Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '17

 
Kategori
Babalar Günü
Okunma Sayısı
454
 

Babamın onuncu yıl anısına

Babamın onuncu yıl anısına
 

Bu fotoğrafta ben yokum, doğmamışım; şimdi fotoğrafta olan babam yok. "Ne tuhaf değil mi baba!"


Ömür, hayat fabrikasının ürettiği acıları tüketmekle geçiyor.....

Babalar Günü'nün olduğu Haziran ayı gelmeye görsün; gözyaşlarımın gizli hazinesi zenginleştikçe zenginleşiyor. On Yıl! Onsuz geçen on yıl!  Zamanın eskitemediği acı; her babalar gününde yeniden tazeleniyor. "Babalar Günü" yaklaştığında kalbimde bir hançer; kanımla acının hasadını yapıyor.(Nereye uçar gökyüzü, toprak nerede kalır? Köprünün sonunda bizi bekleyen ölüm, nehrin hangi yatağına sığdırır hayatı?)

Yakınlarda seyrettiğim Emir Kustiraka'nın  filminde (beni çok etkileyen bir sahneydi); işletme sahibi kadın sürekli bozulan; hızlanan, yavaşlayan, duran ve tamir etmek zorunda kaldıkları saate bakıp "katiil" diye bağırır...Evet, zaman en büyük katil gibi görünür; yaşanan her şeyi öldürür; hatta bir dakika öncesini bile öldürür fakat zamanın öldüremediği bilakis işkence yapıp acıyı taze tutarak hayatta tuttuğu şeyler var. Bir tanesi de "Ölüm acısı!"...

 Babam hayattayken ona söyleyemediklerimi on yıl sonra herkese söylemek acımı hafifletir mi bilemiyorum ama içimde ukde kalan şeyleri saklamanın bu hayat için bir değeri olmadığını biliyorum; onları saklamayıp söylediğim zaman ancak değerini bulacaktır pişmanlığım... "İki bin yedi, Şubat ayında Türkiye'ye gelmiştim, sen yaşıyordun; Ankara'da kısıtlı  zamanım içinde yetiştirmem gereken işler vardı.İşlerim yoğundu ama ne olursa olsun  gelip seni görmek istiyordum; sana telefon açtım; "Alo, baba nasılsın", "İyiyim yavrum, sen nasılsın", "Ankara'dayım baba, buradan senin yanına geleceğim", "İşlerini bırakıp gelme kızım, ben iyiyim", "Baba seni özledim, görmek istiyorum" "Ananı senin yanına gönderdim,önce işlerini hallet,  bir dahaki sefere yanıma gelirsin, ben iyiyim merak etme"...Hayatım boyunca seni dinlemeyen kızın olarak; o gün seni dinlediğim için; ölümünden on yıl sonra bile kendime naletler yağdırıyorum. Senin evinin en asi çocuğuydum, hayatta bir kere dinledim seni gördüğün gibi o da işe yaramadı... Bir de sana son sarılışım gün gibi aklımda. Uzaklara gidiyordum, anneme ve sana "Allaha ısmarladık" demek için gelmiştim. Bir kaç gün yanınızda vakit geçirmiştim, ayrılık vakti geldiğinde sarılmıştık, o an hayatım boyunca sana en sıkı sarıldığım andı ve sen benim bu yakınlığıma çok şaşırmış, ağlamıştın. Bizim aramızda hep büyük bir mesafe vardı, o gün ilk defa o mesafeyi kaldırmıştım, belki de bilinç altında bir daha seni göremeyeceğim ihtimali yatıyordu. Bu, sana son sarılışım oldu..." Şimdi bu "Babalar Gününde sana sarılmak istiyorum ama kollarım boşlukta kalıyor..."

   Biz çocuklar kaç yaşında olursak olalım, anneler ve babalar hiç ölmeyecekmiş bir duyguyla yaşarız ve bir gün hayat bize babaların ölebileceğini gösterdiği zaman arkamızdaki dağ yıkılır ve biz boşlukta sallanıp dururuz...

   "Haziran ortasında bir ulu çınar /Celladın elinde balta çınara kıyar/ Ağacın ruhu göğün katına çıkar/ Baba, bu acımasız dünyada/ yeryüzü yokluğunla nasıl başa çıkar..."

                                                                                              16/06/2017 

                                                                                         Nurbanu KABLAN

  

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Nurbanu Hanım, bu yazınızı yeni fark ettim. Bağışlayınız. Sevgili babanızı rahmetle anıyor ve mekanı cennet olsun diyorum. Başınız sağolsun...

Abdülkadir Güler 
 06.02.2018 23:33
Cevap :
Çok teşekkür ederim Abdulkadir Bey. Babamı kaybedeli on yıl oldu ama ne boşluğu doldu ne de özlemi tükendi.Bir yanımız eksik yaşıyoruz işte...  08.02.2018 8:14
 

Kıymetli Nurbanu Kablan; Yine yüreğim sızladı, yine gözyaşlarım dudaklarıma süzüldü.Biz on dört yaşında değerimizi( Babamızı ) kaybettik. Babasızlığın acısını bilirim.Yüce Allah Babanızı cennetiyle sevindirsin.Onlar neler çektiler, ne zorluklar gördüler,onlar böyle bir zamanın geleceğini hiç tahmin etmediler. Gerçek ve esas dünyalarına göçtüler.Sizlere Eyüb sabrı diliyorum.Babalar gününde babanızı ( kıymetli değerinizi ) yazmakla ne iyi ettiniz.Saygılar sunuyorum.Hep sağlıkla, daima mutlulukla yaşamanızı diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 26.01.2018 0:43
Cevap :
Siz babanızın ölümünü çok tehlikeli bir yaşta,ergenliğinizin kapısında karşılamışsınız; kuşkusuz çok daha acı olmuştur... Varlığımızın sebebi olan anne ve babalarımızın boşluğunu hiç bir şey doldurmuyor ne yazık ki... Bizler de bu acıyı yazarak ve paylaşarak azaltmaya çalışıyoruz.... Işıklar içinde uyusunlar...  28.01.2018 12:46
 

Ruhu şad olsun. Onu güzel hatırlayıp hatırlatanın yolu da cennete çıksın. Ölümü unutturmayan fakat ölüm acısına rağmen yaşamaya da kahretmeyen olgun ruhunuza minnet.

Muharrem Soyek 
 31.12.2017 16:18
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum Muharrem Bey, bu hayattaki en temel görevlerimizden biri olmalı hatırlamak ve hatırlatmak. Aksi takdirde varlığınla yokluğunun bir farkı kalmaz. İnsan her şeyi layıkıyla yapmalı değil mi!..  31.12.2017 23:19
 

Yazınızın sonuna doğru daha çok etkilendim.Allah babanıza rahmet eylesin Nurbanu hanım.Ruhu şad,mekânı Cennet olsun.Size de bugünlere denk gelen acınız nedeniyle sağlık,güç ve sabır diliyorum...Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 19.06.2017 1:05
Cevap :
Çok teşekkür ederim Abbas Bey,Acılar sabır gerektiriyor. Ülkede yaşanan acılar, genç evlatların acısı ..yani bir babanın evladını kaybederek yaşayacağı acı kuşkusuz daha büyüktür. Toplum olarak direnme gücüne ve sabıra ihtiyacımız var..   21.06.2017 9:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1275
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster