Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
342
 

Bakhos’un gazabı

Batıdan yana taraflarım tel tel dökülüyor… Batı, içselleştirdiğim siyasi, ekonomik ve sosyal temellerime kibrit suyu döküyor şimdi, yine kendi elleriyle. Batılı dostum, kuru çulu bana layık görüyor, sağolsun hamaset edebiyatını da kulaklarımdan eksik etmeden! Ne de olsa kuru çul üstünde paslı kulak, dostluğa yakışır mı…

Dante seslenirken incelikle ve sıcaklıkla cehennemime, yüreğimde bir Eyüp sancısı var, bilmem niye…

Kahramanlarımı çağırırken tek tek roman sayfalarından, tarih sayfalarından; Don Kişot neden küs İnce Memed’e… William Wallace neden el atmıyor, Ömer Muhtar’ın soylu sevdasının düşmek üzere olan sancağına, neden…

Güncelerine içtenliklerini ve pazarlıksız hallerini yazarken Batılı üstatlarım, doğuda kanayan çocuk ellerimi kim saracak şimdi, hangi sayfadan sonrası yırtıktık artık onların güncelerinin…

Yüzüne bakarken Tolstoy’un Fakir Baykurt, Irazca dirliğini nerde yitirdi sen kendi kırılmalarını yaşarken derse ne demeli bu hallerine orta Anadolu bozkırının…

Arthur Miller’ın koluna giren Koca Kemal, şaşkın mı kalmalı ölümüne beş kala, doğu nasıl batıl bir batık oldu diye…

Mehmet Uzun’un roman kahramanlarına “Bir Yusuf Masalı” kadar sahici sıcaklığa sahip değilse İsmet Özel; kendi yaranı saramazken kardeşin burnunun dibinde suskunken hallerine, Karagöz’e Şarlo kaç şapka daha çıkarırken biz gülmeyi ayıp sayarız kendi kavlimizce haram kıldığımız yaşamda…

Batılı kardeşlerim, dostlarım benim bugün imrendiğim senin yaptığın benim körlüğümün diyeti olan cennetine; ilk ne zaman bir zenci gözyaşı düştü sahi, sonra Sudanlı’nın mide bulantısı…

Barbar kaşlarım çatılırken kardeşime kardeşin değil düşmanındır buyruğunuz uyarınca, siz kaçıncı yaz tatili kılavuz kitapçığını okuyup kaçıncı tura katılıyordunuz…

Ben hangi zehirin bağımlısıyım ki, sizin kurduğunuz her tuzağı az sonra mutluluk sanıp serabınıza gerçek kadar çok sarıldım, ah!

Arafat’ı bir gün şaibenize ve sansasyon haberlerinize teslim edeceğimi aklımın ucundan bile geçirmezken, giderayak zanlı bırakmayı benim hangi elimle sağladınız, kırılmış olan…

Kırık aynaları var şimdi Bursa’nın, İstanbul’un; sokağımıza ve sosyal yaşamımıza Paris yapma çiçeklerinin, New York kendini bilmezliğinin kırıklarının sıçradığı…

Nasıl bir akıl karışıklığıyla işliyorsa serbest piyasamız, üçkağıt ve satış dışında her şeyin tıkır tıkır tek elle yürütüldüğü…

Arap kardeşlerim, Pers kardeşlerim; demokrasi, serbest düşünce ve üretim dışında her şey meşru yaşamınızda, varil varil geleceğinizi ve parsel parsel bağımsızlığınızı sunarken siz Batılı kardeşlerimize…

Kaç Afrika ülkesinde kaç tane aydın Batılı çokuluslu şirket eliyle öldürülmüş diyorlar, yalan! Hintlileri Manchester pamuklularını almaya mahkum etmek için Hintli dokuma ustalarının ellerinin yine Batılılar eliyle vaktiyle kesildiği gibi! Ya da, Çinlileri afyona alıştırmak için savaş açıldığı gibi!...

Türkiye Yahudiliğinin tarihçisi Avram Galante, “ Yahudiliğin gerçek başkenti “ olarak New York’u görüyor. Sahi; dünyanın kan alım can satım gerçek merkezi neresidir sizce, ey Ortadoğulu kardeşlerim!... Üstelik son çeyrek yüzyılda Bakhos’un gazabına uğramış gibiyken hepimiz… (Bakhos, Yunan mitolojisinde üzüm ve şarap tanrısı! )

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 369
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

1975’te Ankara’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster