Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '11

 
Kategori
Seçim
Okunma Sayısı
4019
 

Bağımsız Adaya Baraj Yok

Bağımsız Adaya  Baraj Yok
 

Seçimler yaklaşıyor. Daha önceki yazılarımda da yazdığım gibi, içte ve dışta pek çok olumsuzluklarla birlikte...

Kopya, şifre, intihal almış başını gidiyor...

Uluslararası egemenler de boş durmuyor. Tüm dünyaya "özgürlük (!) " ihraç ediyor. Nasıl bir özgürlükse? Özgürlük ulaştırdıkları her noktadaki doğal kaynaklar, yeraltı yer üstü zenginlikleri bir anda o özgürlük ihracaatçılarının eline geçiyor.

Son olarak Pakistan'da yaşayan terörist de öldürüldü. Bütün dünya rahat bir nefes aldı. Kimse sormadı. Bu uluslararası terör örgütü ve öldürülen lideri kimdir? Nasıl palazlandı? Daha önce kimler, kimlere karşı bu örgütü kurdurdu? Bu güne kadar kimler kullandı?

Seçimlere gidiyoruz. Herkesin bu seçimlerde bir görevi var. Bir yurttaş olarak benim görevim; sandığa gidip oyumu kullanmak olacak. Bu güne kadar üzerime düşen görevleri eksiksik olarak yerine getirdim. Önümüzdeki seçimlerde sandığa gideceğim ve bu yurttaşlık görevimi de yerine getireceğim. Oy kullanacağım. Ülkemin geleceği, Atatürk devrimleri ve cumhuriyet kazanımlarının korunması yönünde olacak oyum... İyi de verdiğim oy, parlamento aritmetiğine nasıl yansıyacak? Yani oylar nasıl değerlendiriliyor? Milletvekillerinin belirlenmesinde oy hesapları nasıl yapılıyor? Sanırım sizin de bu konuyu düşündüğünüz olmuştur.

Oyların değerlendirilmesi 1961 yılından bu yana " D'hondt Sistemi" ile yapılıyor. İnanıyorum ki, çoğumuz bu terimi ilk defa duyuyoruz. Bizler, devletine güvenen ve ne yapıyorsa sonuna kadar arkasında duran bir ulusuz. Akademik kariyerlerin dağıtılmasını, memur atama sistemini, öğrenci seçme ve yerleştirme sistemini, akademik personel seçme sınavını, genel ve yerel seçimleri sorgulamak aklımız bile gelmedi. "Devlet yapıyıorsa ne hile, ne kayırma olmaz" dedik. Ama son günlerde yaşananlar... Hala bu düşünceyi taşıyanlar kaldı mı?

Seçimler de "Adalet Bakanlığı Elektronik Ağı" kullanırak değerlendirilecekmiş. Ört ki ölem...

Her şeyi bir tarafa bırakalım. Konumuza dönelim. Hiç bir hile ve kayırma olmaması dileğimizi yineleyelim ve Türk Siyasi Seçimleri'nde kullanılan "D'hondt sistemi"ni anlamaya çalışalım.

Hani birilerinin mangalda kül bırakmayan bir söylemi vardı; "Bu ülkede yaşayan her iki kişiden biri bu iktidara oy verdi." Diyorlardı. Bakalım bize doğruyu mu söylemişler?

D'hondt Sistemi, 1878 yılında, Belçikalı matenatikçi ve hukukçu Victor D'hondn tarafından tasarlanmış bir nisbi temsil sistemidir. Bir iki istisna dışında Ülkemizde 1961 yılından bu yana tüm seçimlerde uygulanmaktadır. ( 1965 Milletvekili Genel Seçimleri ve 1966 Milletvekili ara Seçimleri dışında.) Önümüzdeki 12 Haziran seçimlerinde de alınan oylar bu sisteme göre değerlendirilecektir.

Anayasamız uyarınca seçimlerde, ülke barajı kullanılmaktadır. Seçimlere katılan siyasi partiler, tüm ülkede kullanılan oyların en az %10'unu almamışlarsa; aldıkları oylar hiç bir şekilde kale alınmamakta, yani çöpe gitmektedir.

%10 barajlı D'hondt Sistemi ile barajı aşmış olsalar dahi siyasi partilerin pek çok oyu da bu kaderi aşamamakta, o oylar da çöpe gitmektedir.

Peki nedir bu D'hondt Sistemi? Alınan oylar miletvekili belirlemekte nasıl hesaplanmaktadır?

Bu sisteme göre; Bir seçim çevresinde, seçime katılan tüm sisyasi partilerin oyları, 1'e, 2'ye, 3'e, 4'e.... bölünür ve seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşana kadar bu işlemlere devam edilir. elde edilen sonuçlar ise, parti farkı gözetmeksizin siyasi partilerin aldıkları oylara göre büyükten küçüğe kadar sıralanır ve seçim sonuçları alınmış olur. Çok adil görünüyor değil mi? Bir örnekle konuyu inceleyelim. Bakalım gerçekten çok adil mi?

Hayali bir seçim çevremiz olsun. Bu seçim çevresinde 50.000 seçmenimiz bulunsun. Ya da, 50.000 geçerli oy sandığa atılmış olsun. Ülkemizde kullanılan oyların %10' u da 1.500 olsun. Yani seçim barajı 1.500 oy olsun. (Örnek yapıyoruz ya! rakamlarıda anlayabileceğimiz küçüklüklerde oluşturalım.) Bu seçim bölgesinde de 5 siyasi partinin seçimlere katıldığını varsayalım.

Bu hayali seçim çevresinde yapılan seçim sonuçlarını da, gene hayali olarak biz oluşturalım. A Partisi; 20.001 oy , B Partisi; 20.000 oy, C Partisi; 8.000 oy, D partisi, 1499 oy, E partisi; 500 oy almış olsunlar.

Neydi Sistemimiz; "D'hondt sistemi" değilmi? Bu sisteme göre bu seçim çevresinde oyları 1'den başlayarak sırası ile 5'e kadar böleceğiz. Neden 5'e kadar? Çünki bu hayali seçim çevremizden 5 milletvkili çıkacakt ya, o nedenle. Eğer bu uygulamayı yaptığımız seçim çevresinde 8 milltvekili çıkacak olsaydı 8'e kadar, 10 milletvekili çıksaydı da, 10' kadar bu bölme işlemine devam edecektik.

Bu hesaba göre, Siyasi partilerin oylarını önce 1'e böleceğiz. "Bu nasıl bir sistemdir? Bizler bir sayının 1'e bölünmesi işleminde gene aynı sayının çıkacağını bilmiyor muyuz? " Dediğinizi duyar gibiyim. Ama sistem bu. Yani en çok oy alana kafadan bir millet vekilliği hediye... Aldığı oyun farkı 1 dahi olsa...

Şimdi hayali seçim çevremize bu sistemi uygulayalım.

Partiler... Alınan Toplam Oy........ 1/1....... 1/2 ............1/3 ...........1/4..................1/5


A Partisi........... 20.001........... 20.001....10.000,5 ...5.000,25... 2.500,125...1.250,05


B Partisi............ 20.000 .........20.000 ....10.000 ......5.000 ........2.500........... 1.250


C Partisi.............. 8.000 ...........8.000 .....4.000........2.000 ........1.000............... 500


D Partisi ...............1.481 ( Aldığı oy toplamı ülke barajı olan 1500 oyun altında kaldığı için sistem dışı kalmıştır.)


E Partisi.................. 500 ( Aldığı oy toplamı ülke barajı olan 1500 oyun altında kaldığı için sistem dışı kalmıştır.)


Bölme işlemlerimizi yaptık. Alınan oyların 1'e bölünmesi sonucu, A Partisi en yüksek ouy aldığı için ilk milletvekilliğini kafadan kazandğını yazmıştık. Elde var bir. 2'ye bölme işlemine göre, ikinci milletvekilliği de A partsinin oluyor. Etti mi iki? Devam edelim. Üçüncü milletvekilliği ; A Partisi 2'ye bölme işleminde 1 millet vekili çıkardığı için, 3'e bölme işleminde ede ettiğimiz sonuç hiç milletvekili çıkartmamış B Partisinin aldığı oy 20.000'den küçük olduğu için; 3. milletvekili B partisi'nin oluyor. Aynı yöntemle İşleme devam ediyoruz. 4. milletvekilni C Partisi çıkartıyor. 5. milletvekili de gene A Partisi'nin oluyor.

Bu dururma göre aldıkları oylar birbirine bu kadar yakın olan iki partinin parlementoda temsil edelebilirlikleri ne kadar farklı oluyor değil mi? Siyasi partilerin aldıkları oylar, ülke barajını aşsa da, milletvekili çıkartmış olsalar da, inanılmaz bir şekil de çöpe gidiyor. Parlemento aritmetiğine bir türlü yansımıyor. Barajı aşamamış olanların oyları ise hiç bir hesaplamaya girmiyor. Bu seçim çevresinde bir bağımsız aday olsa ve 2.501 oy almış olsaydı. O Bağımsız aday parlementoda olacaktı. Çünki bağımsız adaylara ülke barajı uygulanmıyor.

İlginç bir sistem değil mi? Olaylara bu hesaplamalar çerçevesinden bakıldığında hiç de ülkede yaşayan iki kişiden birinin bu iktidara oy verdiğini söyleyenlerin doğruyu söylemediklerini, sistemin de pek adil olmadığını görüyoruz.

Oy tabanını etnik bir guruba dayayan ve seçimlere bağımsız adaylarla giren bir siyasi partimiz; oy sayısına göre, köy köy, mahalle mahalle seçmenlerin hangi bağımsız adaya oy vereceğini önceden belirliyor ve bu hesabını üç aşağı beş yukarı tutturuyor.

Görünen o ki, iktidar partisi küçük farklarla da olsa alacağı oyları ile parlementoya hak etmediği bir çoğunlukla gene gelmeye hazırlanıyor.

Bu oyun bozulmalı...

Örneğimizde de görüleceği üzere, ikinci milletvekillği için 10.000,5 oy gerekli iken, beşinci milletvekilliği için 1.250 oyun üzerine çıkmak yetiyor.

Bir bağımsız aday...

O kadar çok şey değiştirir ki..

Bağımsız ve Atatürk Devrimleri'nden, cumhuriyet kazanımlarından yana bir aday...

Ben bu tanıma uyan iki bağımsız adayı tanıyorum. Tam bağımsız Türkiye sevdalısı, Atatürk Devrimleri ve cumhuriyet kazanımlarının korkusuz savunucusu iki yiğit aday...

Ankara 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı; Türk Hava Kurumu 22. Genel Başkanı, Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş ve Balıkesir Bağımsız Adayı; Burhaniye Ticaret Odası Önceki Başkanı, Sosyal Hizmet Uzmanı Kartal Cemil Demir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok teşekkürler sevgili Talip Bey. Şirazesinden çıkmamış demokrasilerde en yaygın olarak uygulanan bir sistem, bu D'Hondt. Demokrasinin ne kadar çivisi çıkarsa, o kadar da zararlı bir sistem. D'Hondt hesabıyla, sözgelimi bir profla bir çobanın oyu aynı ağırlıkta ise, o seçimler "eşit"tir. Ama gelin görün ki: baraj uygulaması gibi seçim çevrelerinin büyüklüğünü de (nalıncı keseri prensibine göre) muktedirler belirlediği için bu D'Hondt sistemi bir o kadar da manipülasyona, seçim hilesine, seçim ve seçmen verileri üzerinde her türlü tahrifata (gerrymandering) açık bir sistemdir (Oy sandıklarının çalınıp sonradan kent çöplüklerinde bulunmasından söz etmiyorum. O, kriminaliteye girer)... Anlattığınız nedenlerle bizde çiviler çıkmıştır. Binaenaleyh, birkaç gün önce Bekir Coşkun'un da dediği gibi, genel ve yerel seçimlerin uygulanmasıyla ilgili her türlü yetki, YSK'dan alınıp ÖSYM'ye verilmelidir:-))) Dost selamlarım ve sevgilerimle.

pirmete 
 14.05.2011 15:44
Cevap :
Değerli Dostum, Yorumunuz yazımın tamamlayıcısı olmuş. Bekir Çoşkun'u okumamıştım. Ama, öneri muhteşem... Bu işin altından ancak ÖSYM kalkar. Hem de şıpın işi... Ancak bu öneriye ben de bir şey eklemek isterim; Ali Demir, ÖSYM'nin değişmez başkanı olsun. Belirli çevreleri sonsuza dek tatmin etsin... Selam ve sevgilerimle...  14.05.2011 16:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 1287
Toplam mesaj
: 348
Ort. okunma sayısı
: 2305
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

10 Kasım 1954 tarihinde doğdum. Sosyal Hizmet Uzmanıyım. Pilotum. (ultralight licence no:151)..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster