Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
526
 

Bahtlı Juliet'in MİM'i

Bahtlı Juliet'in MİM'i
 

Bahtlı Juliet…

"Biraz deli, biraz şımarık, biraz şişko, biraz palavracı…"

Bunlar Juliet'in kendi tanıtım penceresinde yazılı olan materyalden alıntı

Ve Juliet Milliyet Blog’da “MİM” ismi verdiği yeni bir proje başlattı.

Profiline o “ biraz”ların yanına “ ÇOKÇA AKILLI” sıfatını da eklemeli Juliet.

Akıllı kadın, kahvaltıda biraz şuh, çokça sitemkar ses tınısı ve mimikler ile

“Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile” dedi, kocasına..

Eşi, birkaç saniyelik bocalama sonrası

“ aaa tabii, hatırlıyorum hayatım. Ayıp ettin yani!” diyerek evden çıktı.

Öğleye doğru kapı çalındı..

Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı...

Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı gelen...

Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti.

Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı..

Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı..

“Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise..Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı...”

Adam’dan gelen yanıt “Hadi beeeeee”

Dilerim bu “MİM” konusunda aynı pozisyona düşüp “ hadi beeeee!” diyen adamcağızın pozisyonuna düşmemiş olurum.

“ Neden blog yazıyorum?”

Bir çok blog arkadaşımın bildiği gibi Gazeteciyim. Uzun yıllardır ( dönem dönem) bu mesleği yapıyor ve amiyane deyim ile günü kurtarıyorum.

Önceleri, yani bu mesleğe başladığınızda, daha önce başlayanlarda da yaşanan paradokslar yaşamaya başlarsınız. Ama bunun paradoks olduğunu yıllar sonra anlarsınız. fotoğraf makinesi ve ses kayıt cihazını elinize aldığınız da üzerinize görünmez bir zırh giydiğinizi ve her güce sahip olduğunuzu sanıp, ona göre davranırsınız.

Elinizdekiler ile her deliğe girebileceğinizi, Her istediğinizi sorguya çekebileceğinizi, hatta yargılayıp mahkumiyet bile vereceğinize hükmedersiniz.

Çünkü siz kamuoyu adına görev yapıyorsunuz. ‘Hiç kimsenin mahremiyeti sizin görevinizden önemli değildir. Herkes telefonunuza çıkmaya, sorularınıza cevap vermeye, ve hatta abartılarınıza boyun eğmeye mecburdur.’. Hele bir de köşeniz varsa kaleminiz, size, beklediğiniz ilgiyi göstermeyenlere ateş püskürür, kan kusturur, sonra da yakın çevrenizdekilere “ Nasıl geçirmişim ama” dersiniz..

Biraz palazlandığınız, çevrede tanınmaya ve “Gasteci (!)” olarak ün yapmaya başladığınızda, biraz daha “ ağır abi/ abla” ayaklarında takılmaya ve ota-boka haber yapmaz, seçici olursunuz. Özel haberler peşinde koşar, gündeme dair köşeler yazarsınız. Günler günleri kovalar, siz haberler ve gündemleri kovalar durursunuz.

Sonra yaşınız kemale erer ve arkaya dönüp bakarsınız.

Ne çok insan kırmış, ne çok insanın hakında anlamsız, gereksiz, rendice edici ve karşıdaki kişinin yaşamında dönüm noktası olacak haberler yaptığınızı görür kimileri ile övünç, kimileri için ise sızı duyarsınız.

Bir bakarsınız ki, geçmişinizde yaşa(t)dıklarınız, yalnızca sizin hafızanızda ve arşivinizdeki sararan gazete kağıtlarında kalmış. “Nasıl geçirdim ama!” ların yerini “ ne büyük haksızlık etmişim”ler alır. Hüzünlenirsiniz. Aynaya bakar ve “Hayat bana kötü geçirmişsin bee!” dersiniz.

İşte böyle anlardan birinde İstanbul’un Silivri İlçesinde Değişim isimli bir yerel gazetede Genel Yayın Yönetmenliği yapmaya başlamıştım. Yıl 2006. Alptekin Yıldız ( ki kendisi de Blogun ilk yazanlarındandır) Milliyet Blog’dan söz etti. Kayıt olup yazılarımı buraya da göndermeye başladım. Bir çok dergide, gazetede yazılarım yayımlanmış ama burada aldığım lezzeti vermemişti. Yazıyorum, anında tepki alabiliyorum. Başkalarını okuyor tepkimi koyabiliyorum. O tepkilere karşılık alıyor ya da verebiliyorum. Türkiye’nin hatta dünyanın bir çok yöresinden arkadaşlar edinebiliyor onlar ile özel sohbet pencerelerinde bilgi, sevgi alışverişinde bulunabiliyorum.

Sevgiyi, hoşgörüyü, hırslarımı, kırgınlıklarımı, kızgınlıklarımı özelimi , gizemimi buradan onlarca, yüzlerce hatta zaman zaman binlerce okur ile paylaşabiliyorum…


. “ Neden blog yazıyorsun?” diye kendime sormamı istemişti ya Juliet. Daha onlarca gerekçe bulunabilir. Sanırım tüm yolların çıktığı tek adres var :

EGO TATMİNİ..

İşte bunun için yazıyorum.

Sevgili Juliet’in projesi gereği ü isim “MİM”lemem gerekiyor.

Neden yazdıklarından çok nasıl yazdıklarını merak ettiğim ve okumaktan büyük keyif aldığım onlarca isimden yalnızca üçü.

Güzaltı

Nilgün Akad

Neşe Evrim

Hadi bakalım kolay gelsin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"ego tatmini" cevabın benimde cevabım oldu izninle :))

beenmaya 
 04.02.2009 16:50
Cevap :
Seninle ortak o kadar çok düşünce paydamız var ki, ohoooo!:))  05.02.2009 4:22
 

TRT Radyo-1'deki "Neden Blog Yazıyoruz?" temalı 45 dakikalık konuşmalarımızı bilgisayarıma kaydetmiştim; bu konuda yazdığım blogda bağlantı adresini verdim. İndirip dinleyebilirsiniz, sevgiyle, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 29.01.2009 17:06
 

Çok içten ve duru buldum yazınızı. Şimdiye kadar da sizi okumadığıma üzüldüm. Selamlar...

vakayinüvis 
 26.01.2009 22:44
Cevap :
Zarif yorumunuz için teşekkür ederim.  27.01.2009 0:18
 

Yaşamıma girmeseydin nasıl olurdu diye düşüneyim diyorum ı ıh düşünmek istemiyorum... Yaşamıma kattığın bu yazım zenginliğim için sana ömür boyu minnet borçlu olacağım... Bana verdiğin emekler için de... Beni seninle buluşturan Ali Gülcü'ye de minnetim sonsuz... Sayende yazıyorum. Seni çook seviyorum...

Sema Sener 
 26.01.2009 1:12
Cevap :
Semoş'um bu ne güzel bir şey yaaa! Şu an içim coşku dolu. Ne mutlu bana.. Sevgili Jüliet'in sorusunun bir yanıtı da bu olmalı işte.. Blogda da belirtmiştim ya "sevgi paylaşma" Bundan güzel bir gerekçe olabilir mi? Seni tanımış olmak, gazetelerde ve burada yazmaya başlamanda vesile olmanın ötesinde sen gibi bir dost edinmiş olmak ben için paha biçilmez değerde. İyi ki tanımışım, iyi ki varsın Semoş'um. Ben de seni çok seviyorum..  26.01.2009 1:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 807
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1215
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster