Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2086
 

Bahçeli Beni Korkutuyor,

Bahçeli Beni Korkutuyor,
 

Raporlu olduğum için dün parti başkanlarının grup konuşmalarını canlı izleme olanağı buldum. Deniz Baykal’ı artık takmıyorum da, Bahçeli’yi dinlerken yüreğim sıkışıyor adeta.

Baykal’ın her şeye karşı çıkmayı muhalefet sayması ve bunu yapmasına alıştık sanırım. Hiçbir sözü beni etkilemiyor, kızdırmıyor da. Hatta dün epeyce güldürdü de. Cumhurbaşkanının MGK’na katılmaları konusundaki düşüncesini, o kurulda bizim fikirlerimize ihtiyaç duyuluyor diye açıklaması çok komikti doğrusu. Sayın Gül’ün konuşmasını ben de izlemiştim ve asla böyle bir yorum aklıma gelmemişti. Benim anladığım, devlet meseleleri hakkında bilgilendirilmelerinin ülke için daha yararlı olacağı idi.

Kürsüde bağırmaktan kısılmış bir sesle hala bağırarak konuşmaya devam eden Bahçeli asıl benim korktuğum. Bağırırken bir yerine bir şey olmasından değil, ağzından çıkan sözlerin ne kadar tehlikeli olduğunu bile bile söylemesinden. Arada eşime dönüp soruyorum: “Gerçekten böyle mi düşünüyor?” diye. Normal şartlarda bir insanın bu düşüncelere sahip olması doğal gelmiyor bana.

Aşağıda dünkü grup konuşmasından notlar ve bir anne, bir kadın, bir vatandaş olarak O’na verdiğim cevaplar var. Ne diyor Bahçeli?

“Son günlerde sözde açılım adı verilen süreçleri de küresel projeler kapsamında değerlendirmek ve yabancı dayatmaların yeni bir şekli olarak yorumlamak doğru olacaktır.”

Diyelim ki demokrasi açılımı küresel bir proje ve yabancı dayatması. Zaten Obama ile birlikte değişen koşulların artık barışı emrettiğini herkes biliyor. Keşke bize dayatılan her proje bu kadar olumlu sonuçlar doğurabilecek projeler olsa. Bu ülkede demokrasiyi görmeden ölmek istemeyen benim gibi kaç sıradan vatandaş vardır. İnsan hakları ihlallerinin olmadığı, düşüncenin yasaklanmadığı, baskı ve işkencenin sona erdiği bir Türkiye’de yaşamayı Sayın Bahçeli neden istemiyor olabilirsiniz? Sizi rahatsız eden bu şartlara Türkler kadar Kürtlerin de sahip olması mı? Keşke Sayın Erdoğan’ın sık sık tekrarladığı Yunus Emre’ye ait sözleri söyleyebilseydiniz. “Yaradılanı severim yaradandan ötürü.”

“Milliyetçi Hareket Partisi, yıllardan beri milletimizin huzur ve emniyetine musallat olan PKK terör örgütü ile etkili ve anlayacakları yöntemlerle mücadeleyi savunmuştur.”

Etkili ve anlayacakları yöntem derken neyi kastettiğinizi biliyoruz tabii. Daha 50 yıl dağlarda gezelim diyen de sizdiniz. Gerçekten söylediğiniz gibi vatan aşkıyla yanıyorsanız, bu vatanda yaşayan insanları da sevmeniz gerekmez mi? İnsansız bir toprağın ne anlamı olabilir ki? Hadi insanlar genellemesinden vazgeçtim, hiç değilse Türkleri sevmeniz gerekmez mi? 25 yıldır süren savaşın yol açtığı ölümler dışında bıraktığı psikolojik izleri, yıkımları, ailelerin acılarını dindirmek istemez misiniz? Bir oğlunuz olsaydı dağlara gönderir miydiniz? ” Bekâra karı boşamak kolay” derdi babam. Kürsüde sesini kısacak kadar bağırmak kolay. Ben oğlumu dağlara göndermek istemiyorum Sayın Bahçeli. Benim gibi evlat sahibi ve vicdan sahibi hiçbir kadın çocuklarını dağlarda öldürtmek istemiyor. Siz bilir misiniz ki, bir çocuğu 20 yaşına getirene kadar bir ana-baba, maddi manevi ne kadar emek harcar, ne kadar özveride bulunur. Yaşamadığınız ve empati de yapamadığınız için bilmediğiniz bir şey daha var sanırım. Bu dünyada yaşanabilecek en büyük acı evlat acısıdır. Bu nedenle savaş çığırtkanlığı yaparken, sizin değil kimlerin çocukları o dağlarda ölecek, kimlerin çocuklarının kolu bacağı kopacak iyice düşünün. O insanların acılarını sizin boğuk sesiniz dindirmez, dindiremez.

“Dün kortejler halinde ülkemize sınırdan giren üniformalı terör temsilcilerinin; güvenlik kuvvetlerince teslime zorlanmış, teslim olmaya mecbur kalmış çaresiz ve aldatılmış kişiler olduklarını söylemek mümkün değildir.

1999 yılında da PKK teröristleri Türkiye’ye dönüş yaşamış, teslim olanlar doğruca adalete verilerek mahkûmiyetleri sağlanmıştı.”

Ben Kürt değilim, şiddet yanlısı hiç değilim, eline silah almış, cinayetler işlemiş insanları asla savunmam mümkün değil. Fakat siz eğer 1999’da gelen insanları hapse atmak yerine barışçıl çözümler arasaydınız bir 10 yıl daha çocuklarımız ölmeyecekti. Acaba bu ölen çocukların sorumluluğunu hiç mi hissetmezsiniz? Artık anlayalım ki bu savaşın galibi de mağlubu da yok. Onlar da, devlet de silahla çözümün mümkün olmadığını gördü. Varsın Kürtler onları alkışlarla karşılasın. Siz de bu topraklarda Kürt olarak dünyaya gelebilirdiniz. O zaman şimdi yaptığınız gibi Kürtlüğünüzden övünür, kendinizi üstün ırkın bir parçası olarak görebilirdiniz. O zaman da o alkışlayanlar arasında olabilirdiniz. Benim için yine ırkçı olurdunuz, değişen bir şey olmazdı yani. Eğer dağdaki terörist silahını bırakıp ülkesine dönmek istiyorsa bırakın dönsün. Bir daha bir kişi bile ölmeyecekse, ben de gider onları alkışlarım. İnsan canının sizin gözünüzde ne kadar değersiz olduğunu anlıyorum ve sizi merhamete, vicdana davet ediyorum.

Bu görüşlerinizle etkileyip, ruhlarını kirlettiğiniz genç insanların olduğunu biliyorum. Bunların çoğu henüz ana-baba olmamış gencecik fidanlar. Dağda savaşmaya hazırlar, gönüllü bile giderler. Söz de ülkeleri ve Türkler için öldürürler ve ölürler. Oysa bu gencecik insanların içine vatan sevgisi zannederek zehir aşılıyorsunuz. Tarih sizi çok fena yargılayacak.

"En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir."-Markus T. Çiçero (M.Ö. 106 - M.Ö. 43)

Çiçero’nun haklılığını görmek için daha kaç yüzyıl geçmesi gerekiyor? Yeter artık, barış adına atılmış adımları baltalamayın. Bu ülkede en çok sorumluluğu olan insanlar siyasetçilerdir. Bir vatandaş olarak bütün siyasetçilerin sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyorum. Oy kaygısı, kısır siyasi çekişmelerle bunca yılı heba ettiniz. Bizim yüzümüz gülmedi, bari çocuklarımızın yüzü gülsün…

Murakami bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ellerinize sağlık moonlight. Bahçeli konuşurken ses tonu yüzünden bende hep bir tarafına bişeyler olacak diye kaygılanıyorum. Diğer taraftan aklıma hep teröristbaşını affettiği geliyor. Bir mitinginde de halka ip atmıştı)))). Ve hala kendine destek bulabiliyor. Neyse gerçekleşecek barışta bunları hatırlamayacağız bile. SAygılarımla.

DurmuşGüler 
 28.10.2009 21:33
Cevap :
İnanın ben bunların ne yaptığını anlayamıyorum. Hasta bir bakış açıları var. Irkçılık yapıyorlar. Unutulmalarını ve unutabilmeyi öyle çok istiyorum ki... Teşekkürler. Selamlar, sevgiler...  29.10.2009 15:43
 

iktidari düsüremiyorlarsa, sineyi millete dönmek diye birsey vardir,mvekiliginden partililer istifa ederler, meclis cogunlugu kalmadigi icin iktidar düser,tabi gurubundaki mvekillere güveniyorsan???? demirel yapmadi ama tehtit etti ve etkili olmustu, tabi o zaman sahsi menfaatler önde degildi, vatan sevgisi birazolsun vardi

ahmet islar 
 22.10.2009 17:33
Cevap :
Yeni seçimden çıktık, iktidarı düşürüp ülkeyi kaosa sürüklemeye ne gerek var? Muhalefet her şeye karşı çıkmak değildir. Devlet meselelerinde sorumluluk almaları gerekir. Barışa bir adım da onlar atsalar bizim için daha yararlı olur. Selamlar...  24.10.2009 0:34
 

mühendis eğitimi almışsınız.Belli ki yanlış eğitimin beceriksiz yöneticilerin yüzünden.... yanlış istihdam yüzünden...öğretmenliğe geçmişsiniz.bunun gibi örnekler çok. biz hep yanlış yönetildik yıllarca.Bu ülkenin sorunlarınıi çözümlerini bilemeyen beceriksiz kadrolar yüzünden ..... siz şimdi inanıyor musunuz.... artık bu ülkeye barış ve kardeşliğin geleceğine.... Bahçeli ve Baykal gibi insanlar bence daha çooookkk nutuklar çekecekler hep çözümsüzlüğe doğru....

sevimsevinç 
 22.10.2009 14:14
Cevap :
Ben Baykal ve Bahçeli' ye rağmen barış geleceğine inanıyorum. Ok yaydan çıktı artık, bunun geri dönüşü olmaz, olursa da eskisinden daha kanlı olur ki, o zaman bu halkın sesi Baykal'ı da, Bahçeli'yi de boğar. Muhalefet edeceğiz diye süreci baltalamayı bırakıp, sorumlu birer siyasetçi gibi davransalar her şey daha kolay olacak. Sevgiler, selamlar...  23.10.2009 10:01
 

Eline silah almış,cinayetler işlemiş insanları asla savunmam diyorsunuz.99 yılında gelen teröristleri neden içeri attınız diyorsunuz.Bu ne perhiz ne lahana turşusu....99yılında gelenlerin insan öldürmediğini,suç işlemediğini nereden biliyorsunuz veya son gelen 34 pkk lının suç işlemediğini nasıl kanıtlayabilirsiniz.Bir kere Pkk'lı olmaları başlı başına suç.Ozaman bütün pkk'lılar dağdan insin hepsi serbest bırakılsın terör bitsin böyle bir şey var mı ya.Hepimiz bu sorunun çözülmesini istiyoruz,anaların gözyaşı dökmemesini istiyoruz.Ama bunu bu şekilde yapamazsınız.

mesut tok 
 22.10.2009 13:30
Cevap :
Suçu sabitlenmiş olanların yargılanacağı açık. Ama sizin dediğiniz gibi gelenleri hapishaneye tıktığınızda bir daha gelen olmaz. Terörü sonsuza kadar sürdürmek olası mı? Peki nasıl yapabilirz? Son terörist ölünceye kadar devam mı? Ölenler de, öldürenler de bu ülkenin evlatları. Barış için birilerinin bir şekilde adım atması lazım. Siz de önerinizi söyleyin. Tartışalım. Madem hepimiz barış istiyoruz, neden ortak bir noktada buluşmayalım ki?Savaşarak yok etmek yolu 25 yıl denendi. Bir de bu yolu deneyelim. Ne kaybedersiniz? Zaten yönetici kadrosunun veya suç işlemiş olanların geleceğini sanmıyorum. Ama sırf örgüte üye oldu diye gelenleri de geri döndürmeyelim. Bırakalım çocuklar yaşasın. Selamlar...  22.10.2009 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 741
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 5169
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster