Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '14

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
324
 

Babam

Babam
 

Baba Olmak, Ateşte Yanmak Gibidir


Kim derdi ki gün gelecek evlat sahibi olacaksın, o zaman anlayacaksın baba olmak ne demekmiş. O zaman anlayacaksın gece ile gündüzün farkı olmadığını.

Hatırlarım o çocukluk, ergenlik ve gençlik yıllarımı. O günlerden bugünlere babama olan saygım ve sevgimi asla kaybetmedim. Ama düşünüyorum da o saygı ve sevginin ötesinde duygular varmış yaşanması gereken.

Elimizden geldiğince ona, ailemize, vatanımıza iyi bir evlat, iyi bir birey olmak için mücadele ettik. Hala da devam ediyoruz bu onurlu mücadeleye.

O yıllarda babamın gözyaşları mutlaka siyahtı geceleri, gündüz ise berraktı ki bizler o damlaları hiç göremezdik.

O onurlu bir insan, evlatlarına ailesine düşkün bir babaydı. Kıt kanaat elindeki imkânları ailesi için en iyi şekilde kullanmak ve bizleri topluma faydalı iyi bir birey olarak yetiştirmek için kullandı. Hala da Rabbim onun varlığını bizlere daim kılsın aynı yürekle kendini bizler için paralamaktan çekinmemektedir.

Onun ne hasta olduğunu duyduk, gördük ne de bize bir eksikliği hissettirdiğine tanık olduk.

İşte o yıllarda isteklerimiz, davranışlarımız karşısında kaşını dahi bizlere eğmeden bizlerin başı dik bir şekilde okulumuza gitmemizi, arkadaşlarımıza mahcup olmamamızı sağlardı.

Yatılı okula yani ziraat meslek lisesine gittiğim yıllarda devletin kendisine verdiği bir çift potini okulda başın öne eğik olmadan oku diye bana vermesi aklıma geldikçe gözlerim doluyor. İşte gözlerimin dolduğunu hissetmemdendir onunda bir zamanlar gözlerinin yaşardığının farkına varmak.

Köy postacılığı ne zordu o dönemlerde bilmezsiniz. Tek iletişim aracının mektup olduğu ve herkesin o mektupları beklerken ne ümitlerle beklediklerini hatırlarım. O ümitleri, o sevdaları, o özlemleri, o selamları sahiplerine bir an önce ulaştırmak için saatlerce kar kış demeden köyden köye yaya gittiğini bilirim.

Yine bir kış günü Almus’un bir köyüne gittiğinde mektupları bekleyenlere dağıtırken bir gelinin bir köşede ağladığını ve babamın hayırdır ne ağlıyorsun kardeşim dediğinde gurbette ki eşinden çok uzun süredir haber alamadığını ve her seferinde koşarak geldiğini ama yine olmadığını, bu yüzle de üzüldüğünü söylediğinde o koca çınarın arkasını dönerek köyden uzaklaştığı ve hıçkıra hıçkıra ağladığını bilirim. Aynı gün iş yerine döndüğünde gelen postada o geline mektup geldiğini görünce hiç tereddüt etmeden gecenin bir yarısında kurttan kuştan korkmadan o köye, o geline, o mektubu ulaştırdığını ve o gelinin gözlerinde ki açan tebessümün babamın gözlerinde açtığını bilirim. Böyle kutsal bir mesleğin böyle onurlu üyesidir babam.

İşte o günlerde ayağında olması gereken potini ben giyiyordum mutlaka. İşte ben böyle bir babanın evladı olma gururunu taşıyorum.

Ah babam ah! Keşke bunların çok daha önce farkına varabilseydim. Seni daha az üzer, sana daha çok destek olmak için daha fazla mücadele ederdim. Bende senin yaptığın gibi bir potini birkaç yıl giyerdim. Asla potinle ne topa vururdum ne de çakıla, taşa.

Şimdi torunların bana öyle dersler veriyor ki, anlıyorum yaşadıklarını. Anlıyorum gözyaşlarının var olduğunu ve görünmeme sebebini daha iyi idrak ediyorum. Şimdi ben de onlar için aynı senin hissettiklerinle mücadele ediyorum.

Ama sen biliyor musun? Sen çok büyükmüşsün baba. O yokluk ve sıkıntılı günlerde benim şu an evlatlarıma verdiklerimden daha fazlasını sen bizlere verdin.

Senin gözyaşların geceleri siyah, gündüzleri şeffaftı baba ama yüreğin dağ gibiydi. O yürekte olmak çok güzel baba. O yüreğe sahip olmak için koştursam da heyhat yetemem senin büyüklüğüne.

Tüm babalar böyledir mutlaka, tüm babalar fedakârdır, cefakârdır.

Bir de öğrendiğim kötü bir gerçek ne oldu biliyor musun?

Evlatlar babalarını zaman zaman düşüncelerinden çıkartabiliyormuş ama babalar evlatlarını asla unutmuyorlarmış. Bu gerçeği de çok, çok geç fark ettim

O gözyaşlarının sebebini şimdi daha iyi öğreniyorum baba.

Bu hasletlerde şüphesiz yaratılıştan. Baba olmadan öğrenemeyeceğimiz duygular çokmuş. Öğreniyoruz tek tek. Öğreneceğimiz ve göreceğimiz daha çok şeyler var kuşkusuz.

Biz eksik noksanız evlat olarak ama sen babasın, dağsın, sığınaksın tamamlarsın bizleri biliyorum.

Ama bil ki senin için atıyor evladının yüreği. Sevgimiz, duamız hep seninle, biliyorum eksik etmezsin dualarını üstümüzden, eksik etme.

Baba olma onurunda ki tüm (ADAM)lara kalbi sevgi ve saygılarımla…

 

Ünal KAR

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 285
Kayıt tarihi
: 17.08.09
 
 

1966 yılında Tokat Yeşilyurt ilçesinde(Arabacımusaköyü) doğdu. 1984 yılında Erzincan Ziraat Mesle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster