt katından ciciannem , pencereden yarı bellerine kadar sarkarak sokakta oynayan çocukları kovalar, gelip geçen satıcılara sus işareti yaparlardı.

Babam çok güzel resim yapardı. Bulabildiğim her kâğıda resim çizdirirdim. Özellikle de hayvan resimlerini. Hiç görmediğim hayvanları onun çizimlerinden tanıdım. Hele çizdiği hayvanlarla ilgili masallar anlatmasına bayılıyordum. Ezop’u , Lafonten’i okumadan çok önce öğrenmiştim. Aslında anlattığı masallar sadece hayvanlarla sınırlı değildi. Güzel prenseslerin, iyi yürekli kralların, kötü kraliçelerin, devlerin masallarını da anlatırdı. Ben en çok peri padişahının küçük kızını anlatan masalını severdim.  Ve o bu masalı anlatırken başımı omzuna dayar, gözlerimi kapatarak kendimi o prenses olarak düşlerdim.

Babamın hayran olduğum bir özelliği de son derece titiz ve bakımlı oluşuydu.  Onu ütüsüz pantolon, traşsız bir yüzle sokağa çıkarken hiç görmedim. Sivil hayatında bile takım elbiseli, kravatlı, ille de şapkalıydı.  Diğer olmazsa olmazı yakası ve manşetleri kolalı beyaz gömlekleriydi. Erkeklerde çorabın ayakkabıyla uyumunu  çocuk yaşlarımda ondan görerek öğrendim.

Kendimi bildim bileli sevdiğim insanlara dokunarak iletişim kurmaya çalıştım.  Bu benim için samimiyetin, sevecenliğin, değer vermenin bir ifadesiydi. Annem kendisine dokunulmasından pek hoşlanmazdı. Anneannem de. Sadece bayramları ellerini öptürürlerdi. İkisinin de çocukken beni öptüklerini hiç hatırlamam. Belki de bu yüzden babamın sert görüntüsü altındaki sıcaklığı yakalamak zor olmadı benim için. Kucağına oturmama, yanaklarından öpmeme, türlü şımarıklıklarıma ses çıkarmazdı. Bazen tahammül sınırlarını aştığımda, saçlarımdan koklayarak beni usulca yere bırakır, “ Hadi bakalım, bu kadar yeter!” derdi.

Birlikte yaşadığımız çok kısa sürenin büyüsünü ikimiz de bozmadık. Birbirimizi hiç kırmadık, incitmedik. Ona hiç yalan söylemedim. Onu ne çok sevdiğimi de… O da söylememişti ama ikimizde bunu biliyorduk.

...

Aradan yıllar geçti.

O hiç unutamadığım gülümseyişiyle, sanki bir gece düşlerimden çıkıp yanıma uzanarak en güzel masallarından birini anlatacak …

Onu çok özlüyorum…

 

Melek Koç / Yarım Kilo Kayısı / Gendaş Çocuk / Öykü /2011

 

1977 yılında kaybettiğim babamın anısına özlemle, saygıyla…

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1802
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2076
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster