Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2874
 

Bağlanma Korkusunun Sebepleri Neler?

Bağlanma Korkusunun Sebepleri Neler?
 

 

Aniden ve anlamsızca biten ilişkiler sürekli yaşanıyorsa ya da istiyor ama bir türlü bir ilişki yaşayamıyor hatta evlenemiyorsa insan? Bu durumların yaşanmasında etkili olan birçok sebep olabilir. Bu sebeplerden biri de; kimi zaman bağlanma korkusu yaşanmasıdır. Kişinin karşısına gelen insanlar değişir ama olayın kendisi değişmez. Bir nevi kişi, kendisinin gerçeğini kendisine gösterecek yani bağlanma korkusunu kendisine aynalayacak insanları hayatına çekmeye devam eder; ta ki kişi korkularının varlığını fark edene ve bu korkuları şifalandırıncaya kadar.

Kişinin mevcut bağlanma korkusu kendisini yaşayacağı ilişkilerde sabote etmesine sebep olabilir. Kimi zaman yaşadığı bağlanma korkusunun kök sebebi bilinçaltına kodladığı korkuları yüzündendir. Çocukken ya da ergenlikte çevremiz tarafından bilinçaltımıza kodlanmış inançlar yetişkin hayatımızda etkisini sürdürebilmekte. Bilinçaltı anne karnındayken kayıtlarını oluşturmaya başlar. Anne karnından bugüne kadar olan hayatımız süresindeki kalıplarımızın,  hayallerimizin, duygularımızın, algılarımızın, değerlerimizin, inançlarımızın kaydedildiği, depolandığı yerdir bilinçaltı. Geçmişte yaşanan olaylarda hissedilen duygular, endişeler, korkular bilinçaltında depolanır.

Bilinçaltı bizi korumak adına doğru ya da yanlış, mantıklı veya mantıksız ayırt etmez. Aslında bilinçaltımızın yönlendirmesi ile  davranışlarımızı gerçekleştirebiliyoruz. Bilinçaltına bağlanma korkusunu yerleştiren, bu korkuyu kodlayan ne tür olaylar geçmişte yaşanmış olabilir? Bilinçli zihin bağlanmak, uzun süreli ilişki yaşamak ya da evlenmek isterken bilinçaltı bunu kabullenmiyorsa, bilinçli zihin ve bilinçaltı birbiri ile çatışır.

Daha önce yaşadığı ilişkilerde terk edilmiş, mutsuz edilmiş ya da hayal kırıklığına uğramış, aldatılmış kişi bir insana bağlandığında aynı olayları ya da acıları tekrar yaşamaktan korkar. Eğer kişi eski yaşanmışlıklara kişi çok fazla odaklanıyorsa, geçmişinde yaşadıklarını affedemediğinde benzer durumları hayatında tekrar tekrar yaşaması muhtemel.

Hayatınıza gelen insanlar sürekli sizin bağlanma korkunuzu tetikliyorsa, belki de sizin bu korkunuzla yüzleşmeniz gerektiğini size aynalamak için karşınıza çıkıyorlar. Kişi neyin kendisine aynalandığını fark ettikten sonra, kendisini sabote eden ve işe yaramayan düşüncelerini ve inançlarını değiştirip, dönüştürdüğünde yaşadıklarının olumsuz enerjisini de değiştirebilir.

Bağlanma korkusunun temelinde hangi kaygı ve duygular baskın?

Bağlanma korkusu yaşayan insanların, yaşadığı bu duygunun temelinde aslında acı çekme korkusu, kimi zaman da terk edilme korkusu, özgürlüğünün kısıtlanılması korkusu bulunur. Hele ki geçmişinde fazlaca acı çektiyse, aynı acıları tekrar yaşamak endişesi ile yeniden bir insana bağlanmaktan kaçar. Geçmişte yaşadıkları yüzünden karşısındakilerİ hatta kendisini bile affedemediyse, çok daha olumsuz bir enerji ve öfke içerisinde olabilir.

Geçmişin bittiğini, geçmişte yaşadıklarının etkisini taşıdığı sürece anda gelecek güzellikleri de yok edeceğini, her şeyin aslında bu anda olduğunu kişinin kabullenebilmesi; yeni yaşayacağı ilişkilerin kalitesini etkileyecektir. Diğer taraftan üzerinde taşıdığı olumsuz enerjiyi kişi yok ettiğinde, bu olumsuz enerjinin kendi yaşam akışını zehirlemesini de önleyebilmekte. Afffetmek her ne kadar ağır gelse de, yaşadığı duyguları bu güne yansıtmaması açısından kişinin kendi içinde en azında affedebilmesi oldukça önemli.

Kimi zaman da bağlanma korkusundaki insanlar, birlikte oldukları insana karşı gerçek duygularını saklarlar. Hatta kimi zaman, istese de, bir insanı çok sevse de zinciri kaptıracağım endişesi ile gerçek duygularını karşı tarafa belli etmez. Gariptir ki, gerçek hislerini gösterdiğinde sanki karşısındaki şımaracak ya da kendini bir şey zannedecek endişesi de olabilir. Aciz duruma düşeceği kaygısı ile yaşayabileceği mutluluklara da aslında kapısını kapatır bu sebeple… Bir nevi kendini koruma tepkisi…

Tabi ki insan karşısına gelen her insana bağlanacak diye bir kaide yok. Kimi ilişkilerde kişiler birbirini tanıma sürecinde bir üst seviyeye çıkıp çıkamayacağını yaşadıkları ile anlayabiliyor. Olmuyorsa uzaklaşma kararı alabiliyor. Bağlanma ihtiyacı ve kararı  frekansların, beklentilerin uyumu ve her iki tarafında duyduğu sevgi, ilginin, çekimin şiddeti ile şekilenebilmekte. Buna karşılık; doğru insanı bulduğunda da kişi bağlanma korkusu yaşıyor ve bunu ilişkisine yansıtıyorsa; belki de hayatının insanını ya da ruh eşi olabilecek birini kendinden uzaklaştırabilir. Buradaki esas ince çizgi; karşıdaki kişinin verilecek değeri hak eden, doğru insan olup olmadığının doğru analizidir. Onun diğerlerinden farklı olduğunu algılayabilmek…

Bağlanma korkusunun ardında terk edilme, acı çekme duyguları kadar, sahip olduğu özgürlüğü kaybedeceği endişesi de vardır. Evet, birçok ilişkide sınırlar fazla geçildiğinde özgürlüğe gem vurulabilmekte… Ama öyle bir insandır ki karşıya çıkan; o da aynı vizyondadır. O da özgürlüğünün ve karşı tarafın özgürlüğünün farkındadır. Burada özgürlükten kastım serbestlik ya da başka insanların da varlığı değil… Kişisel alanlara ya da karşı tarafın davranış ya da hayattan aldığı zevk ya da verdiği değerlere fazla karışmama, onu yönetmeme, onun da bir hayatı olduğuna saygı duyulması durumu… Bu dengelerin sağlanabildiği paylaşımlarda bağlanma korkusunu çok fazla ön plana çıkarma zamanla diğer tarafı bir yerden sonra pes edip kaçırtabiliyor.

Bağlandığında, kullanılma korkusu da yaşayabilir insan… Bağlanma korkusunda olan kişinin benmerkezci davranışları daha baskındır. Zamanla bu davranış modeli diğer tarafa değersiz hissettirildiği, sevilmediği, önemsenmediği duygusunu yaratabilir. Bir tarafın aşırı bencilliği diğer tarafı yormaya başladığında ilişkideki dengeler bozulmaya başlayabilir. Hatta bağlanma korkusu olan tarafın ilişkinin başında ya da devamında sürekli uyarı niteliğinde bu durumu dile getirmesi diğer tarafı incitmeye başlayabilir. Bu durumda ya karşı tarafı olduğu gibi kabul eder ve sonu olmama riski ile yaşar ya da yolunu ayırır. Bu tür ayrılıklarda çoğu zaman hep yarım kalmışlıklar vardır işte… Birçok ilişkiyi yarıda bırakan aslında kaygı ve korkular…

Kaygılar ve korkular sebebiyle biten ilişkilerin çoğunun gerisinde yaşanamayan ve yarım kalan duygular kalır. Bir ilişkide duygular yarım kaldığında taraflar ya da taraflardan biri diğer yaşamaya başladığı yeni ilişkilerinde o yarım kaldığı tarafı arayabilir, özlemini duyabilir. Birçok gidişte yıllar geçse de geri dönüşlerde bundandır aslında… Tabi ilişki yıpratıcı sebepler ile bitmemiş ise… Gün gelir zaman geçer, bağlanma korkusunda olan taraf o sevdiği insanı özlemeye, varlığını aramaya, yokluğunu yaşamaya ve diğer insanlarda onu bulamadığını anladığında geri dönmek ister. Geri dönmek istediğinde karşı taraf da aynı durumda ise ve bir bağlılık kurmadıysa şanslıdır. Ama ya karşı taraf çok daha farklı bir yol aldıysa.

Bağlanma korkusu yaşayan kişi kendisi kadar, karşısına gelen insanları da yıpratabilir. Karşı taraf ilişkisini bir üst seviyeye taşımak isterken, bağlanma korkusu yaşayan kişinin bu korkusunun o aşamada daha çok tetiklenmesi muhtemel. İşte o anda, korkusu nedeniyle ilişki içerisinden ansızın çıkabilme ve kaçabilme ihtimali de yüksek. Hatta kimi zaman bu uzaklaşması, sessiz ve hiçbir açıklama yapmadan da gerçekleşebilir. Bu da karşısındaki insanı hem üzen hem de soru işaretleri ile bırakan bir durum yaratacaktır. 

 

Yeşim BUYURGAN

 

Facebook: http://www.facebook.com/yeşimbuyurgan

 

 

 

* Yazılar telif hakkı gereği yazar ismi ya da link belirtilmeden kopyalanamaz.

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan aklını etkileyen düşünceler tasa ve korkuyu yöneliyorsa,insan stres yüzünden yalnızlaşıp kendine bir sürü hastalıkları davet eder...Çok önemli ve anlamlı tesbitlerdi.Elinize sağlık.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 27.09.2017 18:57
Cevap :
İnsan ne yapıyorsa kendisi yapıyor aslında. Bilinçaltının ya kölesi ya efendisi Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar   01.10.2017 7:47
 
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3669
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster