Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '13

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
518
 

Bağdat Hatun: Bir Türk kadını portresi

Bağdat Hatun: Bir Türk kadını portresi
 

Oyundan bir görünüm


Bugün (26 Ocak 2013) İZMİR Devlet Tiyatrosu Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi’nde, ‘’BAĞDAT HATUN’’ isimli oyunun matine gösterimine gittim. Sıkıntılı bir şekilde geçmeye namzet, kasvetli ve sağanak yağışlı bir Ocak ayı Cumartesi öğleden sonrasını ailemle birlikte ve harika bir şekilde geçirdim. Teşekkürler Bozkurt KURUÇ, nur içinde yat Güngör DİLMEN.

Öncelikle, Ragıp HAYKIR kimdir?

Devlet Tiyatrosu’nun İzmir’deki varlığı 1944 yılında başlar. Devlet Tiyatroları oluşumunun öncülüğünü ve çekirdeğini oluşturan “Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi”nin ilk İzmir turnesi bu yıllarda gerçekleşir.

İzmir Belediyesi’nin iş birliği ile kurulan İzmir Devlet Tiyatrosu 14 Nisan 1957 tarihinden itibaren geçici kadrosuyla her gece düzenli olarak temsil vermeye başlamıştır. Oyunlar, Ankara’da seçilip, Ankara’nın sanatçıları ile çalışıldıktan sonra turne kapsamında İzmir’e gelmiştir. Bölge Tiyatroları yasası çıkarılana kadar, Salih Canar, Melek Ökte ve Ragıp Haykır “Turne Başkanı” sıfatıyla görevlerini sürdürmüşlerdir. 1971 yılında yasanın çıkmasıyla yerleşik kadroyla hizmet verilmeye başlanmıştır. Yerleşik kadroya geçildiğinde turne başkanı olarak görev yapan Ragıp Haykır, 1978 yılına kadar İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü olarak görevini sürdürmüştür.

Ragıp HAYKIR (Doğumu: 1917, Trabzon) Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümünden 1944 yılında mezun olup Devlet Tiyatrosu kadrosuna girdi. Birçok oyunda rol aldıktan sonra, yönetmenlikler yaptı. Bursa Devlet Tiyatrosu'nun ilk müdürlüğünü yaptı. İzmir Devlet Tiyatrosu, Konak Sahnesi’nin yanında 1986 yılında açılan Karşıyaka Sahnesi ile ikinci sahnesine kavuşur. İşte bu yeni sahneye,  adı, "Türk tiyatrosunun ustalarından" olarak anılan Ragıp HAYKIR ismi verilir.

BAĞDAT HATUN

Kabile halindeki Moğolları buyruğu altında birleştiren Cengiz Han'ın 1206'da kurduğu imparatorluk, dünya tarihindeki en büyük sınırlara ulaşmıştı. Moğolların tüm Asya'yı dize getiren hâkimiyeti, Cengiz Han liderliğindeki orduların kazandığı zaferlerle başlar. Cengiz Han düşmanlarına korku saçtığı kadar, ülkesinde sevilen bir efsaneye dönüşmüş, ölümünden sonra da 'Moğolların Babası' kabul edilen bu hükümdarın ilkelerine bağlı kalınmıştır.

Ki o Cengiz Han, sınırsız gücünden gelen keyfiyetle yasalar çıkarmış, Moğol devletleri yaşadıkça hiç kimse onun kanunlarını çiğnemeye cüret etmemiştir. 
Öyle ki, onun yasalarına göre devletin başına geçen hakan, kendi topraklarında beğendiği her kadına sahip olabiliyordu. Üstelik canı çektiği hatun evliyse, onu kocasından boşatmaya bile hakkı vardı. Bu trajik durum, İzmir'de yitirdiğimiz Türkiye'nin en önemli yazarlarından Güngör Dilmen'in 'Bağdat Hatun' adlı oyununun esin kaynağıdır.

Oyunda, Moğol İmparatorluğu'na bağlı İlhanlı Devleti'nin hükümdarı Bahadır Han, Bağdat Hatun'u görür ve gönlünü kaptırır. İnanılmaz ihtiraslı bir kadın olan Bağdat Hatun, Bahadır Han'ın ordularına başarıyla başkomutanlık eden Emir Çoban'ın kızıdır. Emir Çoban, Şeyh Hasan'la evlendirdiği kızı Bağdat'ı Cengiz Han yasalarına dayanarak kendisine eş almaya kalkışan Bahadır Han'a karşı koyar. Ayrıca yasaya göre, hakanın evlenmek istediği kadın çocukluysa, boşanmaya zorlanmamalıdır. Ve Bağdat Hatun da o sırada eşi Hasan'dan bebek beklemektedir.

Ama kendisini İlhanlı ecesi konumuna yükseltecek bu evlilik fikri Bağdat'ın gönlünü okşar. Sırf Bahadır Han'ın kendisini boşanmaya zorlayabilmesi için doğacak çocuğunu düşürmeyi göze alır. Bununla da kalmaz... Bu evliliğe direnen babası ve kardeşlerini gözünü kırpmadan ölüme yollar. Eşinin de yasaya boyun eğmesiyle Bahadır Han ile evlenen güzel Bağdat, İlhanlı'yı kendi kontrolünde tutma hevesiyle kocası Bahadır'ı bile öldürecek ama çevirdiği türlü entrikalar sonunda kellesine mal olacaktır.

Kısa bir süre önce kaybettiğimiz, Türk Tiyatrosu’nun usta oyun yazarı Güngör Dilmen tarafından kaleme alınan oyun, bir başyapıt niteliği taşımaktadır. Güngör Dilmen, gerçek bir hikâyeden esinlendiği oyununda, gerek 'büyücü kadın kam' ile olağanüstü renk kattığı entrikalarla dolu kurgusu, gerekse şiirsel konuşma dili ve karakter yaratma ustalığıyla metni adeta oya gibi dokumuş. Buna bir de, usta tiyatrocu Bozkurt Hoca'nın reji deneyimi eklenince, baştan sona su gibi akan bir 'Bağdat Hatun' çıkmış ortaya. Bu arada,  kendisi peçe takmak yerine Şeyhüslam'a peçe taktıran güçlü kadınlarımızın şimdi nerelerde olduğunu düşünmeden edemiyor insan.

Oyunun dekoru sitilize bir dekor, semboller kullanarak zaman ve mekân değişimleri çok iyi veriliyor. Oyunda farklı mekânlar var ve mekân değişimlerinde paravanlar kullanılmakta. Eşya yığmaktan özellikle kaçınılmış. Yükselti olarak düşünülen, seyirciye doğru eğim alan bir eğik düzlemin üstünde geçiyor oyun. Eğik düzlem, seyirci bölümü düz olan bir salonda bence oldukça iyi düşünülmüş bir ayrıntı. Kalabalık sahneleri ve yerde geçen bölümlerini, en arkadaki seyirciler bile rahatça seyredebiliyor. Kostüm uygulamasını ‘Bağdat Hatun’ karakteri dışında çok başarılı buldum. Muhteşem Yüzyıl’daki Hürrem Sultan’ın giysilerine gözümüz alıştığı için olsa gerek, Bağdat Hatun gibi güçlü bir karakterin giysilerinde biraz daha özen bekliyor insan. Bazen konuşmaları bastırması dışında müzikleri de başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

Başta Yönetmen Bozkurt KURUÇ olmak üzere, Hande Gürler (Bağdat Hatun), Özkan Girgin (Bahadır Han), Hülya Savaş (Büyücü Kam), Arif Yavuz (Emir Çoban), Evren Sertel (Togay) ve Ümit Dikmen (Şeyh Hasan) olmak üzere geniş oyuncu kadrosunu verdikleri emek ve sanata gösterdikleri saygıdan dolayı kutluyorum.

Son sözüm İzmirli hemşehri ve dostlarıma: Gerçek sanat ve sanatçıları yalnız bırakmamak ve onları yüreklendirmek gerek. Bu muhteşem oyunu kaçırmayınız ve her gösteriminin kapalı gişe oynamasını sağlayınız. Bağdat Hatun, en az Hürrem Sultan kadar, hatta daha fazla reytingi hak ediyor.

 

Not: Ragıp Haykır sahnesinde bir jeneratörün olmadığını, elektrik kesilirse oyunun yarım kaldığını öğrendim. Hayretler içerisindeyim. Haydi İzmirliler, bu konuda bastıralım ve en kısa zamanda jeneratörü aldıralım. Bu ayıp, bu yüzyılda Devlet Tiyatrolarına yeter. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 243
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1253
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster