Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '19

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
61
 

Bağırsak Florası

Hadi beden havuzumuzu temizlemeye başlayalım!

Prof. Dr. Hamdi Temel

www.hamditemel.com.tr

Bugün “beslenerek iyileş kalıcı kilo ver” adlı uzman Dr. Eyyüp Yılmaz’ın kitabını bir solukta okuyorum. 2 Yıl kimyada okuduktan sonra tıp fakültesini kazanarak bitirmiş ve şuan uzman doktor olarak çalışıyormuş yazarımız. Kimya ve tıp bilgilerini birleştirince de harika bir kitap ortaya çıkmış. Bir solukta okudum.  Meğerse bilmediğim çok şey varmış.

Bugün kitaptan “sağlıklı beslenmede bağırsak florasının önemi” konusunu alıntılar yaparak köşemde paylaşacağım.

Bağırsak floramız; sinir ve stresin kontrol altına alınmasında, egzama, sedef, ürtiker vb. kaşıntının engellenmesinde, şeker hastalarında kan şeker düzeyinin düzenlenmesinde, tansiyon ve diyabet hastalıklarında belirleyici, kanserin ilerlemesinde etkin rol oynamasında, obezitenin ilerlemesinde, kansızlığın oluşmasında gibi hastalıklarda hep etkin rol oynuyor.

Nasıl ki beynimiz vücudumuza birinci dereceden hâkim ise ikinci hâkimiyette bağırsaklardan imiş.

Öncelikle çok önemsemediğimiz bağırsak atıkları içinde hayat süren bakterilerden bahsedelim. Çünkü beden havuzumuzun temizlenmesi gerekiyor. Bu temizleme işlemleri de bağırsaklardan başlanmalıdır.

Yapılan çalışmalarda bağırsaklarımızda iyi ya da kötü huylu olarak söyleyebileceğimiz 500 çeşit bakteri varmış. Eğer kötü huylu bakterilerin sayısı fazla ise işte hastalıklarımız o zaman ortaya çıkıyor.

Hipokrat yıllar önce şöyle demiş; “tüm hastalıklar bağırsakta başlar, bağırsak hasta ise vücudun geri kalan kısmı da hastadır”. Ne kadar doğru bir cümle, gerçekten bağırsaklarımızın temizlenmesine ve bakımına çok önem vermeliyiz.

Bağırsaklarımızın önemi ve temizlenmesi veya temiz olması beslenmemiz ile alakalı olduğu çok açık değil mi? Yani yediklerimizden.

Peki, beden havuzumuzu nasıl temizleyeceğiz?

Buna ilk verilen cevap ise; “önce zarar verme” yani yediklerimize içtiklerimize dikkat ederek vücudumuzu koruma altına almalıyız.

İkincisi olarak ise İbni Sina’nın sözü ile cevap verilebilir; “yediğimiz ilaç, ilacımız yemeğimiz olsun”.

Ne güzel bir prensip değil mi?

Demek ki öncelikle vücudumuza gıda olarak giren kirli ve zararlı besinlerden kurtulmamız gerekiyor. Aslında zor bir şey değil. Yeme ve içmemize dikkat edersek problem çözülebilir görünüyor.

Yediğimiz, içtiğimiz yiyecek ve içeceklerdeki toksik birikintilerden kurtulmalıyız. Gün içerisinde aldığımız fazlaca toksik birikintiler önce bağırsak floramızı bozuyor, daha sonra hücre içi birikimlere, daha sonra da fonksiyonel bozukluklara yol açabiliyor. Tüm bunlara bağlı olarak da hastalıklarımız ortaya çıkmaktadır.

Çevreden aldığımız kimyasallar, ağır metaller ve besinlerin genetik yapısındaki oynamalar ile çocuklarımız daha fazla etkilenmektedirler. Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlüğü ve otizm gibi hastalıklar ile boğuşmaktayız.

Tüm bu hastalıklardan kurtulmak ve vücudumuzu temizlemek için; renklendirici, tatlandırıcı katkılı ya da koruyucu katkılı kimyasal katılan şeylerin yenilmemesi ile başlayabiliriz. Asitli içeceklerin içilmemesi, bol su tüketilmesi ve mevsimine göre sebze ve meyve tüketimi de çok önemlidir. Tabi ki fast food tarzı şeylerden de uzak durmalıyız. Früktoz şuruplu şeylerin ise tadına bile bakmamalıyız.

Sonuç olarak kitabı okuyup doğru bildiğimiz yanlışları öğrenerek vücudumuzun temizlenmesi gerekmektedir.

Bu kitabı okuduktan sonra; beden havuzumu temizlemeye başladım. Siz de geç kalmayın derim…

 

 

Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hocam, verdiğiniz bu çok önemli bilgiler için size teşekkür ediyorum. Benim eklemek istediğim bir şey var: Gereksiz yere kullanılan antibiyotikler normal barsak floramızı bozmaktadır; buna dikkat edelim. Selam ve saygılarımla.

Dr Atanur Yıldız 
 04.11.2019 8:15
Cevap :
Antibiyotik konusu çok ayrı bir konu diye düşünerek bir sonraki köşe yazımda detaylı açıklamak istedim. Uyarınız için çok teşekkür ederim  04.11.2019 12:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster