Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1110
 

Bakkal açmak bile daha zor

Bakkal açmak bile daha zor
 

Yürütme çarçabuk aldığı bir kararla üniversitesi olmayan 9 ile birden üniversite açtığını duyurdu. Var olan Meslek Yüksek Okulu tabelaları yerlerinden söküldü koca koca üniversite tabelaları asıldı, e bir de kanuni zorunluluk olarak profesör mevkisinde bir rektör de atanınca al sana üniversite oldu. İnsanın aklına sormak geliyor; bu güzelim fikir daha önceki hükümetlerin neden aklına gelmedi. Madem bu kadar kolaydı ve de gerekliydi de önceki hükümetler ya çok beceriksizdi ya da hain. Veya bu iş sanıldığı kadar basit değil de basite indirgenmeyecek bir mesele böyle bir hale sokuluyor?

Neden her ile üniversite açılır?

Yıllar yılı hükümetler üniversite açmayı oy hesaplarıyla yaptılar, seçimlerde verdikleri sözlerle o illere üniversite açıldı. Yerel siyasetçiler milletvekillerini, onlar da parti yöneticilerini bu konuda sıkıştırdılar ve illerine üniversite istediler. İlk yapılan üniversiteler de o illerin ekonomisi için bacasız sanayi gibi oldu. Bugün Eskişehir’i Eskişehir yapan şeylerden biri de Anadolu Üniversitesi’dir. Bir de yanına Osmangazi Üniversitesi’ni koyun, tadından yenmez. Ya Isparta…Gül ve halı Isparta için ne kadar önemliyse Süleyman Demirel Üniversitesi de o kadar önemlidir. Bakkalından tutun da konut kiralamalarına, yerel ve ulusal taşımacılığa kadar üniversite o il için sağlam bir gelir kapısı durumunda.

Hal böyle olunca siyasetçiler üniversite için yoğun bir baskı yaptılar. İllerde bu konuda komiteler kuruldu. Sonuçta iktidar eğitim gerçeğinden uzak bir kararla böyle bir karar aldı ve her ile bir üniversite tabelası asıldı. Bina aynı bina, imkanlar aynı imkanlar ama adı artık Üniversite. Ardahan, Bayburt, Bartın, Gümüşhane, Iğdır, Hakkari, Şırnak, Tunceli, Yalova Üniversitesi…Sağlık ocaklarını tabelasını değiştirip hastane yapmak ne kadar mümkünse, trenin hızını arttırıp “Hızlı Tren” yapmak ne kadar mümkünse, grevsiz, toplu sözleşmesiz sendika ne kadar mümkünse bu da o kadar mümkün…

Peki gerekçeler nedir? Nüfusumuzla oranlayınca üniversite sayısı yetersizmiş, bazı illerde üniversite olmaması o illere haksızlıkmış, üniversite kapısında yığılma varmış bu yığılmayı azaltarak yeni bir üniversite sistemine geçiş yapılacakmış. Bunların hepsi geçersiz savlar. Bizim asıl sorunumuz üniversite eğitimiz midir? Evet, üniversitelerimizin sorunları var fakat ordaki sorun sayının azlığı değil, bilimsel, kaliteli ve demokratik bir eğitim verme sorunudur. Eğitimin asıl sorunu bu kadar genci iyi yetiştirme, iş gücüne katma sorunudur; bu sorunu da üniversitelere yıkamazsınız. Liselerin hali ortada iken, mesleki eğitim siyasetin oyuncağı olmuşken tutup da üniversitelerde lise eğitimi vermeniz bu ülkenin başına büyük dertler açar.

Üniversiteleri bekleyen tehlike?

Dünyada 15.000 civarı üniversite bulunmakta. Bilinirlilik, akademik eğitim düzeyi, yazılan makale ve bilimsel tezlere göre yapılan sıralamada Türkiye’deki üniversitelerin hali içler acısı. ODTÜ ve Bilkent ilk 500’deler (Bilkent-479, ODTÜ-438). İlk 1000 içinde sadece 7 üniversitemiz var (ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi-508, İTÜ-720, Ankara-798, Hacettepe-818 ve Ege-938). Yani biz hali hazırda bile iyi bir üniversite eğitimi veremiyoruz. Bir de bunlara yeni yeni tabela üniversiteleri ekledik. Sorunun özünde şu var: bu kadar kalitesiz bir eğitimle yetiştirdiğimiz, diploma verdiğimiz bireylerin yarın bulundukları makamlarda verecekleri hizmetin kalitesi ne olacak? Hiç profesör görmeden mezun olan bir Hukuk öğrencisinin Hakim veya savcı olması; üniversite hastanesi devlet hastanesi gibi olan bir Tıp Fakültesi mezununun doktorluğu; hiçbir imkanı olmayan, küçük bir kasabada eğitim alan Eğitim Fakültesi mezunu bir öğretmenin durumu ne olacak? Üniversite eğitimini dar kalıplara hapsedenlerin bu konuda bir fikirleri var mıdır?

Üniversite için bakın vikipedi’de neler yazıyor: Eflatun ve Aristo’nun hiçbir politik ve dini baskı unsuru olmadan öğrencileri ile felsefi tartışma yarattıkları ortamdan esinlenerek günümüze kadar evrensel ölçekte bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak “universitas” üniversite adını almışlardır. Üniversite felsefi tartışma ortamında akıl sürecini duygusal sürecin önüne alarak kişilerin olayları görerek ve tartışarak farkına varılabilirliğini sağlayan ortamlardır. Türk Dil Kurumu Büyük Sözlüğü’nde üniversite sözcüğünün karşısında bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu yazıyor. Bu kriterlere göre ülkemizde kaç üniversite var? Yeni açılanların kaçı bu konuda idialı?

Bir de işin eğitimci boyutu var. Üniversitelerimizin bina ve teknolojik donanımları kadar öğretim üyesi imkanları da kısıtlı. Üniversitelerde 2004-2008 yılları arasında öğrenci sayısı 424 bin 45 kişilik artışla yüzde 20.45 artarken, öğretim üyesi sayısındaki artış 14 bin 9 ile yüzde 17.06'da kaldı. Üniversitelerde görev yapan öğretim üyesi sayısı 200-2005 eğitim döneminde 82 bin 96 iken bu rakam 2005-2006 eğitim döneminde 84 bin 785'e, 2006- 2007 eğitim döneminde 86 bin 522'ye 2007-2008 eğitim döneminde ise 96 bin 105'e çıktı. 2008- 2009 öğretim yılında ise görev yapacak öğretim üyesi sayısında artış olmasına karşın Profesör, Doçent ve Yardımcı Doçent sayısında önemli bir artış yaşanmadığı gözlemlendi. Mevcutlara yeterli öğretim üyesi bulamazken yeniler için durum daha da vahim görünüyor. Son zamanlarda hızlı bir biçimde öğretim üyesi alımları yapılmakta; fakat bunun yılların açığını kapatması mümkün değil; öğretim üyelerinin profesör, doçent veya yardımcı doçent olmaları yıllar alan bir uğraş.

Üniversite bir yaşam biçimidir, alınan eğitim kadar o şehrin kültürüdür, var oluşudur. İzmir Dokuz Eylül’le, Ege ile İzmir’dir; Manisa Celal Bayar Üniversitesi ile özdeştir, Selçuk bozkırın ortasında bir eğitim vahasıdır, Karadeniz Teknik Üniversitesi ODTÜ ile birlikte Anadolu’nun teknik üniversite çınarlardır. Üniversite eğitimini bu kadar basite indirgemek, üniversitelerimize, gençlerimize ve her şeyden öte geleceğimize haksızlıktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dogrusu su andaki meslek sahibi insanlarin kacina diplomasindan dolayi guvenebiliyoruz ki? Diploma degil, bilgisi olup, bunu kanitlayan kisilere yoneliyoruz. Zaten bir cok gelismis ulkede TC diplomalarinin fazla bir ehemmiyeti de yok. Ancak kisisel cabalarinizla yukselme imkaniniz var. Bozuk duzene yeni bozuk katilimlar hayirli olsun:(

Armagan 
 02.03.2010 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 10066
Kayıt tarihi
: 04.12.09
 
 

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında çalışıyorum...İşimle ilgili ve işimin malzemesi olan insanl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster