Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
393
 

Bağımsız aday çokluğu kültürel değişimin ve parti içi demokratikleşmenin habercisi mi?

Ülkemizde bir partiye girerek onun demokratikleştirilmesi yolunda çaba sarf etmek ve sonuç elde etmek, bağımsız aday olarak seçimlere katılıp sonuç elde etmekten en azından 40 kat daha zor görünüyor. Fakat bu zorluk ondan vazgeçilmesi anlamına da gelmemelidir. Elbette o da denenmeli ve zorlanmalıdır. Ancak bir partinin demokratikleşmesini gerçekleştirmek, bir toplumun demokratikleştirilmesini gerçekleştirmekle eş zorluktadır ve “özünde kültürel bir sorundur”.


Partilerin demokratikleştirilmesini gerçekleştirmek için çaba harcayanların çok kısa bir zamanda partinin kapısı önüne konulduğunu yakın geçmişimizde ve çok sıkça gördük. Ne yazık ki, çoğunluğu temsil eden partilerimizde halen biat esası geçerlidir. Liderin görüşlerine karşı koymak bir yana nüans farkı içeren bir görüş belirtmek itaatsizlik olarak kabul edilmektedir. Ancak biat esası sadece partilerimizi değil toplum olarak hepimizi sarıp sarmalamış ve hatta ritüele dönüşmüştür. Öyle ki babamıza, kocamıza, büyüğümüze, her türlü yetki sahibi olana, ekonomik gücü elinde bulundurana, haklı bir işimizi yaptırmak için muhatap olduğumuz kişilere ve sair kişilere devamlı biat etmek durumundayız. Bu kadar kişiye biat eden kişi de kendisine biat etmesi gereken kişileri oluşturmaktadır. Örneğin, haklı ve yasal bir talebinizi yaptırmak isterken başınız dik olarak bu işin yapılmasını istemeniz çoğunlukla o işin yapılmaması gibi bir sonuç doğurabilir. Nedeni ise başınızı dik tutmanızın biat etmiyor (onun otoritesini tanımıyor) olarak algılanmasıdır. Özetle, bu esas bizde değil karşı görüş açıklamayı, susmayı ve hatta onaylamayı gerektirmektedir.


Güçler ayrılığı anlayışı Montesquieu’ dan bu güne oldukça gelişmiş olmasına rağmen (-ki bu gelişme kültür odaklıdır) bizde biat esasına uygun olarak şekillenmiştir. Çoğunlukla parti liderlerine kayıtsız ve şartsız biat eden adaylar arasından Yasama organını oluşturuyoruz ve bu Yasama organı içersindeki yine “çoğunlukla” en güçlü partiden yürütme organını oluşturmasını istiyoruz. Ayrıca disiplinli parti kuralını seçmişiz! Bu sistem içersindeki yasama ve yürütme güçlerinin ayrıldığından ne ölçüde söz edebiliriz? Yürütmeyi denetleyecek olan Yasama nerede?

Peki bu olumsuzluk nasıl aşılabilir? Biat esasının neredeyse ritüele dönüştüğü toplumlarda parti içi demokratikleşmeye gidecek yolun da bu ve buna benzer “toplumsal davranışları değiştirmekten” geçmesi gerektiğini düşünmekteyim. Yani toplum kendisini değiştirmedikçe partilerin kendisini değiştirmesini beklemek hatalı ve hatta saflık olur diye düşünmekteyim. Toplum, biat esasının bilimsel bir yol olmadığını görmedikçe ve gördükten sonra değişimi dayatmadıkça partiler de bunu görmeyecektir. Fakat bu noktada iyimser olduğumu söyleyebilirim. Toplumumuzun bu konuda yavaş yavaş değişmekte olduğunu düşünmekteyim. Ancak her türlü sosyal olayda olduğu gibi kurum ve kuruluşların (partiler dahil), toplumun gerisinde kalacağını ve özellikle sistemden beslenenlerin sistemi değiştirmemek için direneceklerini de biliyor ve düşünüyorum. Başka bir anlatımla partilerimiz, toplumdaki bu değişmenin çok gerisinde kalacak hatta benliği tatmin eden biat esasından vazgeçmemek için çok direneceklerdir. Acaba bağımsız adayların çokluğu biat esasını yıkmak isteğinin, kültürel değişimin ve parti içi demokratikleşmenin habercisi mi?

Hoşçakalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herşey ve her istek talepten dogar.Yapma yanılma yöntemiyle de son şeklini alır.Sistemler ve yönetimler se insanların mutlulugu için ortaya çıkar.Şöyle bir geçmişe bakıldıgında yaşadıgımız süreci irdelersek neler görecegiz.Ne kadar ders çıkarabilecegiz.Dün ugruna çatışılan ve agır bedeller ödenen fikirler ve sistemler yok olup gittiler.Toplumun hedefi iddaalı fikirleri onu güzelliklere kitlemeye yetecektir.Ve sivil toplum hareketi insan merkezli hoşgörü ve düşünce iklimi ile de gerçek yerini bulabilir.Tam bu noktada bu sürecin neresindeyiz demek güzel .yazmalar sürece katkı saglayabilir fakat etkilemez.Herşey yaşanacak dogrusuyla ve yanlışıyla sonuç en az hasarla hedefe ulaşabilmek..Başarılar

ZEYBEK 
 03.07.2007 12:28
Cevap :
Katkınızdan ve ilginizden dolayı teşekkür ederim.  03.07.2007 15:03
 

Çok ciddi bir konu ancak ben sizin kadar iyimser değilim. Her şeyden önce bağımsız adayların ve de parti sayısının çokluğunun bu seçimlerdede yine bir çok seçmen ve oyun mecliste temsil edilmemesine yol açacağını düşünüyorum. Biliyorsunuz ülkemizde ortalama eğitim seviyesi ilk okul 3,5 sınıf düzeyindedir. Hal böyle iken parti içi demokrasinin halktan gelecek telkin ve baskı ile gerçekleşeceğini ummak ne kadar mantıklıdır bilemiyorum. Ben kendi adıma bir blogumda 18 yaşına gelen herkese değil de sadece belirli bir eğitim düzeyini aşan, yani asgari bir niteliğe haiz vatandaşların seçmenlik hakkını önerdim. Çünkü seçmenlerin niteliğini yükseltmeden, seçilenlerin niteliğinin yükseltilebileceğine hiç inanmıyorum. Seçim sistemimizde kültürel yapımıza uygun reformlar yapılmadan makus talihimizi değiştirebileceğimizi hiç sanmıyorum. Türk siyasetçisi Bülent Ecevit örneğinde bile görüldüğü gibi canını verir koltuğunu vermez. Saygılar ve sevgiler.

Matilla 
 24.06.2007 21:35
Cevap :
Yazıma yönelttiğiniz eleştiriden dolayı teşekkür ederim. Seçim sistemimizin değişmesi gerektiğine dair görüşünüze katılmakla birlikte bu konudaki önerinize katılmamaktayım. Yanlış hatırlamıyorsam antik Yunan’ lı düşünürlerden birisi benzeri bir görüş ileri sürmüş ancak bir çok haklı ve yerinde olumsuz eleştiri alması nedeniyle yeterli bir kabul görmemişti. İfade ettiğiniz üzere asıl olan seçmenin kültür düzeyini yükseltmektir. Fakat “kültür düzeyimize uygun reformlar” ne kadar yapılırsa yapılsın sonuç alınamayacağını düşünmekteyim. Çünkü sorun, kültür düzeyimizdir. Netice olarak benim kadar olmasa bile iyimser olmanız umutlarımızı korumak ve çaba göstermek adına sevindiricidir. Saygılar Gülay Yeniyurt  26.06.2007 0:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 512
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Adım Gülay Yeniyurt. 1965 yılında, Uşak' ta doğdum. Ankara Hukuk Fakültesi' ni bitirdikten sonra yak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster