Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '07

 
Kategori
Küresel Isınma
Okunma Sayısı
527
 

Bahar benim gönlümde! Ya küresel ısınma?

Bahar benim gönlümde! Ya küresel ısınma?
 

Bahar dedikleri; çiçeklerin açtığı, gönüllerin şenlendiği, hayatın bize gülümsediği ayrıcalıklı bir zaman dilimidir. Şu anda dünyanın gidişatı her ne kadar olumsuzluklara gebeyse de; baharın geldiğinin en güzel müjdecisi olan ve birbiri ardına açan güzelim bahar dallarını, kırlardaki çiçekleri ve neşeyle cıvıldayan kuşları yok sayabilir miyiz?

Bu güzel dünyayı elbirliğiyle mahvettik. Gerek kesilerek veya yakılarak katledilen ormanlar, gerekse akarsulara dökülen zararlı maddelerle dünyanın kutsallığını yok ettik.

Tanrının insanlara sunduğu bu güzel armağanı yok etmek için, insan oğlunun nasıl kayıtsız ve canavar bir ruha sahip olması gerekir ki bu katliam gerçekleşebilsin.

Şimdiler de bu sıcaklık artışının adı "küresel ısınma" olarak anılmakta ki;bu durum birdenbire oluşmamıştır.Yıllar öncesinden verilen uyarılar insanoğlu tarafından ciddiye alınmamış olup tüm gücümüzle ve bencilliğimizle bu kaçınılmaz sona yol almış bulunmaktayız.

Bir zamanlar yeşilliğiyle övülen dağlarımız şimdiler de çorak görüntüsü ile yürekleri dağlamakta.İnsan oğluna her türlü faydayı sağlamış bu güzelim ormanlarımız şimdiler de bize ne kadar "ah etsede" biz bunları haketmedik mi?

İçinde bin bir çeşit kuşları, renkahenk çiçekleri, tatlı tatlı esen ve huzur veren rüzgarı ile bizlere mutluluktan başka ne birşey vermeyen bu güzelim doğa harikalarını yok ederken hiçbir rahatsızlık duymayan bazı günahkar beyinler, şimdilerde "KÜRESEL ISINMA" tehikesinin korkusunu yaşamaya başladılar.

Bu korkuyu artık tüm dünya yaşamaya başladı. Dünyanın gelişimini sürdürürken, teknolojinin verdiği zararlar ne yazık ki düşünülmedi.Belki de düşünüldü de bencillik öncelik kazandı.

İşte şimdi doğada isyan etti ve intikamını almaya başladı.Yağmurlar kesildi, buzullar erimeye başladı. Dünyanın ısısı gitgide artmaya başladı. Güzelim kuşların salgın hastalık tehdidi ile itlaf edildiği, kalanların da neslinin tükenmekte olduğu bu zaman diliminden geriye kalan koca bir çaresizlik mi olmalıydı?

Tüm bunlara bakarak; bugünlerin en iyi günlerimiz olduğunu bilmeli ve şu anda ki mevsim dönüşümünün tüm güzelliklerini içimize sindirmeliyiz.Tabi herkesin bu arada (her ne kadar geç kalmış olsak ta)üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekmektedir.

Boşa akıp giden sulara, gereksiz tüketilen enerjilere, "kullanılması sakıncalı ve dönüşümü imkansız" kimyasal madde yapımı eşyalara, katledilen ormanlara ve sağlıksız olarak sürdürülen yaşama dur demenin zamanı gelmedi mi?

Bence geldi ve geçmekte bile!

Her ne kadar imkansız gibi görünse de; doğaya kendimizi affettirmek adına yapmamız gereken ne varsa yapmalı ve çocuklarımıza hiç olmazsa nefes alabilecekleri bir dünya bırakabilmek adına harekete geçmeliyiz.

"Şimdi mevsim bahar ve yarınlar umutla doğmalı" diyebilir miyiz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kızılderili şefi Seattle demişti. haklıydı da.

Serkan Dilek 
 07.03.2007 9:22
Cevap :
Topraktan geldiğimizi unutmadan ve bize bağışlanan(emanet edilen) bu güzelliklere nankörlük yapmadan yaşamayı öğrenebilseydik belki de mutlu olmayı başarabilirdik..Teşekkürler.  07.03.2007 11:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 115
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 701
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

İnzivalarda ve isyanlardayım...Yaşanmış tüm olumsuzluklara rağmen hayata yenik düşmeyen, her töke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster