Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
429
 

Bahar yorgunluğuna çare: "Tarihi koklayarak, sevgiliye yaslanarak, içkiyi yudumlayarak"

Bahar yorgunluğuna çare: "Tarihi koklayarak, sevgiliye yaslanarak, içkiyi yudumlayarak"
 

Foça'da akşam, kapanır perde perde.


Ege’de eğlence ve eğlenceye ulaşmak artık çok kolay. Şehirdeki aynı motifleri göre göre, aynı atmosferi soluya soluya ruhunuz daraldı mı, at kendini Ege’nin sıcak sularına, pardon atmosferine.

Şu metrolar çıktı çıkalı, daha da çabuklaştı her şey. Garaja kadar gitmek, vasıta beklemek yok artık. Atlıyorsunuz metroya. İndiğiniz yerde otobüsler hazır ve nazır. 20 dakika sonra eğlencenin içinde buluveriyorsunuz  kendinizi. Oradan da hevesinizi aldıktan sonra, aynı metro, ile Ege’yi, dolaş dolaşabildiğiniz kadar.

İnsan, Metro’ların mazisini düşünüyor.  Taaa, Stalin zamanından beri var bu Metro’lar. Aradaki mesafeye bakıp, ne kadar uyuşuk kaldığımız ortaya çıkıyor. Ahan da bu yıllarda kavuştuk Metro’ya. Paris de öyle. Yerin altı köstebek yuvası gibi.

Metrolarla işi pişirdik. Çat kapı Foça’dayız. Çat kapı, Aliağa’da, Eee, ondan sonrası yakın zaten. Atla otobüse, Ayvalığa var. At kendini Cunda’ya. Sokaklar yağır yağır yağ ve koku içinde. Olsun varsın. Düzeleceği yok oranın.

Milletin canı sıkılıyor canı. Artık eskisi gibi değil. Siz sıkıldıkça, “sıkı can iyidir” diye teselli edilirdiniz. Şimdilerde, “git bir havalan gel” diyorlar. Havalanmak demek, dar mekanlarda bile uçmak demek.

Mesela Foça’da sınız. Oranın tarihini de biliyorsanız, eğlenmek daha hoş oluyor. Tarihi yaşayarak, eski devirleri mukayese ederek, zeytinyağı ve  altın küpüne siz de bata çıka, eğlencenin hakkını verince,  “oh be, dünyada bizden başka da yaratıklar varmış. Onlar rakıyı bilmezler ama, sihirli içkileri varmış. En geçerlisi ise şarapmış,” diye diye avunuyorsunuz. Canınız birden, karanfilli sıcak şarap içesiniz geliyor. Eskiye özenerek. Tarihi koklayarak.

Böylesi sanatsever eğlenceliğin içinde, daha da entelektüel oluyorsunuz. Gören de “ Adama bak yahu, tarihi yaşaya yaşaya, içine sindire sindire hayatı yudumluyor” diye size gıpta duyuluyor.

Dolaştığımız yerlerde , eğlence küpü amfora’lara bata çıka eğlenenler, tarihi menkıbelere kapılıp, gece yarısı fok aramağa çıkanlar mı ararsınız. Aydın’a gidince İncir yenmez mi? Ayvalığa gidince de zeytin. Eskişehir’e gidince de salep. Değil mi? Foça’da fok yüzü görmek zor. Adı var, kendi yok. İyi ki yok. Kendimize benzetirdik yoksa. Olmayan, kıt bulunanlar, daha mı kıymetli oluyor acaba?

Foça’daki temiz hava, kendini hemen belli ediyor. Eğlence yerlerinde sabah, birden  bire oluveriyor sanki. Romantik ışıklar altında içkinizi yudumlarken, ortalığın aydınlanmasına bakıp “Kim yaktı bu lambayı, söndürün” diye sesleniyorsunuz.

                                                  BU MANZARA, FOÇA YOLLARINDA ÇEKİLDİ

Böylesi daha iyi” diyorsunuz. Yanı başınızdan size cevap veriliyor. “Ne lambası, sabah oldu sabah”  İşte onun gibi. Anlaşılan   eğlencede, geceler bile yetmiyor artıkın.

“Burası K.Yakanın arka bahçesi” diyen, Karşıyakalı Ertunç Ankay’a rastladık. “Şu Twitter işi, turisti de bozdu.  Kaos devam etmemeli. Turist her şeyi biliyor ve  verine sıkıntıyı anlamakta güçlük çekiyor.” diyor. Foça’yı çok sevdiği için, mekanına bu ismi vermiş.

Foça’nın Miçosu atakta. Geceler bir rüya gibi geçiyor. Foça Karası tek odalı, bir tarihi mekan. İçildikçe, tarihi mekan gibi antikalaşıyorsunuz siz de. Sevgilisini kapan gelmiş. Gitaristin aşk melodileri uçuruyor insanı. Yer dar ama, gönüller geniş.

Foça’nın bir de Sardalye Meyhanesi var. Gönül şarkılarını sazdan dinliyorsunuz. Gönlünüzden geçiyorsunuz.

Yol boyu erikler çiçeklenmeğe devam ediyor. Ağaçlar filiz yeşili, çayırlar  koyu koyu yeşil. Gönüller uçmaklı. Ege’li, Sonbaharı yaşayamadan yaz geldi. Plaj mevsimi ise, eli kulağında. Ege’li baharı tam yaşayamaz. Kendini birden yakıcı sıcaklarda bulur. O bakımdan ahan da bu  sıralar, Egeli, havaya girer. Tavlanır. Eşelenir, keyfi de gıcırdır.

Velhasıl, bu bahar yorgunluğuna çare olarak “Tarihi sindirerek, sevgiliye yaslanarak, içkiyi yudumlayarak” içeceksiniz.

Derim işte ben,“ te o ka!”

Ört ki, ölem !

MİÇO'DA,  İKİ ÜİVERSİTELİ KIZ. ÇIKMIŞLAR YOLA, GELİP FOÇA'YA ÇÖREKLENMİŞLER. HANIM HANIM BİR KÖŞEDE OLANLARI İZLİYORLAR, EĞLENİYORLAR KISACASI. CİDDİ, VAKUR VE GÜLEÇ.

                        AYNI YERDE ŞAMATA GIRGIR ALIP BAŞINI GİTMİŞ. SABAHLARA KADAR EĞLENCE VAR

 

 

   (Alttaki resim)  " FOÇA, KARŞIYAKA'NIN ARKA BAHÇESİ OLUYOR. E. ANKAY BÖYLE DİYOR: (SAĞ BAŞTA)

 

               FOÇA'NIN DOSTLARI YEMEKTE. ERTUNÇ BEY, (SAĞ BAŞTA) TWİTTER DERT OLACAk DİYOR.  (Alttaki resim )   

                                                                    FOÇAKARASI, TARİHJİ BİR MEKAN

 

 

       FOÇ'DA  YENEN YEMEKTE, " BİR BAHAR AKŞAMI, RASTLADIM SİZE" ŞARKISININ DA TADI VARDI. ( Altta)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

cellek agabeyim, hala duruyorsa yerinde kordon deniz. Bir kadeh raki yaninda soda deniz bogrulcesi ve sutlu balik ye bir kadehide denize dok kardesin icin!

Newyorker 
 25.03.2014 6:01
Cevap :
Kordon duruyor. Deniz börülcesi de var ( İyi, unutmamışsın ) Rakıyı soda ile içmem. "Tavuk balığı ile" içerim. Deniz kenarı ile gazino uzak. Denizi doldurdular zira. O bakımdan, eskisi gibi gaznodan kalkıp, asvaaaaltı geçip, kordona uzanıp da rakıyı denize dökemem. Mideme dökerim daha iyi. Teşekkürler. Haid İzmir için şerefe  25.03.2014 12:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 867
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster