Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1527
 

Bakış açısı ve anlatım

Bakış açısı ve anlatım
 

kitap okumak gibi...


Yazarak insanlarla iletişim kurabilmek, içtenliğini sergileyebilmek, kızgınlığını ifade edebilmek çok kolay.

Ama konuşurken neden sorun yaşarız?

Neden konuşurken karşımızdaki ile tam anlaşamayız?

Sesler mi engeldir buna?

Sesler işitildiğinde beyin daha mı az çalışır? Daha mı az üretir?

Sesi yaymak ve hazırlamak için, düşünebilmek için harcanan enerji, yazarken sadece düşünme için mi harcanıyor?

Sesli ve yüzyüze iletişimde mimikler de çok önemli.

Sesin tonuna uygun mimik yakalayamadık mı ya da sergileyemedik mi anlatmak istediklerimiz ya da duyduklarımız bazen bizi yanıltıyor ki galiba anlaşmazlıklar oluşuyor.

Aslında ses tonumuz ve mimiklerimiz bizi ele veren iki önemli unsur. Ama bazı insanlar tam bir konuşma sanatı ve mimik ustası gibi karşısındakini nasıl oluyor da çok çabuk etkileyip ikna edebiliyor?

Acaba hep karşılarına kandırılmaya hazır insanlar mı çıkıyor?

Ya da kandırılma hep karşılıklı mı oluyor?

Hani, bakışında ve ses tanunda sevgiyi yakalamak istediğimiz annemiz ve babamız gibi sıcacık bir merhaba vermek veya almak...

Anlamam kim kimi kandırıyor ve ne için? Kazanan veya gerçekten kaybeden taraf var mıdır acaba?

Kaybeden taraf ya da kaybedilenler çok bence...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konuşurken neden sorun yaşanır ? Bence bunun nedeni kimi cadaloz annelerle, kimi cadaloz öğretmenler.. "Büyükler konuşurken küçükler lafa girmez!" "Sen sus bakayım, kim sana konuşman için izin verdi? " "Yarın sözlü sınav yapacağım, ortalamanız kaç olursa olsun, bu sınavdan zayıf alanların karnesine zayıf gelecek." "Kimdi o konuştuğun telefonda ? Ne istiyormuş ? Ne dedi sana ? " Bu kadar yeter mi arkadaşım ? Örnekleri siz de çoğaltabilirsiniz. Daha okula adım atar atmaz cadaloz öğretmen bir sınıf başkanı seçer ve başkana görevlerini hatırlatır. Başkanın en önemli ve tek görevi "konuşanları tahtaya yazmak"tır. Başkan yazar, cadaloz öğretmen konuşanların kulaklarını uzatarak onları cezalandırır. Yine aynı cadalozlar "bak bakayım gözümün içine.. yalan mı söylüyorsun yoksa !" diye sorgularlar çoğu kez.. Belki yalan söylemeyen biri de bu nedenle bakamıyordur kimsenin gözünün içine.. Ne dersiniz ? Sevgiler..selamlar..

zelinartug 
 09.10.2008 1:54
Cevap :
İlginç ve hiç düşünemediğim bir yaklaşım:) Neden olmasın? Belki de haklısınızdır. Anlatmak isytediğim şuydu aslında: Buradan bloklarını okuduğum çoğu arkadaşla yazıları bazında anlaşabiliyorum, ama gerçek dünyadaki çoğu insanı anlayamıyorum. Bazen benim sabrım yok onları dinlemeye ve anlamaya, bazen de konuşasım yok... O nednele "acaba yanlış mı anlıyorum? Yanlış mı değerlendiriyorum da ya da neden ses tonları sertleşti acaba?" diye düşünürüm hep. Yazanların çoğuyla konuşabilirken-yorum yoluyla-konuşanların çoğuyla konuşamıyorum sevgili dost:) Derdim kendimi sorgulamaktı. Ama, ben insanların gözündeki o "istemediğim bakışı" görmemek için bakmam gözlere...:) Ama dediğim gibi, sizin bakış açınız da gerçekten etkileyici bir durum oldu benim için. Çok teşekkürler, sevgilerle...  09.10.2008 16:01
 

sorun ne biliyor musun: iletişememek. Başka bir şey değil. Yani yüzyüzeyken karşıdakine söyleyeceğin şeyleri kafandan geçirmeye başladın mı bitiyor herşey. Halbuki aile içi öyle değil. Doğalsın. Herşeyi konuşabilirsin. Ötekilerle ise kitabi kelimelerin seçimini yapmaya çalışırken konuşmaya başlamak öte yandan yeni kelimelerin seçimine hazırlanmak... bu döngü bu sonucu doğuruyor gibi. İnşallah saçmalamamışımdır. :::))) Sevgi/saygı

Mustafa Tayfun 
 25.06.2008 12:26
Cevap :
haklısınız. Zaten sorunlu ve ayrılıkla biten evliliklerde de iletişememek neden oluyor. Her aile içi ortamda iletişim olmuyor malesef...Bazen insanlar kırıcı olabilmek için de kelime seçiyorlar...:) Ne demek saçmalamak... TEşekkürler ellerinize sağlık. Sevgilerimle...  25.06.2008 19:04
 

sevgili dost, sizi tekrar görmek ne hoş. şark toplumu olmamız sebep galiba, şu iletişim denen şeyi adam gibi beceremeyişimize... kimbilir ne mutlulukları, ne dostlukları elimizden kaçırıveriyoruz bu huyumuz yüzünden...ha, bi de aldatılmayı da seviyor muyuz nedir?

hazandagüzeldir 
 20.06.2008 0:01
Cevap :
:) Merhaba güzel dost, aslında farkında olmadığımız ya da farketmemeye çalıştığımız belki de kendimizi aldatıyor olanın algısını yaşamamak... Ben hep şunu derim. En büyük aldatma ve yalan insanın kendi kendisini aldatmasıdır. En acısı da bunu görmezden gelme becerisini yakalayamamak veya ... bilemiyorum ki dostum...:) Yaşam nasıl güzelleşir bazı insanlar için... Henüz bulamadım bunun yolunu:) Sevgilerimle... Kendine iyi bak..  20.06.2008 15:44
 

Konuşurken mutlaka göz göze olmak esastır !Bu durumda yalan söylemek neredeyse mümkün değildir,bakışlar ele verir çünkü!Selamlar sevgiler..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 19.06.2008 23:40
Cevap :
iyi de üstadım, yalancı zaten koca maskesiyle geziniyor ve mümkün olduğunca da gözüne bakmamaya çalışıyor. :)) Sevgilerimle...  20.06.2008 15:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster