Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
215
 

Bağlanın ama bağımlısı olmayın!

Bağlanın ama bağımlısı olmayın!
 

"Bağlanmayacaksın öyle bir şeye, körü körüne..."


Bugün de dünün yarınıydı. Hatta sanki dündü, dünün de ondan önceki dünle bir bağlantısı olmalıydı... Sanki her gün, geçmişteki günlerin tekrarı. Bir gün güzel, ikinci gün güzel... Üçüncü fiyasko...

Çok mu amaçsız yaşıyoruz? Çok mu beklentimiz var? Kim bilir? Geçip giden günleri, pencereden yağmurun kaldırımlara çarpışını izler gibi izliyoruz. Uzaktan, içinde olduğumuzu unutarak o günlerin; yaşamın! Yaşam öyle basit görünüyor ki insanlara, oturup ölümlerini bekliyorlar (bazen ben de beklemiyor değilim elbette). 

Sağ salim yaşlanmak... Bunu yengemden duymuştum. Öyle de hoşuma gitmişti ki... Bunun anlamı; çocuklarımın/çocuğumun bir "şey" olduğunu görüp, yaşlandığımız için normal bir yaşlılık sebebiyle ölmek... (imiş yengemin deyişi ile) Hoş olan da bu. Ama bir amacı olmalı insanın; "çocuğunun bir "şey" olduğunu görmek istemesi misal. Ne bileyim, sıkıldım ben, bir de ölümü deneyeyim dememeli. Kaldı ki bu lafı ben bile çok sık kullanır oldum. Söz konum da buradan geliyor zaten. İnsanız, sıkılacağız fakat sıkılmayı da zevkli hale getirebileceğimiz aşikar. Eğlenmek için tek aklımıza gelen... Evet, o... Bilgisayarsız yaşayamaz hale geldik, sıkılıyoruz hepimiz, her şey aynı, her gün birbirine benziyor -hatta onlar bile aynı sanki- ... Siyaset, psikoloji, spor, gazete, kitap (özetleri daha çok), hatta yemek tarifleri bile... Her şey bu meretle yapılıyor, ediliyor, okunuyor vs. Bir gazetenin sayfa hışırtısı olmayan bir ev, kitap kokusundan mahrum gençlik, siyaseti klavye ile özdeşleştiren bir toplum, annelerin zoraki öğrettikleri yemek tarifleri... Hepsi sanal oluyor, her şey yapaylaşıyor. Bu da demektir ki, sadece internet başında zaman geçirmek rutinliğinden kurtulamadığımızdan sıkılmaya mahkumuz. Rutinlik aslında internette! Monoton bir hayatınız yok, insanlar sosyal ağlarda hep aynı şeyleri paylaşıyor. Kitap özetleri fazla özet! Siyaset, karşılıklı tartışılmadığından...

Bu konuya nasıl girsem diye epey düşündüm. Konudan konuya atlamış gibi hissettim kendimi. Fakat durum budur. İnsanlığı da sanallaştırmanın gereği yoktur. Cep telefonu, te-le-fon... İnternet aracı değil o. Cep telefonu, cep... Cepte duracak o, elde değil... Biraz kıymetini bilmeliyiz, insanlığımızın ve insanların. Yaşıyoruz, yaşlanıyoruz yahut büyüyoruz. Bunun adı her ne olursa olsun, gerçek olduğunu hepimiz biliyoruz. Belki de büyüyenler, yaşlananları göremeyecekleri zamana geldiklerinde bahsini ettiğim internetin zaman kaybı olduğunu görecekler (Kastettiğim bu zaman kaybı, sadece saatlerce ve amaçsızca sayfaları dolanmak. O sağ elinizin altındakiyle. Klavyeyi bile nadiren kullanmak). 
Bağımlılık sıfatını taşıyan herşey, pişmanlığı da beraberinde getirir. Belki yıllar sonra, belki ömürlerin sonunda... 

İnternete bağlanın fakat, bağımlısı olmayın ! 

 

Fatma Ekşi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1441
Kayıt tarihi
: 06.07.12
 
 

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan, çocukluğunun bilinçsizce geçmesinden yakınan 17 yaşında ve pek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster