Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
963
 

Bahtiyar Vahapzade'ye saygı

Diyorum

Sefası bitti ömrümün,

Şimdi dağa çıkarım düze elveda

Düze duman çöker, düze kar yağar

Bahara elveda, yaza elveda.


Bahtiyar

Derinde sızlayıp yanan

Kalbini dağlayıp üzer her zaman

Göze hüzün çöker, göze yaş dolar

Sevince elveda, düşe elveda.


Şimdi öz kökünden süzülen benim,

Özge budaklara dizilen benim,

Şimdi ne sen sensin, ne de ben benim,

Biz ki biz değiliz, bize elveda…

Bahtiyar Vahapzade, “ELVEDA “ adını taşıyan Şiirinde “ Bahara elveda, yaza elveda” derken bir kış akşamında “elveda “ diyerek göçtü aramızdan. “ Elveda “şiiri bu manidar sözlerle gerçek oldu,

Türk dünyasının usta şairi Bahtiyar Vahapzade’yi kaybettik. Azerbaycanlı şair bahtiyar Vahapzade 84 yaşında iken Bakü şehrinde hayata gözlerini yumdu. Azerbaycanlıların değimiyle aramızdan göç eyledi veya dünyasını değiştirdi. Bahtiyar Vahapzade Türk dünyasının yaşayan en büyük şairlerinden biri idi. Türk dünyasında sevilen ve tanınan bir ünlü şairdi. Aramızdan göç ederken, geride kalanlara, yeni kuşaklara kalıcı eserler bıraktı, gitti, ondan önce gidenlere kavuştu. Önce büyük özlem duyduğu annesine, Hacı Ahmet Yesevi’ye, Mevlana’ya ve bizim sevgili ozanımız koca Yunus Emre’ye kavuştu…

Geçen yıl 16.Uluslararası Hazar Şiir Akşamları Elazığ’da onun adına şanına yakışır bir şekilde, görkemli törenlerle kutlanmıştı. Bu törenlere ben de Aydın-Söke’den davet edilmiştim.6–7–8 Kasım2008 tarihlerinde kutlanan bu programlar sırasında Bahtivar Vahapzade adını taşıyan bir caddeye de Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay tarafından açılışı gerçekleştirildi. Ancak ne var ki şair Bahtiyar Vahapzade hasta olduğu için bu törenlere katılamamıştı.

Bahtiyar Vahapzade Türk ve Azeri edebiyatının önde gelen kalemlerinden biriydi. Azerbaycan’ın özgürlük ve bağımsızlığı bağlamında uzun yıllar eserleriyle ışık tutmaya çaba gösterdi. Türkiye’ye âşıktı. Türkiye ile Azerbaycan halklarını arasındaki kardeşliği tuzlu suya benzetiyordu. “ bir sözünde: Bu tuzlu sudan içtikçe yanarsın, yandıkça da içersin. Türkiye güçlü olunca tesiri bize de yansır, Türkiye ile Azerbaycan iki kardeş ülkedir; birbirlerine destek vereceklerdir. Halklar arasında ortak değerlerimiz vardır, Yunus Emre Türkiye’nin olduğu kadar bizimdir. Fuzuli de o kadar Türkiye’nindir “ diyordu.

Bahtiyar Vahapzade Türkiye’yi ve Türk Kültürüne sevdalı idi. Yine bir başka konuşmasında : “Türkiye’ye ilk defa 1961 yılında gemiyle gitmiştim. Para bozdurmak için girdiğim bankaya kimliğimi göstermem lazımdı. Sovyet pasaportumu uzattım. Paraları değiştirdi ve bir makbuz verdi. İlk kez Türkçe ve üzerinde de Bahtiyar Vahapzade yazan bir makbuz görmüştüm. Onu hayatım boyunca muhafaza ettim. Şu andaki tek arzum, ölümden önce son bir kez daha Türkiye’yi görmektir” diyordu.( Ne yazık ki bu arzusuna kavuşamadı ). Bütün kardeş ülkelerin istifade edeceği ve merkezi Türkiye’de olan bir Türk dünyası akademisi kurulmalı, Benim hem Azerbaycan hem de Türkiye’deki yetkililerimize tavsiyem ve ricam budur. Merkezde, fen bilimlerinin yanı sıra tarihçi ve edebiyatçı da bulunmalıdır. Akademi, ortak bir terminoloji merkezi olmalıdır. Bu çok arzu ettiğim bir hayaldir, 50 yıllık mücadelemdir”.. Bunları görmeden aramızdan ayrıldı. Mekânı cennet, ruhu şad olsun…

Kasım 2008 tarihinde Elazığ’da yapılan 16. Uluslararası Hazar Şiir akşamlarına davet edildi ve bu etkinlik onun adına yapıldığı halde, hasta yatağından kalkıp Türkiye’ye gelememişti. Azerbaycan’dan gelen şair Zalimhan Yakup ile birlikte selamlarını, sevgilerini göndermişti.

Yukarıda belirttiğimiz gibi O, bir Türkiye sevdalısı idi. “Türkiye - Azerbaycan” başlıklı şiirinde şunları vurguluyordu ozanca: “ Bir ananın iki oğlu / Bir ağacın iki kolu / O da ulu, o da ulu / Azerbaycan – Türkiye // Dinimiz bir, dilimiz bir / Ayımız bir, yılımız bir / Aşkımız bir, yolumuz bir / Azerbaycan - Türkiye // Anayurt’ta yuva kurdum, Ata yurda gönül verdim /Ana yurdum, ata yurdum / Azerbaycan /- Türkiye. ( 1 ).

Bayrak deyince aklıma ünlü bayrak şairi Arif Nihat Asya ve onun yazdığı bayrak şiiri aklıma gelir. Şanlı bayrağımıza “ kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü “ diyordu. Bayrak için birçok şairin şiiri vardır. Bahtiyar Vahaphzade’nin de bayrak adını taşıyan bir şiiri vardır: adı geçen şiirden bir iki dizeyi sizlerle de paylaşmak istiyorum, hem onu ve hem de Arif Nihat Asya’yı rahmetle analım diye:

Toprağım üstüne kölgeler salan

Menim varlığımın cilası bayrak

Zaferden doğulmuş Göktürk’ten kalan

Kurt başlı bayrağın balası bayrak.


Üç renkli bayrağın kölgesinde men

Karaca toprağı veten görmüşem,

Zafer güllerini dövri kadimden

Bayrak ışığında biten görmüşem.


Harda ecdadımın ayak izi var

Bu zafer bayrağım orda dikesin

Geçtiği yerlerde dağlar yamaçlar

Onun huzuruna salama gelsin.

Şair Bahtiyar Vahapzade vatanını, ulusunu, bayrağını sevdiği gibi onda da bir anne sevgisi vardı. Şiirinin ana kaynağı vatan sevgisi, vatan toprağı ve ana sevgisi idi. Geleneğe bağlı, milli birlik ve beraberlikten yana idi. Hemen hemen yazdığı bütün şiirlerinde bayrak, vatan ve ana sevgisi hâkimdi. Annelerin vermiş oldukları tarifsiz emeklerine, saygılı idi. Onların manevi değerlerini bir şair olarak çok yakından takip ediyor ve bunu şiirleriyle de ölümsüzleştiriyordu. Sevgili annesini bir soğuk günde kara kışta Şubat ayında yitirmişti. Yüce Mevla’nın takdirine bakın ki oda Şubat ayında aramızdan ayrıldı. Şubat 1963 tarihinde yazdığı “ANNE” şiirinde şunları yazıyor:

Ne hız ellerini üzdün dünyadan

Balanı tek koyup nereye gittin?

Nasıl yok olurmuş bir anda insan

Sanki bu dünyada hiç yok imişsin?


Güneş gurup etti.. Oda karardı,

Bir anda yok oldun sen hayal gibi

Şimdi düşünürüm senden ne gibi

Gönlümde hatıran kara hal gibi.

Şairimizin anne sevgisinden başka bir de vatan sevgisinin ayrı bir yeri vardı. Vatanını. Vatanın içinde bulunduğu insanlarını candan seviyor. Ömrünü gurbette geçirenler, vatanın kıymetini daha iyi biliyorlar, vatan özlemi vatan hasreti bambaşkadır. “Gerekirse vatanım uğruna babalar gibi canımı feda etmekten çekinmem” diyordu bir şiirinde. İşte vatan sevgisini içeren şu dizelerle ortaya koyuyor düşüncelerini:

Demez ki, sevirem men vetenimi

Çoh azdır “ veteni sevirem” demek

Vetenin yolunda babalar kimi

Canını, , ganını veresen gerek

Yedirir, içirir, geydirir bizi…

Sözü buraya kadar getirmişken şimdi Bahtiyar Vahapzade’nin özgeçmişsinden biraz bilgi sunmak istiyorum: Şair Bahtiyar Vahapzade 16 Ağustos 1925, Şeki ( Nuha, Azerbaycan) doğumlu. 1934 yılında Bakü’ye göçtü. Azerbaycan Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümü ( 1947), mezunu. Aynı bölüme asistan olarak girdi. 1964 ‘de ünlü Azeri şair Samet Vurgun doktorasını verdi. Uzun yıllar bu Üniversite’de görev yaptı.( 1990).Muasır Azeri Edebiyatı Profesörü ve Azerbaycan Parlamentosunda ayrıca milletvekili olarak ta görev aldı. Ayrıca Azerbaycan Halk Cephesi’nin ileri gelenleri arasında yer aldı.

İlk şiirleri ikinci dünya savaşının en hareketli günlerinde yayın organlarında yer aldı. Akıcı, duru ve yalın bir Azeri Türkçesiyle yazıyordu. Hem şair ve hem de değerli bir eğitimci idi.1945 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin başkanı oldu. 1981 yılında VII. Sovyetler Birliği Yazarlar Kurultayı’nda, yine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ve Yazarlar Birliği İdare Heyeti’nin ve aynı zamanda Azerbaycan Yazarlar Birliğinin üyesi faal bir üyesi olarak görev aldı. Güçlü şiirlerinden dolayı 1984 yılında “Azerbaycan’ın Halk Şairi” unvanına layık görüldü. 1995 yılında Azeri Özgürlük Mücadelesindeki çalışmalarından dolayı da “İstiklal Nişanı” ile onurlandırıldı. Bu unvanla taçlandırıldı.

1980’den sonra edebi kişiliği ile tanınmaya başlar. Yazdığı şiirleri, dram ve insanı temsil eden konulara özellikle değinir. Kendi kültürüne ve kendi ulusuna ait kültür değerlerine önem verir. Şiirden başka bilimsel çalışmalar konusun da araştırmalar yapar ve tiyatro ile de ilgilenir.

Bir yerde okumuştum: “ Ozanlar, yazarlar, toplumun temel kurucularıdır. Devletler, hükümetler, ordular gelir, geçer, gider. Hiçbirinin izi kalmaz. Ama ozanların, yazarların yapıtları( eserleri), dimdik ayakta durur. İnsanlığı aydınlatan bu eserlerdir.” İşte sözünü ettiğim Azerbaycanlı usta şair ve yazar Bahtiyar Vahapzade de bu eser sahipleri gibi iz bırakan kişilerdendir. O’nu her zaman değerli ve kalıcı eserleriyle saygıyla gönlümüzde yaşatacağız. Bence Bahtiyar Vahapzade, Azerbaycan’a uzun yıllar bu bölgenin kültürüne alnının akıyla hizmet vermiş, dik duruşu ile gönüllerde taht kurmuş, iz bırakmış bir kahramandır. Türk dünyası onu her zaman saygıyla anacaktır. İnancım sonsuzdur. Rahmetle anıyor, mekânı cennet olsun.

Türkiye’de daha çok Varlık ve Türk Edebiyatı dergilerinde yazı ve şiirleriyle göründü. Fuzuli hakkındaki yapılan eleştirilere cevap verdi. “ Yel kaya’dan ne Aparır ?“ başlıklı yazısıyla tanındı. Türk Edebiyatı dergisinde uzun yıllar yazı ve şiirleriyle katkıda bulundu.1975 yılında Azerbaycan Devlet Mükâfatına layık görüldü. Kendisine “ Emekdâr İnce- Senet Hadimi” unvanı verildi. Eserleri Türkçe, Almanca, Fransızca, Farsça, Ermenice, Rusça, Türkmence ve Özbekçe’ye çevrildi. Birçok şiiri bestelendi. Eserlerinden bazıları şunlardır:

Menim dostlarım( 1949), Bahar ( 1950), Dostluk Nağmesi ( 1953), Ebedi Heykel( 1954 ), Çınar( 1956 ), Sade Adamlar ( 1956 ), Ceyran (1957), Aylı Geceler (1958), Şairin Kitaphanesı ( 1961), E’tiraf ( 1962), Şeb-İ Hiçran( 1962), İnsan ve Zaman ( 1964), Bir Ürekde Dört Fesil ( 1966 ), Seçilmiş Eserler( 1967 ), Kökler- Buğdaylar (1968 ), Deniz- Sahil ( 1969 ), Bin dört yüz on altı ( 1970), Bir Baharın Garankuşu ( 1971), Dan Yeri ( 1974), Seçilmiş Eserleri ( ikinci cilt- 1975 ), Yücelikte Tenhalık 1998 ).Bunlardan başka ikinci Ses, Yağıştan Sonra, Artığ Adam, Vicdan gibi tiyatro halinde yazılmış eserleri de vardır.( 2 ). Türkiye’de şu kitapları yayınlandı: Ömürden Sayfalar, Ötüken Yayınları( 2000), Vatan, Millet ve Ana Dili, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları ( 2000), Soru İşareti, Kaynak yayınları ( 2002 ).

Türk dünyasının tanınmış hürriyet aşığı ve Türkiye sevdalısı Bahtiyar Vahapzade’yi 84 yaşında iken Azerbaycan’da Bakü şehrinde, uzun yıllar öğretim görevlisi olarak hizmet verdiği Bakü Devlet Üniversitesi önünde yapılan bir törenle; Şair, edebiyatçı, bilim ve siyaset devlet adamlarının bulunduğu özel bir mekânda FAHRİ HIYABAN’ da toprağa verildi.

Evet, Türk dünyasının sanat ve kültür coğrafyasında, bir koca çınarı daha yıkıldı.( 13 Şubat 2009). Tıpkı şiirimizin, Türkçemizin ses bayrağı Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi. Geçen Kasım ayı içinde Halim Yağcıoğlu’nu da uğurladık.( Kasım- 2009). Şiirimizin sevilen ve sayılan birer köşe taşları idiler. Onlarla birlikte, Azerbaycanlı usta şairimiz Bahtiyar Vahapzade’ye Allah’tan rahmet diliyor, dost ve yakınlarına, sevenlerine, başsağlığı diliyorum. O eserleriyle her zaman gönlümüzde yaşayacaktır. Sözümü” NEYLEMELİ “ başlık şiiriyle bitirmek istiyorum:

Kuş okudu, ferahlandık

Taş okusa neylemeli?

Örümcekse tor dokudu

Kol dokusa neylemeli?


Dedim dünya bir temaşa

Her arzumuz geldi başa

Dediklerim baştanbaşa

Boş uykuysa neylemeli?


Sesimiz yok, küyümüz var

Okumuz yok, yayımız var

Deme gelmiş çayımız var

Şeker yoksa neylemeli?


Yaylalardan cana doyduk

Ona uyduk, buna uyduk

Et kokuştu, tuza koyduk

Tuz kokarsa neylemeli?


Bahtiyar VAHAPZADE

-

1- Erciyes Dergisi Sayı: 375. Bedrettin Keleştimur. Mart 2009.s.12–13.

2-Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi, İhsan Işık. Ankara–2001.s.151–152.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2046
Toplam yorum
: 4360
Toplam mesaj
: 223
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster