Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '17

 
Kategori
Babalar Günü
Okunma Sayısı
440
 

Babama Mektup...

Babama Mektup...
 

Babalara geldik… Baba'mın, her babalar gününde söylediği meşhur cümledir. Hayatım boyunca baba'ma doğru düzgün bir hediye alamadım. Ya parasızlığıma geldi. Yahut da babalar gününe o kadar da önem vermedim. Ben baba'mın dalından kopmadan önceki günlerimden, kök saldım hayatımın geri kalan kısmına… Huyları ekseri benim üzerimdedir. Hele o inat huyum. Keçi de kimmiş? Baba, sana ‘cığım’ ekini koymayacağım. Çünkü yalakalığı sevmezsin biliyorum. Çayına şeker atıp da, ikram eden kız kardeşimle beni karşılaştırıp, ‘hımm bak, kardeşin bizi daha çok seviyor’ derken ciddi olmadığını düşünüyorum. Çünkü evimizin inşaatından, araba tamirine, kamyonlardan tuğla indirirken yardım etmeye, sırtıma elli kiloluk çimentoyu vurup sırf seni memnun edeceğim diye, nalburdan eve ağlayarak taşıyıp sana getirdiğimi biliyorum. Ne kadar aptalmışım. Bir iki çay kaşığı şekerle işi halledebilirmişim oysa… Küçüktük arkadaşlarımdan herkes seni kıskanırdı. Haksız da sayılmazlardı. Dik duruşun hep ilham kaynağım olmuştur. Aldığım takdir belgelerini en çok sen sevinirdin de, hiç belli etmezdin. Ne zordur senin duygularını dışa vurman… Senden sonra, hiç sevemedim ketum mesafeli insanları. Hep eksik yetersiz hissettirdi kendimi bana... Ben anlaşılmak için uğraşırken, onlar anlamamak için uğraştıkça, iki insanın böyle bir iletişimsiz iletişimi, baba kız bile olsa kopan bağları temsil eder benim için, KETUMLUK… Bir yandan, mesafesizlik de bir o kadar, cıvık ve güvensiz… Sen de bunu bir yerlerde bir gün muhakkak okuyacaksın. Sitem gibi anlaşılabilir. Hiç sorun değil ! Biraz olsun sitem etmeye hakkı olmalı insanın, bazen saçmalamaya veya hatalar yapmaya...

                 Çünkü bizim bağımız çok farklıydı. Meşhur bilinen,' baba kız daha yakın oluyor' derler ya,  "Aynı olan iki insanın yakınlığı ayrılıktır" ben de, bunu öğrendim seninle olan yakınlığımızdan... Benim asker olmamı istiyordun. Voleybolda profesyonel takıma seçildiğimde sen yollamıyorum deyince, sana öfkelenip ders çalışmayı bıraktığım için, askeri liseyi kazanamadım. Beş senelik emeğimdi. İçimden hep zıtlaşmak gelirdi. Senin ak dediğine kara demek. Seni aynen, ben voleybolu bıraktığım zaman öfkelendiğim gibi, öfkelendirmekti amacım. Küçük dünyamda ne hırslar varmış meğer? Şimdi hepsi, ne anlamsız!  Birden kendi içime kapandım ve orada Rabbimiz’le tanıştım. Bütün hırslar öfkelerim durulup, yerini birden sevgi ve barışa bıraktı. İçime huzur geldi. Kimsenin etkisi olamazdı biliyorsun. Hep tavan arasına çeklip özel yerimde, kitap okurdum. Örtününce biz seninle, iki ayrı kıta olduk. Örtüm de aramızda okyanus. Sonra ben onu da sevdim. Sevmekten başka çarem kalmazdı, hiç! Senin de çabalarınla, o okyanus her geçen gün biraz daha derinleşti. İçinde köpek balıklarıyla en tehlikeli yaratıklar yerleşti. Sana varmak için inşa ettiğim gemileri daha limanda iken birer birer batırdın. Ben hiç bir zaman, vazgeçmedim! Sen de vaz geçmedin. Aynı inat. Aynı azim.  

                    En sonunda, birbirimize iki bilinmeyen olduk. Yaklaşıp tekrar incinmek ve incitmekten korktuk. Bazen gözümü yumduğumda, seni bağlamanla görüyor, yine 'kara tren' türküsünü söylüyorum. Nereden bilebilirdim ki? O türkünün o gün seni mutlu ederken, bir gün, aramızdaki mesafelerin bir simgesi olacağını… Şimdi ne kadar nefret ediyorum bir bilsen! İdeolojiler yüzünden birbiriyle didişen didişmeye çabalayan insanlardan bir bilsen? En son eşim ara bulmak için yanına geldiğinde, yine aynı cümleni söylemişsin, ‘ O hür kendi iradesi ile kendi seçimini yaptı’ diye… Biliyor musun? Hiç şaşırmadım. Baba, benim özgür olduğuma, kimse inanmıyor biliyor musun? Ama sen biliyorsun… Aslında hayatımda tercihlerime en büyük saygıyı sen gösterdin. Sana çok teşekkür ediyorum. Senin kadar hiç kimseden özgürlüğü öğrenmedim. Beni dibine dikip köklerinle boğmadın. Beni az ileriye dikip, kâh güneşte yanarak, kâh fırtınalarda eğilip doğrulurken uzaktan büyümemi izledin. Kardeşimin düğününde, elimi tutup kulağıma söylediğin cümleler gelir bazen aklıma.” İyi ki öyle olmamış.” Diyor kölelik fermanımı bir kez daha aşk ile yırtıyorum. Tıpkı babana boyun eğmeyen sen gibi… HÜR İRADEMLE ÖZGÜRCE YAPTIĞIM TERCİHLERİMİN BEDELİ, HAYATIM da YOKLUĞUNDU…

Beni en iyi sen anlarsın baba'm; DEĞDİ  DEĞİL Mİ ???

"Gözden çıkarılan, fakat asla gözden çıkarmayan evladınızdan, selamlar..."

MERYEM KADIOĞLU

 

Matilla, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok anlamlı bir mektup bayağı etkilendim.

Kerim Korkut 
 07.07.2017 20:50
Cevap :
Teşekkür ederim...  20.07.2017 22:27
 

Çok dokundu ve çok düşündürdü. İkinize de mutluluklar ve huzur dilerim. Selamlar

Matilla 
 18.06.2017 16:44
Cevap :
Size de selamlar varlığınız ve temennileriniz için teşekkürler...  19.06.2017 11:56
 

Kızlar için babalar kahramandır, ne zaman ihtiyacım olsa, babaciğim iki eli kanda olsa yetişir..Babaligin hakkını veren bütün babaların babalar günü kutlu olsun..Çok duygulu bir mektup..Sevgilerimle Meryem Hanım..

Selda Çakmak 
 18.06.2017 16:06
Cevap :
Güzel katkılarınız için teşekkür ederim Selda hanım ;)) size de selam ve sevgiler ...  19.06.2017 11:56
 

Merhaba Meryem Hanım, güzel bir mektup. Bende torunlarıma mektup yazdım. Hayırlı ramazanlar ve bayramlar diliyorum...Esen kalınız...

Abdülkadir Güler 
 18.06.2017 11:07
Cevap :
Evlatlarınız ve torunlarınızla sağlıklı huzur dolu bir yaşam sürmenizi niyaz ederim. Bilmukabele...Selam ve saygılar  18.06.2017 15:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 135
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 690
Kayıt tarihi
: 07.02.17
 
 

İstanbul'da doğdu. İstanbul'da yaşıyor. Çoğunlukla mütecessis ve maceraperest, bazen de münzevi ...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster