Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '06

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
1287
 

Babamın aşuresi

Babamın aşuresi
 

“ Sana aşure yaptım ” dedi kapıdan girer girmez. Anneme baktım “gerçekten yaptı” dedi. Bavulları kapının önünde bırakıp buzdolabına bakmaya gittim. Her birinin üzerine tarçınla harfler yazılmış altı aşure kasesi bana bakıyor. Annem kapıda gülmekten kırılıyor. Babam pişkin pişkin sırıtıyor. Tamam babam harika salata yapar, balık pişirmek onun işidir, yağda yumurtada üstüne kimse yoktur ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Her kasenin üzeri özenle süslenmiş, benim adımın baş harfi olan kaselere diğerlerine göre daha çok ceviz ve incir konulmuş. Ah hınzır, nasıl da bilir cevizi ve inciri çok sevdiğimi.

Gerçi yemek konusunda babamla her zaman suç ortağı olmuşuzdur. İştahtan hiç nasibini almamış annemin tam tersiyiz ikimiz de. Babam gece kalkıp annemden gizli zeytinyağında yüzen yumurtalar yapar ve bazen beni uyandırıp bu muhteşem lezzeti paylaşırdı ben çocukken. Çok hatırlarım kahvaltıda bir gün öncesinden kalmış dolamaları baba kız yuttuğumuzu. Süper bir sağlıksız beslenme düzenimiz vardır. Annemi deli ederiz. Akşam yemeğinden hemen sonra “siz bu ayvaları yemiyorsunuz, ben hoşaf yapayım onları” dediğini duyabilirsiniz babamın. Ama annemin dediğine göre bu yıl kendini aşmış. “Turşuları o kurdu, çilek reçelini de kendi yaptı” dedi annem. Babama dönüp “e bu kadarına pes” dedim. Babam hala gülüyor. Sonunda foyası çıktı ortaya tabii. Meğer şu hazır paketlerle yapmış aşureyi “ama içine incir, kayısı, fındık fıstık koydum” diyor gülmekten kısılmış sesiyle. Paketlerin içindeki malzeme biraz kısır oluyormuş da! Ne diyeyim, afiyetle yedik tabii aşureleri. Evde annemin artık yapmaktan üşendiği bu lezzetlerle uğraşmak babamın yeni hobisi. Çok benzeriz bu konularda. İkimiz de gerçek birer kitap kurduyuz, mutfakta zaman geçirmeyi ve yaptıklarımızı afiyetle yemeye bayılırız ve ikimiz kafa kafaya versek bir evi temelinden çatısına gayet güzel inşa edebiliriz. Ben ne zaman baba evine gelsem, babamın kitaplığını talan ederim. Her seferinde okuyacak en az on-onbeş kitap bulurum. Babam da bize gelince aynı şey olur, o da benim kitaplığımı şöyle bir havalandırır. Bir çeşit dayanışma ama tamamen keyif üzerine kurulu. Beni garaja bırakırken “bu yıl size lakerda yapayım, gelince rakının yanında yiyecek bir şey olur” dedi. Sanki boş rakı içiriyoruz adama. Aah ah...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

böyle bir baban olduğu için çok şanslısın hatırlatmama gerek yok heralde. doya doya keyfini çıkar bu sevginin ve paylaşımın...

Başak ALTIN 
 20.09.2006 22:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 359
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1539
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

1972 yılıydı. Doğdum. Evde hep kitap okuyan iki kişi vardı. Büyüdüm, okullar okudum. Birşey öğrenmed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster