Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
47
 

Bakış Açım ve Kendime Karşı Hissettiklerim - I

Ne kendimi başkasının yerine koyabilmeyi başarabildim, ne de başkasının yerine koyabilecek kendimi bulabildim. Bazen kendimin kim olduğunu unutuyorum; yapabildiklerimi ve yapamadıklarımı. Bir de yaptıklarımı unutabilsem. Kendimi bu hale getiren Benden ne istiyorum?

Sağduyum kadar duyumsayabilseydim ya gerçekleri, belki o zaman yaşatabilirdim içimdeki Beni. Dönüp dolaşacağım geleceğim yere, kendi içime dönüyorum.

 Nerede bıraktım acaba kendimi? Bensizliğe tahammül edemiyorum hiç, katlanılır gibi değil bensizlik! (bunu dediysem, haddimi de bilirim yani.) Beni benden alan zamandı. O halde, beni bana verecek olan da zaman olmalı diye düşünmekteyim de olan şu, AVUTURDU BENİ ZAMAN...

“Hüznü bir çırpıda karşılayabilmeli olgunsa insan.” Acımasız olan hayat değildir aslında, BİZ İNSANLAR daha acımasızız. Kendi acısını bilen ve ona rağmen gülümseyebilen insan acıyı hiç tatmamıştır aslında ve tatmasın da diyorum, ama “Canı yanmalı, acımalı merhametliyse insan. Ağlamak da gerekir bazen...”

“Omzun genişse ağlayanı çok olur”, çünkü yüreklisindir, herkes sana sığınır. Suratının gülmesi önemli değil, yeter ki kaderin gülsün. Formun ÜstüKaderin sana gülmüyorsa, sen kaderine gül ki KADER UTANSIN senin gülümsemenden...Ne kendimi başkasının yerine koyabilmeyi başarabildim, ne de başkasının yerine koyabilecek kendimi bulabildim. Bazen kendimin kim olduğunu unutuyorum; yapabildiklerimi ve yapamadıklarımı. Bir de yaptıklarımı unutabilsem. Kendimi bu hale getiren Benden ne istiyorum?

Hayatım stabil, sağlık ve ruh durumum değişken, duygularımsa çoktan eks oldu. Son zamanlarda insanlığımızdan o kadar utandığımız anlar oldu ki, acaba hayvanlar beni de aralarına alırlar mı diye düşünmeye başladım.

Sıkılıyorum, bocalıyorum, Ne çok uğraşıyorum hayatla. Ne çok beklemiştim acılarımın geçmesini, salaklık işte bendeki. Hem tutulamayan hem de tutunamayan gerçeklerim var benim...

Sordular bana NEREDESİN? Sahi BEN neredeyim? Olmak istediğim yerde değilim kesinlikle de cevaben, “HİÇlilkteyim gene. Müsait olunca dönerim” diyorum. Bazen kendimi takip edemiyorum; o zaman sayfama, kendimi kaybettim, bulanların insaniyet namına Ben’e haber vermesi rica olunur diye yazıyorum. Zaten insanoğlunun en sık kaybettiği ve aradığı şey değil midir kendi. Panik yapmaya hiç lüzum yok öyleyse.

Hiç sormayın, hastane atığı gibi hissediyorum kendimi. Bir engelli gözüyle, herkesi engelli olarak görüyorum. İşsizim ve eşsizim. Yani BOŞ-LUK-TA-YIM... Son zamanlarda sık sık ettiğim dua: “Üzerimdeki bu muhtaç yaftasından beni kurtar, ya beni iyileştir ya canımı al Rabbim.” Hiçbir şey gerçekler kadar acıtmadı derindeki yaramı.

O kadar kimyasalla yüklü ki bünyem, tüm kimyanızı bozabilirim. Her şey içimdekinden ötürü be ya diye şakasına takılsam da hayattan bir ders daha çıkardım. Kesinlikle kendini affetmeyeceksin, affedersen yine hata yaparsın. Yaşantısının bir anlamı kalmadığını düşündüğünde ölmek ister insan, o zaman feci bir yük gelir yaşamak. Ölüm karaya bağlanır hep, sanılanın aksine, KAR BEYAZDIR ÖLÜM!

            SUÇUMU İTİRAF EDİYORUM!
Kendimi öldürdüm yıllar önce. Ama ASLA teslim olmayacağım hayata…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 48
Kayıt tarihi
: 19.04.18
 
 

1980 Adana doğumluyum. 13 yaşında friedreich ataksisi hastası olduğum ortaya çıktı. İlköğrenimi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster