Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
557
 

Bahanemiz hazır, kar yağdı böyle oldu...

Bahanemiz hazır, kar yağdı böyle oldu...
 

Dünyanın en büyük köyü olan mega köy İstanbul’da kar çilesi de bitiyor yavaş yavaş.

Kar acemisi İzmir’lilerin yoğun ilgisinden çabuk sıkıldığını ve hemen orayı terk ettiğini gülümseyerek okudum. Ne yapsınlar kırk yılda bir kere yerde bir santim kar görünce mutluluktan ne yapacaklarını şaşırdılar. Yerlere boylu boyunca yatanlar, kartopu savaşı yapanlar, hele elinde birası ya da rakısı ile İzmir kardan adamları her yerdeler. Sıcakkanlı İzmir’liler karı dışarıda karşıladılar.

İstanbul ise resmen karla boğuştu. Tabii ki işe gitmeyen, evde oturan, penceresinden kar manzaralarını seyreden, arada zevk için çıkıp karda yağmurda yürümek isteyen benim gibiler için hava hoş. Bir de kar tatilini karda eğlenerek kayarak geçiren öğrenciler için.

Aksayan otobüs seferleri, çalışmayan metrobüsler, kalabalıktan nefes bile alınmayan hatlar ve soğukta duraklarda elleri cebinde donarak titreyerek otobüs bekleyen kalabalıklar, servislerini itmek zorunda kalan insanlar, işinden evine ulaşmaya çalışan, evinden işine gitmeye çalışan her sabah ve her akşam yollarda olan insanlar için karlı hava pek de mutlu etmiyor insanı.

Kar yağdı böyle oldu, bahane hazır.  

Karlı hava da bitince bakalım nasıl bir bahane bulacak yerel yöneticilerimiz. Çalışmayan sistemlere, ulaşılmayan ulaşımına, işlemeyen trafiğine başka ne sebepler bulacaklar bekliyoruz. Pazarlarda sebzeler ateş pahasına, alt tarafı en ufak kıvırcık salata 3-5 lira. Gerisini siz düşünün. Sebep kar yağdı böyle oldu. Zamlar da üst üste gelir, bahaneler hazır.

Avrupa’nın kuzeyinde sürekli karlı yerler var. Hiç birinde ne kar tatili yapılır ne de bizimki kadar hayat altüst olur. Herkes duruma göre yaşamaya çalışır. Türkiye’nin diğer tarafındaki aylarca karla birlikte yaşayan insanlarımıza ne diyeceğiz. “Burası kalabalık ama” demekten başka. Bahanemiz hazır.

En ufak bir yağmurda trafik üst üste. Yollar su içinde ve çoğu alt geçit su basmış oluyor, mazgallar tıkalı, su gitmiyor birikiyor. Sebep yağmur yağdı böyle oldu. Ana arter yolları dışındaki ara yollar zaten yamalı. Üstelik yama da tutmuyor. Ama seçim zamanları gelsin onlar da yenilenir.

Haydarpaşa’dan Anadolu’ya son tren de kalktı geçen gün. Güya hızlı tren projesi için ara verildi. Banliyö de Mart ayında bitecek.  Banliyöden yararlanan halk ne yapacak peki.  Metro inşaatı da bitmedi. Marmaray zaten durdu.

Banliyö treni Anadolu tarafında Gebze Haydarpaşa olarak çalışıyor. Hadi otobüsler kullanılsın ama belediye otobüsleri sadece İstanbul sınırları içinde. Gebze ne olacak. Minibüsçüler yaşadı desenize. Onlar da bir tröst zaten. Hiçbir laf işlemiyor onlara.

Evet, trenler eski hatta artık yolda kalıyorlar sık sık. Bizzat kendim iki defa yaşadım bu olayı. Tuzla’da durdu tren, bozulmuş, yola devam edemedi. Bütün tren halkı attık kendimizi tren raylarına, epeyce yürüdük. Sonra yola çıkabildik. Otobüs minibüs ne bulduysak yola devam edebildik.

Haydarpaşa restorasyon için iki yıl ara verildi deniyor ya, inanmayın.  Bir daha oradan trenler kalkmaz. Karaköyden geçip Haydarpaşa’da  vapurdan inen halk hemen oradan trene binip gideceği yere kolaylıkla gidebiliyordu. Şimdi taa Söğütlüçeşme’den binilecek trene. Bilenler bilir yürüyerek denizle arası bir saate yakın. Bu nasıl bir yöneticilik anlayışı.

Baştaki yöneticiler Haydarpaşa garı gibi bir binaya ve değerli çevre arazisine uzun zamandır göz dikmişlerdi zaten. Orada beş yıldızlı otel olabilecek eşsiz güzellikte tarihi bir bina var. Çevresi de güzel alışveriş merkezleri, rezidanslar ve çeşit çeşit binalara uygun. Uzun zamandır bu konuşuluyordu. İşte fırsat, raylar yenilenecek, hızlı tren gelecek diye önce ara ver, sonra başka bir projeyle karşımıza gel.  

Önce insanları olumsuzluklarla bıktır, bezdir, sonra yeni projelerle gel, aman da ne güzel çalışıyor belediyelerimiz diye sevin sevin sevinelim biz de. Kimbilir bu yeni proje kimlerin ekmeğine katmer katmer yağ sürecek. Bakalım, göreceğiz.

Toplumsal hafızamız o kadar zayıf ki her şeyi unuttuğumuz gibi yarın Yeşilçam filmlerine bile konu olan, tarihe mal olmuş, cumhuriyet tarihimizde birçok olaya tanıklık eden yapıların geçmişini, hayatımızdaki izlerini de unutur gideriz. Yeni yeni gökdelenler neyimize yetmiyor ki.

Değil mi? 

Şükran Demirtaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynen söylediğiniz gibi Şükran hanım. Ve kara teslim olmuş İstanbul'la Karla bayram yapan İzmir'imizi çok güzel anlatmışsınız sevgili Şükran hanım. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 05.02.2012 22:20
Cevap :
Karla boğuşan İstanbul ve karla sevinen İzmir. Aslında ben de çok severim karda yürümeyi ve oynamayı. Ama İstanbul'da herşey allaha emanet. Teşekkür ederim Cem bey, benden de sevgiler...  06.02.2012 0:02
 

Şükran hanım, dışarıda lâpa lâpa yağan karı, sıcacık bir mekandaki penceremden seyretmeye bayılırım. Sonsuzluk ve özgürlük kavramları oluşur bakışlarımın dinginliğinde ve dudaklarımda bir tebessüm: KAR...Sonra Cenap Şahabettin'in Elhan-ı Şita'sını okurum beynimle... "Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, Eşini gaip eyleyen bir kuş gibi kar, Geçen eyyam-ı nevbaharı arar"... Devamıyla...Ama hasret kaldım o beyaz güzelliğe...Sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 04.02.2012 22:33
Cevap :
Sevgili Yurdagül hanım, ne görülesi muhteşem manzaralar gizler o kar denen tılsım. Çıplakken gözünüze çarpmayan kuru dallı bir ağaççık bile bir tablo gibi görünür göze. Ah herşey seyretmek kadar güzel olsa. Teşekkürler yorumunuz için, çokça sevgilerle...  05.02.2012 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2928
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster